Öne Çıkanlar hırsızlar markete girdi dilendirici balkondan düştü yaşlı adam belentiler olumlu

'Kıl çadır' geleneği

Röportaj: Adil HİLAL-İPEKYOL

Divanların, otakların, sevinçlerini hüzünlerinyaşandığı 200 yıllık bir gelenekten günümüze kadar gelen, unutulmaya yüz tutan,TV’lerde yayınlanan Osmanlı dizi ve sinemaları ile yeniden hatırlanmayaçalışılan, kafe, restoran ve etkinlikler için kullanılan kıl çadırları, tekrartercih edilmeye başlandı. Peki, Türkiye’de sadece Akdeniz ve Ege şehirlerindeüretilip hazırlanan kıl çadırları Urfa’da kimler tarafından tercih edilirdi?Aşiretler konusunda araştırmalar yapmış ve kitaplar hazırlamış olan AraştırmacıYazar İbrahim Bozkurt’a kıl çadırlarını sorduk.

 

Kıl çadırların tarihçesi hakkında bilgi alabilirmiyiz?

Kıl çadır örfümüze milattan önce 200 yılındanberi yerleşmiştir. Arap göçebelerinin kullandığı ve Beni Tağlib isimli biraşiretin bölgeyi işgal etmesi ile başladığını tahmin etmekteyim. Beni Tağlibtarihte Gassaniler olarak bilinen Selevkoslara bağlı bir beyliğinkurucularıdır. Beni Mudar, Beni Bekr ve Beni Rabia olarak üç kısma ayrılırlar.

Kıl çadırların Urfa’daki tarihçesi nasıl peki?

Yöremiz insanı 1800’lü yıllara kadar % 70 göçebebir hayatı tercih etmiştir. Her aşiretin yazlık ve kışlık göç merkezlerivardır. 1839 Tanzimat fermanı ile beraber yerleşik hayata zorlanan aşiretleretoprak verilmiş ve nispeten yerleşik hayat başlamıştır. 1960’lı yıllara kadaryine göçerlik devam etmiş olsa da yüzde 20’ye kadar düşmüştür. Günümüzdegöçebelik yüzde 1’e kadar düşmüş vaziyettedir. Göçebeliğin olmazsa olmazıelbette ki kıl çadırlardır.

Kıl çadırların türleri var mıdır? Varsa nelerdir?

1- Siyah renkli çadırlar

2- Beyaz renkli çadırlar.

Siyah renkli çadırlar: Bu çadırlar kadınlartarafından yapılırdı. Tamamı keçi kılından idi. Keçiler kırpılır. Sonra yıkanır"Şe" denilen taraklarda inceltilir, ardından "Teşi" adıverilen iplik haline getirme aletleri ile ipliği yapılırdı. İplikleştirmedönemi bittikten sonra "Tewin" adı verilen basit bir işletme işlemiile örülür. 50’şer santimlik genişlikte ve istenilen uzunlukta hazırlanırdı.Hazırlanan "Berr" adı verilen parçalar bir birine dikilirdi. Her ikimetreye bir kendirden yapılmış ip eklenir (Hebbın), direklerin geleceği yere ise yünden yapılmış keçe yerleştirilirdi.Hazır hale getirilen çadır gerektiğinde develere yüklenir ve göçerliğeçıkılırdı. Kıl çadırların sahada kurulması ve örf gereği sıralama aşiret reisitarafından yapılırdı.

Kurulum ve özellikleri nasıl olurdu?

Genelde aşiret reisi çadırları 16 direkli olurdu.Bu da 32 metre uzunluğa tekabül ederdi. Diğer kabile reisi çadırları muhtelifolup hiç bir 32 metreyi aşamazdı. Ailelerin ve misafirlerin beraber oturduğuçadırlar ortadan kendir çubuğundan yapılmış çitlerle ikiye bölünür, bir tarafharen diğer taraf misafir yeri olarak ayarlanırdı. Yine harem tarafına çift çitçekilir. Orta yer ekmek pişirme ve yemek yapma mutfağı olarak ayarlanırdı.

Çadırın giriş kapısına göre sağ taraf harem soltaraf misafir ağırlama yeri idi. Gelen misafirler bu nedenle hangi tarafınmisafirhane kapısı olduğunu bilirlerdi. Aşiret reislerinin mutlaka iki çadırımevcuttu. Biri misafir ağırlama ve toplantı merkezi, diğeri harem çadırı olarakkurulurdu. Genelde kıl çadırlarının alt kısmı "Hucab" denilenörtülerle örtülürdü. Yağmur yağdığı zaman ilk etapta bir miktar hafif serpintibırakır çadır benekleri su ile kapanır ve asla damlamazdı.

  2-Beyaz çadırlar bunlar yazın kurulan çadırlardı. Tamamı yünden yapılırdı. Her göçerinbir yaz bir de kış çadırı var idi. Yazın siyah kıl çadırlar çok sıcak olurdu.Bu nedenle yaza yönelik beyaz çadırlar hazırlanırdı.

  ServanÇadırları: Servan at ve develere bakan kişilerdi. Bunların çadırlar 6 direkliolurdu. Aşiretin arka kısmında hayvanlara ayrılan çadırların yanına çadırlarıkurulurdu.

  ŞiwanÇadırları: Bunlar çobanlar için kurulurdu. Genelde 4 direkli olurlardı.

  Kahveciçadırları: Bu çadırlar 3 direkli olup içinde Kahve eşyası bulunur ve kahveci buçadırda mırra hazırlardı.

  ZawaÇadırları: Yeni evlenen çiftler için kurulurdu. Kapısını kırmızı bir"Hucal"

asılırdı.

   Hayvan çadırları: Etrafı mutlaka taşduvarla örülürdü. Kapıları ortadan değil yandan olurdu.

  Aşiretreisi çadırları: Bunlar 12-14-16 direkli idi. on altı direkten yukarı olançadırlara rastlamadım. Zira bunları develere yüklenmesi indirilmesi çok zoridi.

Tahminimce 16 direkli bir çadır 550 kg ağırlığaulaşır ki bunu bazen iki parça halinde yüklerlerdi.

Kıl çadırları ile ilgili beyit ya da şiir var mı?

Bir şair (Baki Hıdır) Kürtçe olarak Mılan aşiretreisi Zor Temir Paşanın çadırını şöyle metheder: O Zor Temirpaşaydı. Dilleredestan kız, Aduley'ın babası 16 direkli çadırın sahibi idi. Çadır Çaprastolarak beşer direkleten oluşurdu. Toplam sütun sayısı 80 idi. Aynı andaçadırının altında bin kişi yemek yerdi. Çadırın etrafı yünden yapılmış, acemboyasıyla renklendirilmiş Hucallarla çevrili idi. Yere Karacadağ keçeleri,İsfahan halıları İstanbul yastıkları, serili idi. Giriş kapısına Şam’dangetirilmiş palaslar takılı idi. Direkler öd ağacından ipler ve sicimler BirecikKendiri dalından, püsküller Mardin yününden, carcımlar Urfa pazarından, yastıkyüzleri Harran kızlarının işlediği gergeflerden, yorgan yüzleri Suruçipeğinden, döşekler Siverek yününden seçilmişti. Kahve dibeği bir adam boyundaidi. Şamdanlar saf altındandı. Çadırın altında sabahın erken saatlerinde kahvedövülür dibeğin sesi üç saat mesafeden işitilirdi. Çadırına sancak ve bayraktakılırdı.

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.

banner8

banner6