İnsanların en nazik, en kibar, en mükemmelpeygamberine iman ettik. Peygamber olarak en üstün vasfa sahip olduğu gibi,insan olarak da mükemmelliğin erişilebilecek en yüksek zirvesinde bulunuyordu.Mübarek ağzından kaba, çirkin sayılabilecek hiçbir söz çıkmazdı kendisinedüşmanlık edenlere karşı bile. Böylesine muhabbet dolu, şirin tavırlı, yüceahlaklı, halavet ve letafet sahibiydi.

Hiç kimseyi rahatsız etmeyen, hiç kimseyiincitmeyen o mübarek zat, rahatsız etmeyi ve incitici söz veya tutumları,nezaket dışı kaba davranmayı da yasaklamıştır.Komşuluk, ticari veya herhangibir ilişkide insanların birbirleriyle ahlaki ölçüler içinde davranmasınıöğütlemiştir. Komşuyu rahatsız etmekten şiddetle sakındırdığı gibi, kamuya aitbütün iş ve mekânlarda da rahatsızlık vermeyi menetmiştir. Yola rahatsızlıkveren şeyi kaldırmayı imandan saymış, sadaka olduğunu bildirmiştir.  Kur’an’a dayalı ahlak düzeniyle en medenilereefendi olan bir toplum oluşturmayı hedeflemiştir. Yetiştirdiği sahabetoplumuyla bunu başarmış ve insanlığın önüne model olarak koymuştur.

Sonraki nesillerin büyük ölçüde bu mübarekpeygamberi n direktiflerine uymadıklarını, onun nezaketini örnek almadıklarınıtoplumdaki yaşam tarzından anlamak mümkündür.

Böyle bir peygambere can u gönülden bağlandıklarınısöyleyen, O’na iman eden ümmetinin de ahlaki güzellikler bakımından biraz dahiolsa O’na benzemesi gerekmez miydi? En azından birbirlerine karşı kibar venazik olmaları gerekir. Bırakın düşmanlarını, birbirlerine karşı hoşgörülü,  saygılı, tahammüllü, olmalarıbeklenir.Birbirlerini incitmeyen, rahatsızlık vermeyen bir ümmet olmalarındandaha doğal ne olabilir? Ne yazık ki O mübareğin asrımızdaki ümmeti,büyükçoğunlukla O’na tam zıt bir ahlak yapısı içinde oldukları görülüyor. O’nabenzemeyen, O’na yakışmayan bir ümmet oluverdik. Allah düşmanlarına karşıbeslememiz gereken duyguları Müslümanlar olarak birbirimize besliyoruz. Allahdüşmanlarına gösterilen yakınlık ve kibarlığı ne yazık ki Müslüman kardeşinegöstermeyenlerin sayısı hayli fazladır.Kur’an’ın “Hayırlarda yarışınız!”(Bakara,148) emri, sanki “Birbirinizi alabildiğine incitmede ve rahatsız etmedeyarışınız!” şeklinde anlaşılmış gibi görünüyor. 

Gözlemlediğimiz kadarıyla insanlar süreklibirbirlerini rahatsız edip dururlar. İnsanın insandan çektiği rahatsızlığıbaşka hiçbir yaratıktan görmez. Ne yazık ki en çok rahatsız edilenler vehuzursuz edilenler de hiç kimseyi rahatsız etmeyen insanlardır.

Sanki herkes birbirini rahatsız etme yarışınagirmiş.

İnsan çocukluğunda, büyüklerin baskısı altındaolduğu gibi diğer çocuklar tarafından rahatsız edilir.

Gençlikte, yaşlılıkta yine arkadaşları ve çevresitarafından rahatsız edilir.

Her aile, diğer ailelerin ve komşuların rahatsızlıkvermesiyle karşı karşıyadır.

İş yerinde amirleri ve iş arkadaşları tarafındanrahatsız edilir.

Emeklilikte yine onu rahat bırakmazlar. Her hal vetavrını, yaşam tarzını sorgulayıp rahatsız edeler.

Aileler genişleyip köy yahut aşiret haline gelincediğer köy ve aşiretler tarafından rahatsız edilirler.

Devlet olsalar diğer dış devletlerin düşmanca tutumve rahatsızlığıyla boğuşup dururlar.

Anlaşılıyor ki ölünceye kadar kimseye rahat yoktur.

Rahatsızlıkların bu mübarek Ramazandadurdurulması gerektiğini beklesek de yanılıyoruz. Bu ayda da bu rahatsız etmeişlemleri kesintisiz, hatta artarak devam etmektedir.

Gün boyu uyuyan ama geceleri sahurakadar uyumayan bir kısım şahısların çevrede, parklarda, bina önlerinde gürültüyaparak, yüksek sesle konuşarak, müzik çalarak uyumak isteyenleri rahatsızettikleri görülmektedir. Elbette sahura kadar uyumak istemeyenlere karışmayahakkımız yoktur ama onların da uyumak isteyenleri rahatsız etmeye haklarıyoktur.

Rahatsızlık veren unsurlardan biri deilahili, tefli, çalgılı programlar düzenlenmesi yüksek ses cihazlarıylaçevredeki sakinlerin rahatsız edilmeleridir. Unutulmamalıdır ki, “Beneğleneyim de kim rahatsız olursa olsun” düşüncesi, mümine hiç bir zamanyakışmaz, hatta kazandığı sevapları da yok etmesi mümkündür.

Başka zamanlarda sürdürülen bu rahatsızedici uygulamaların hiç olmazsa Ramazan-ı Şerifte terk edilmesi, evlerindeşahsi ibadetlerle meşgul olan diğer müminlerin rahatsız edilmemelerigerekmektedir. Mademki Allah’ın yasaklarından kaçınmakla da ibadet yapılmışolur; buna göre hiç kimseyi rahatsız etmeyerek de Ramazan-ı Şeriften sevapkazanılabilir.

Bir kısım nafile ibadetler içingürültülü ya da ışıklı faaliyetler içine girerek insanları rahatsız etmektense,o tarz nafileleri terk etmenin daha doğru olacağını söyleyebiliriz. 

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.

banner8

banner6