İslam ve cahiliye mevzuunu konuşurken Saadettin Merdin sözü ısrarla Said Nursi'ye getiriyor ve Said Nursi için her defasında "yalancıdır, sahtekardır, onun yalancı ve sahtekâr olduğunu ispat etmişim" diyor.

Şimdi kendisinden bir pasaj okuyalım:

"Son aşamada ise şöyle diyerek iyice haktan uzaklaşacaklardır: Kur’ân ve Risâle-i Nur; arş-ı azamdan, İsm-i azam’dan ve her ismin azamlık mertebesinden nüzul ile ezel ve ebed ve şu anı ve bütün gaybi âlemi ve tüm beşeri ve kevni hâdiseleri kuşatan ve tasarrufu altına alan Kelimetullahtır ve semavîdir." (Said-i Nursi, Saadettin Merdin, 09 Mart 2014)

Eğer bunları Said Nursi gerçekten söylemişse evet yalancıdır, sahtekardır, peki ya söylememişse, yani "Kur'an" ibaresinin yanına "Risale-i Nur" ibaresini koyan Said Nursi değil de sayın Merdin ise? O zaman kimin "yalancı" ve "sahtekar" olduğu kendiliğinden ispatlanmış oluyor sanırım.

Şimdi ilgili pasajın orijinalini okuyalım:

“Kur'an, Arş-ı Azamdan, İsm-i Azamdan, her ismin mertebe-i azamından geldiği için, bütün alemlerin Rabbi itibariyle Allah'ın kelamıdır. Hem bütün mevcudatın İlahı ünvanıyla Allah'ın fermanıdır… Hem ism-i azamın muhitinden nüzul ile arş-ı azamın bütün muhatına bakan ve teftiş eden hikmet-feşan bir kitab-ı mukaddes'tir. Ve şu sırdandır ki, "Kelamullah" ünvanı kemal-i liyakatla Kur'ana verilmiş ve daima da veriliyor.” (25.Söz, ikinci cüz, Envar Neşriyat, s.367)

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.