Kur’an-ı Kerim, sıklıkla sabır konusuna dikkat çekerek, sabırlı olmayı öğütlemekte, sabırlı olanlara müjdeler vermekte ve Allah’ın sabredenlerle birlikte olduğunu bildirmektedir. Sabırlı olmayı, peygamberlerin sıfatlarından saymakta ve onları sabırlı olmalarından dolayı da övmektedir.

Kur’an’ın nazil olduğu asırda hayat bugünkü kadar hızlı değildi. Büyük ölçüde insanlarda sabırsızlık ve ondan doğan gerginlik yoktu. Hayatı hızlandıran araç ve makineler de olmadığı için iş ve işlemler, sabır ve sükûnet içinde normal seyrinde ilerliyordu. Her şeye doğal sabır hâkimdi. Buna rağmen insanları çokça sabır ve sükûnete davet etmesinin, tüm zamanlara hitap eden Kur’an’ın geleceğe yönelik mucizevî bir uyarısı olduğunu anlıyoruz.

Günümüzde sabırsızlığın yaygın bir illete dönüşüp tüm toplumu etkisi altına aldığı düşünüldüğünde, Kur’an’ın sabrı bu kadar önemsemesinin ve sabırlı olmaları konusunda insanları uyarmasının ne kadar yerinde olduğu anlaşılır. Peygamberimiz (ASV) “Teenni Allah’tan, acelecilik şeytandandır.” (Tirmizi, Birr, 65.) buyurmuştur. Hadisteki “teenni” kavramı, acele etmemek, olması gerektiği gibi sabır ve sükûnetle, davranmak demektir.

Zamanımızın en önemli hastalıkların biri sabırsızlıktır. İnsanların büyük çoğunluğu bu musibetle müptela olmuştur. Bitkilerin, hayvanların genleriyle oynayarak üretimde doğal sabır ve teenniyi tahrib eden insanın, kendi sabır istidadı da bozulmuştur. Modern tabir edilen bu hayat tarzı insanı aceleci yapmıştır. Herkeste daha çabuk olmak için gergin bir yarış, bir koşuşturma sürüp gidiyor. Çarşıda-pazarda, yollarda, trafikte, fırında, markette, kamuya ait yerlerde hemen herkesin aynı derecede sabırsızlık gösterdiğine şahit oluyoruz. Herkeste “en önemli ve en acil olan benim işimdir, herkesten önce görülmeli” anlayışı hâkimdir. Bir de bu düşüncede olan hiç kimse bir başkasının da böyle bir işi ve düşüncesi olabileceğini asla dikkate almıyor. Durum böyle olunca, inat da sonuna kadar o düşünceyi destekleyince çatışma kaçınılmaz olur. Yalnız kendini düşünmeye dayanan bu anlayış bencillikten beslenen bir illettir.

İnsanlara bir hastalık gibi yerleşen sabırsız tutum, ibadetlere de sirayet etmiştir. Sabır gerektiren işlerdeki acelecilik yarım yamalak bir duruma sebep olduğu gibi alelacele yapılan ibadetlerde de eksikliklerin, hataların bulunması kaçınılmazdır.

Sabırsızlık, gerginliği doğurur, o da öfkeyi alevlendirir. Bunun sonucunda sabırsız şahıs ya başkalarına ya da kendisine zarar verir. Böylece şeytanın hedefini gerçekleştirmiş olur. Dinin sabırsızlıkla mücadelesinde önemli bir neden budur.

Sabrın toplumla ilişkilerde etkin olması gereken bir türü de “tahammül”dür. Yoksa toplumla kavgalı bir gerginliğe ve huzursuzluğa yol açılmış olur. Sabır olmayınca tahammül olmaz, o da olmayınca, vefa, sevgi, saygı gibi değerler de yok olur. Şair Nabi’nin şu dizeleri bu sabır ve vefa ilişkisine dikkat çekmektedir:

Bende yok sabr u sükûn, sende vefadan zerre

İki yoktan ne çıkar, fikredelim bir kerre

Aile içinde veya sosyal hayatta yaşanan birçok tartışma, kavga, kazaların ve pek çok huzursuzlukların temelinde sabırsızlık illeti bulunmaktadır. Büyük pişmanlıklara sebep olan pek çok üzücü olayları, zamanında bir dakikalık sabır önleyebilir. Hz. Ali (RA)’ın bu mealde bir sözü vardır: “Bir anlık öfke yıllar süren ve sonu pişmanlık olan huzursuzluklara sebep olur, ancak o öfkeye karşı bir dakika sabır, yıllar süren pişmanlıkları önleyebilir.”

En tehlikelisi trafikteki sabırsızlıktır. Facialara yol açan bu menhus güç, “acelecilik şeytandandır” buyuran Peygamber (ASV)’ı tasdik ettiriyor.

Aceleciliğin ipi kibrin elindedir. Kibir ise şeytandan en temel özelliğidir. Bu nedenle, aceleci şahıs hatasını asla kabul etmez, cerbezeyle veya kaba kuvvete başvurarak hatasını meşrulaştırmaya çalışır. Çünkü hatasını kabul etmek, ipini kibrin elinden koparmak demektir.

Ramazan orucunun önemli hikmetlerinden biri de insanları sabırlı olmaları konusunda eğitmektir. Müslümanlar olarak bu aydaki eğitimden kazanacağımız sabır alışkanlığını sadece oruçla sınırlı tutmamalı, tüm hayatımıza yaymalıyız. Her fırsatta “Peygamberler Şehri” olmakla iftihar eden Şanlıurfalıların daha fazla sabırlı olmaları beklenir. Sabırsızlık ve acelecilik sabır kahramanı Eyyub (AS)’ın hemşerilerine hiç yakışmamaktadır.

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.