UA-89691712-1

            İçerisinde bulunduğumuz Ramazan Ayı hiç şüphesiz diğer 11 aydan daha özel, mübarek bir ay. Dolayısıyla bu mübarek ayın kendine özgü gelenekleri de var. Bu geleneklerin başında ise iftar etkinlikleri gelmektedir. Son yıllarda bu etkinlikleri düzenleyenlerin arasına çok sayıda sivil toplum kuruluşu ve şirket dahil olmaktadır.

            Bazı sivil toplum kuruluşlarının ve şirketlerin düzenlediği iftar etkinliklerinde; sandalyeler nüfuz kaplı ve masalar ağırdır. Gözünün değdiği, kodamandır. Mekana hiyerarşik bir düzen, sofraya ise Ramazan bereketi hakimdir. Bu tür aktiviteleri düzenleyenlerin medyayı unutması da mümkün değildir. Sıradan bir vatandaşa rastlayınca, “Ooo sen de mi buradaydın?” gibi sıra dışı tepkiler vermekten alamazsınız kendinizi. Çünkü böyle aktivitelerin gediklileri bellidir. Bırakın başkanları, müdürleri, patronları… kimi memurların bile koca bir ay çocuklarıyla iftar yapamamaktan yakındığına rastlarsınız buralarda.

            Yemek öncesi sofra ahalisini nadasa bırakan organizasyon sahipleri, yemek sindirilmeden hasadın peşine düşer. Eğer uhrevi duygularla oraya icabet etmişseniz gelenleri, konuşulanları, hal ve hareketleri gördükten sonra: “Zaten garibanı, fakiri çağırmamışsınız; iş konuşmak, siyaset yapmak için Ramazanı beklemeseniz de olurmuş.” çevresinde düşünür durursunuz.

            Medya vasıtasıyla sipariş “İftar Yemeği” haberleri verilirken, bilinçaltına vurulmak istenen garibanlar ve fakirlerdir. Esasında oluşan algı da bu olur. Oysa çoğu zaman bu tarz yemeklerin tek garibanı servis açan garson, en fakiri de tepsi tutan çaycıdır. Bu bahsettiğim etkinliklerde katların ışıltısından, başka gariban ve fakir kimseye rastlamanız da mümkün değildir zaten.

            İslami referanslarla, Ramazanın anlam ve önemine uygun şekilde fakir-fukaraya, garip-gurabaya; yemek dağıtan, sofra kuran kurum ve kuruluşları tenzih ederek çok açık ve net şunu söyleyeyim: Bu tarz etkinlikler, “Dinin araç haline getirilmesi” ya da başka bir ifadeyle “Dinin kullanılması” söylemlerinin bariz pratiğidir.

            Kalın sağlıcakla…

                        Kurban gelir payın yoktur / Haftan yoktur ayın yoktur /Ankara’da dayın yoktur / Mamudo kurban niye doğdun.

                                                                       AŞIK MAHZUNİ ŞERİF

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.
Avatar
CELAL CIVIŞ 3 ay önce

Yüreğine ve ağzına sağlık

Avatar
Şükrü 3 ay önce

Yüregine saglık yusuf abi 11 ayın sultanı ramazan herkese şifa huzur saglık getirir inşllah

Avatar
Ahmet 3 ay önce

Son söz on numara olmuş içimden geçenleri yazıya döken bir yazar elinize sağlık süper

Avatar
Muhammed Fatih 3 ay önce

Ramazan ayı, rant ayı değil kalp ayıdır. İnsanlar bunun şuurunda olup Ramazan ayında edindiği arınmayı diğer 11 aya yaymalıdır. Elinize sağlık.

Avatar
Erdal 3 ay önce

Elinize sağlık. 11 ayın sultanı 11 ayın çıkarı ve menfaati haline geldi amacından saptı.

Avatar
Serdal 3 ay önce

Çok doğru eskiden zekkatlar hayırlar yemekler sofralar gösteriş reklam haline dönüşütü Allah sonumuzu hayır etsin kaleminize sağlık

Avatar
Yetim 3 ay önce

Öncelikle sonuna kadar katılıyorum ramazanda millet fakiri davet etmek yerine işine yarayanları ve gösteriş için bu tür davetleri yapıyorlar dayin yoksa iftarda çağirmiyorlar

Avatar
Anadolu 3 ay önce

Alnının çatısından öpmüşüm. Sen taksir etme, hesabıma gelene de eyvAllah gelmeyene de eyvAllah