Gök kubbesini bir tavan, yeryüzünü de döşek yapıp; insanoğlunun istifadesine sunan Allah’ın şanı çok yücedir. Gündüzü,insanın maişeti için aydınlatan, geceyi bir elbise gibi insanın istirahati için takdir eden Allah; her türlü noksanlıklardan münezzehtir. Gökyüzünü, sayısını ancakkendisinin bileceği sayıda yıldız ve galaksilerle donatıp süsleyen; yeryüzünün, mevsimden mevsime şeklini değiştiren, dört mevsim on iki ay, elli iki hafta üç yüz altmış beş gün, kâinat ve evrenin düzenli bir şekilde işleyipçarkından bir saniye bile geri kalmamasını sağlayan yüce Allah; azametve sınırsız kudret sahibidir…

                                 O, Yeri size beşik yapan ve onda size yollar açan, gökten de su indirendir. Onunla biz çeşitli bitkilerden çiftler çıkardık.” (Taha/53) Evet, yer O’nun, gök O’nun, yerin altı ve üstü O’nun; Hâkimiyet ve hükümranlık kayıtsız şartsız yalnız O’nundur! Dünya O’nun, Ahiret O’nun; insana hayatı veren O, ölümü halk eden ve ölüm sonrasının tek sahibi O, din gününün tek Maliki yalnız ve yalnız Allah’tır.” (C.C) “Yiyiniz; hayvanlarınızı otlatınız. Şüphesiz bunda akıl sahipleri için (Allah’ın kudretine) işaretler vardır.” Sizi ondan (topraktan) yarattık; yine sizi oraya döndüreceğiz ve bir kez daha sizi ondan çıkaracağız.” (Taha/ 54, 55)

                                 Kâinat’ın neresine bakarsak bakalım, her köşesinde, her ucunda ve her bir bucağında; Rahman’ın eşsiz güzellikteki Kevni ayetlerini görürüz. O’nun harika güzellikteki sanatını görmek için bakanlar o güzellikleri görür, ama deve kuşu gibi başını kuma sokup da etrafını göremeyenlere göre ise her yer karanlık ve meçhuldür. Rahman’ın ayetleri karşısında, tefekkür etmemek kadar başka bir talihsizlik, daha büyük bir kayıp var mıdır bilmiyorum? O Allah ki, insani yoktan var etti, onu şekil ve akıl nimetiyle donattı, ona güç ve imkân verdi, dünya hayatı boyuncada, yolunu şaşırmasın diye, ona peyder pey Kitaplar ve Peygamberler gönderdi.

                                 Eğer ki; insanoğlunun sanatı, fikirleri, belagat ve hitabeti, sözü ve özü, felsefesi, düşünce ve ideali; edebiyatı, matematikve sosyolojisi, hâsılı kelam her bir şeyi; Rahman’ın ilminden referansını almıyorsa; batıl, atıl ve kısır kalmaya mahkûmdur. Sözün en güzeli Allah’ın ve Resulü’nün sözüdür, yollar ikidir; biri hak yol diğeri batıldır. Bu ikisi arasında batıldan beslenen sayısız sapık ve batıl yollar vardır ki, onların da sonu nihayetinde batıla ve yok oluşa çıkar.İnsanlar üç sınıftır: “Muvahhidler, münkirler ve Müzebzebinler! Üçüncü zümre ise, iki arada bir derede kalan şaşkınlar…

                                 Yüce Allah, insanı Rahman’ın ayetlerini tefekkür etmeye ve onları yaratan eşsiz kudretsahibini Tevhid, Tehmidve Takdis etmeye davet ediyor. Düşünmez misiniz? Akıl etmez misiniz? Bakmaz mısınız? Şuur etmez misiniz? İkazlarıyla, yüce Allah Kur’an’da insanı kendi özüne ve cevherine çağırmaktadır. İşte insan; özüne ve cevherine sadık kaldığı nispette, yüce Allah’ın yanında değer kazanıp eşref-i mahlûkat derecesine yükselir ancak! İnsan bu hakikatin dışında kaldığı müddetçe; Allah’ın Ulûhiyethakkını, insanın Ubudiyetvazifesini şuurlu bir şekilde hakkıyla takdir edemğinden dolayı; esfeli Safilinin karanlıklarında yok olup gidecektir.

                                 “Rahman olan Allah’a karşı şu size yardım edecek askerleriniz hani kimlerdir? İnkârcılar ancak derin bir gaflet içinde bulunmaktadırlar.” (Mülk/20) Allah size verdiği rızkı kesiverse, size rızık verebilecek olan kimdir? Hayır, onlar azgınlık ve nefrette direnip durmaktadırlar.” (Mülk/21) Evet, güçsüz ve çaresiz olan insanın; Allah’a karşı fütursuzca isyan etmesi onu, derin bir gafletin içine sürükleyip yok etmektedir. Allah’tan başka yardım ve yardımcılar ittihaz etmek, nasipsizliğin ve basiretsizliğin ta kendisidir. Rızkı Allah’tan değil de, Allah’ın yarattığı kullarından beklemek; rızkı takdir eden hakiki Rezzak’ı tanımamak demektir. Hâlbuki her şey, O’nun kudret elinde ve tasarrufundadır! Bir bilinseydi!  

                                 (Resulüm) De ki: “Sizi yaratan, size işitme duyusu, gözler ve kalpler veren O’dur. Ne az şükrediyorsunuz? (Mülk/23) De ki: “Sizi yeryüzünde çoğaltıp yayan O’dur; ancak O’nun huzuruna gelip toplanacaksınız. “De ki: Suyunuz çekiliverse, söyleyin bakalım, size kim bir akarsu getirebilir? (Mülk/24,30) Evet, yüce Rabbimiz Kur’an’da; insanı böylece uyarıp, ve onaikram etmiş olduğu nimetlerine karşı hem şükür etmeye, hem tefekküre, hem düşünmeye ve hem de haddini aşmamaya davet etmektedir…

                                 Ey Rabbimiz! Bizi sana hakkıyla kulluk eden ve senin ayetlerin karşısında kalpleri huşu ile ürperen halis kullarından eyle! Âmin… Hayırlı iftarlar.

30 Mayıs 2019/25 Ramazan 1440.           

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.