Elinde yetki bulunduranların özellikle de siyasetçilerin, kendisine yönelik şantaj yapanları taleplerini yerine getirme yöntemiyle susturduklarını duymayan kalmamıştır. “Beni işe almazsan…”, “Bana şu kadar para vermezsen…”, “Benimle evlenmezsen…” gibi tehditlerle çoğu şantajcı gayri meşru emele ulaşılmıştır.

“Korkutma” veya “karalama” yöntemiyle çıkar elde etmeye çalışmak şantajcılıktır. Tam tersine bir haksızlığı önlemek, bir hayra vesile olmak, hayırlı işe evirmek gibi zaruri kalınmış durumlar ise şantajcılık değildir. Yani arada ince bir çizgi var.

Şantaj yönetimine başvuran kesim sosyal medya sayesinde sadece gazetecilerle de sınırlı değil artık. Bir süre öncesine kadar şantaj denilince akla ilk gelen gazetecilerdi çünkü. Şantaj aslında kadim bir yöntem... Ve Türk Ceza Kanunu’nda cezası belli…

Şantajcılık karşısında en büyük sınav belediye başkanlarının payına düşüyor. Mülki amirlere nazaran belediye başkanlarının şantajcılığa karşı hem bir yaptırım gücü yok hem de büyük bütçelere hükmettiklerinden daha fazla bu durumla muhatap oluyorlar. Bu nedenle belediye başkanlarının şantajcılarla imtihanı bitmek bilmiyor.

Şantajcılık bazen örgütlenmiş bir şekilde de ortaya çıkabiliyor. Fakıbaba’nın belediye başkanlığı döneminde herkesin muzdarip olduğu şehir içi toplu taşıma yapanlarla olan imtihanı hala hafızalarımızdaki tazeliğini koruyor. Bugünlerde de rentacarcılar, demirciler, marangozlar, briketçiler ve hurdacılarla benzer durum yaşanıyor. Memleketin sağlığını, rahatını, menfaatini düşünen herkes bunların mahallelerden, sokak aralarından, bina altlarından uzak bir yerde işlerini yapmaları gerektiğine inanıyor.

Ancak yeniliğe pek de açık olmayan esnafımız, medya aracılığıyla başkanları halka şikayet etmekle tehdit ediyor. Oysa rüzgara karşı tüküren yüzüne tükürür. Halkın menfaatine olmayan bir durum var ortada. Belediye başkanları halkın sağlığı ve huzuru için onları çıkarmakta kararlı olduklarını vurgulamaları kamuoyu desteği ile ellerini güçlendirecektir.

Ürkek davranıp bir ileri iki geri adım atan ve “erdemli duruş” sergileyemeyen siyasetçiler tarihin çöp tenekesinde unutulup gittiler. Herkese meşru yada gayri meşru ayrımı yapmaksızın ne istedilerse verenler, bulundukları dönem içerisinde kimse bir şeyin farkında değil zannettiler. Tıpkı kafasını yere gömen devekuşu misali.

Kentin disipline ihtiyacı var. Torpilin, adam kayırmacılığın, ihale avcılığının karşısında şantaja boyun eğmeyip dik durması için “güçlü irade” ortaya koyması gereken başkanların aynı şekilde kentin sağlığı ile oynayan esnaf kesiminin de sanayi veya siteye gönderilmesi için kararlı olması ve güçlü irade ortaya koyması gerekir. Toplum olarak bunu hatırlatmak ve bu konuda cesaret vermek, yanlarında olduğumuzu bildirmek hepimize düşüyor.

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.