Şehir sevgisi biraz çocuksudur…

Başka şehirlerde gördüğünü kendişehrinde ister, çocuk…

Oysa “Her şehrin bir göz rengi, saç rengi hatta cinsiyeti vardır…” der kentbilimcileri…

İşte bu nedenle, mukallit şehirlerindeğeri pek yoktur.

Özgün kimliğini ve hafızasınıkoruyan şehirlerdir değerli olan. 

Geçtiğimiz hafta sonu kentkimliğini korumuş ama yeniden asrın ‘asrî şehri’ kimliğini de oluşturmuş Eskişehir’deydim…

Kent Konseyleri Birliği çalıştayındada Eskişehir B.B. Başkanı Yılmaz Büyükerşen’le kentle ilgili süreli sohbetimizoldu:

“Bizde hiç yüksek bina yoktur, sadece Halk Bankası var ona da biz izinvermedik, bakanlık özel imar alanı ilan etti. Stadın yerine de biz izinvermedik çünkü orman manzarasını kapatıyordu.”

Porsuk çayını sordum:

“Porsuk’un iki tarafına çelik duvar ördük ki, atık sular sızıntılarakmasın. Tabanını büyük kayalarla besledik ki su toprakla temasını kaybetmesin,sudaki doğal hayat bozulması diye”

O an çocuksu duygularımasabiyetimle kabarıverdi…

Öyle ya bizde de bir daysan nehriKarakoyun Deresi vardı…

Bundan tam binbeşyüz yıl önceUrfa’yı ve Balıklıgöl’ü sel alıyor, sellerde şehir zarar görüyor, insanlar ölüyordu.Eddesa’ya bağlı Membiçli diye Teodora’nın da baskısıyla I. Justinianos insaneliyle bugünkü Karakoyun Deresini inşa etti… Artık Balıklıgöl’ü sellerbasmıyordu insanlar ölmüyordu…

Halka temiz içme suyu sağlayan, dünyanınilk kehriz (Su dağıtım) sistemi bu yüzyılın sonuna kadar tıkır tıkır çalıştı…

21. yüzyılda kanalın başındanneler geldi, neler geçti?

Başkan Halil Çelik dönemindebendelerle oynandı; Haleplibahçe’yi su bastı!

Başkan Ahmet Bahçivan bir şehrinana damarı olan Karakoyun Deresinin üstünü kapattı… Her yerde bununla övünüroldu… Öyle ki bu eser (!) sayesinde 2. kez başkanlığa seçildi.

Başkan Ahmet Eşref Fakıbaba,KEŞKÜL Vakfı ile bir boydan bir boya demir ağlarla ören ucube bir projeylekatletti.

Başkan Celallettin Güvenç’in valilikdöneminde Karakoyun Deresinden su akacak denildi… Özel İdare aracılığıyla OSB’yede su verilecek bir isale hattı ihale edildi… İş teslim edildi yüklenicifirmaya para ödendi ama bir damla su ne Karakoyun’a aktı ne de OSB’ye…

Peki, Nihat Çiftçi ne yaptı?

O halen gülümsüyor…

Kafası teleferikte kalmış, havadankaraya inse Karakoyunu görecek…

Mesele öyle parti meselesi,adamım falan değil…

Fatma Şahin Alleben Deresiniprojelendiriyormuş…

“Eser bırakmayanın yerinde yellereser” derler.

Öyle eser bırakacaksın ki Porsuk Nehriaktıkça adın söylenecek…

Tıpkı antik adıyla Daysan Nehriolan Karakoyun aktıkça binbeşyüz yıl sonra Justinianos adının söyleneceği gibi…

Bir eser?

Ne gezer, efendi nezer!

Daha dün, Balıklıgöl Hz.İbrahim’in varlığıyla anılan kutsiyeti seller, çamurlar bastı…

Kentin göz bebeğini, Balıklıgöl’üselden kurtaramayanlar neyin hesabını verecek?

Gölün iç havzaya düşen yağmursularını yine Balıkgöl tahliye kanallarına bağlayıp tüm uyarıları dikkattealmayanlardan büyük eser beklemek biraz hayalcilik olur.

Olur, ama yine de hayallerimizide kimseye teslim etmeyeceğiz. 

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.

banner8

banner6