Peygamber (ASV), helal ve haramlar arasında şüpheli şeyler bulunduğunu şöyle ifade buyurmuştur: "Helal belli, haram da bellidir. İkisi arasında şüpheli şeyler vardır ki, çok kimseler bun­ları bilmezler. Her kim şüpheli şeylerden sakınırsa, dinini de, ırzını da, arındırmış (tertemiz tutmuş) olur. Her kim şüpheli şeylere dalarsa, (içine gir­mek yasak olan) koruluk etrafında davarlarını otlatan bir çoban gi­bi, çok sürmez içeriye dalabilir. Haberiniz olsun, her hükümdarın kendine mahsus bir koruluğu olur. Dikkat ediniz, Allah'ın yeryü­zündeki koruluğu da haram ettiği şeylerdir. Haberiniz olsun ki, bedenin içinde bir et parçası vardır ki iyi olursa bütün beden iyi olur; bozuk olursa bütün beden bozulur. İşte o et parçası kalptir." (Buhari, İman, 39, Hadis no: 62)

Bu mealde başka rivayetler de vardır. Hadis rivayetlerinden anladığımız kadarıyla şüpheli şeyler iki kısma ayrılır:

Birincisi, haramların etrafını saran ve haramı cezbeden hususlardır. Başka bir deyişle, harama girme riski taşıyan tüm unsurlar şüpheliler kapsamındadır. Bu nedenle haramların devaîleri (çağrıcıları veya cezbedicileri) de haram kabul edilmiştir. Örneğin “zinaya yaklaşmayın!” ayetinde yaklaşmayın tabiriyle zinaya götürmesi muhtemel olan yol ve çağrıcılar olarak anlaşılmıştır. Harama girme tehlikesinden güvende olmak için ona götürebilecek yoldan da, çağrıcılarından da sakınmak gerekir.

İkincisi ise, helal olduğuna dair hakkında herhangi bir bilgi bulunmayan hususlardır. Ayette, “Hakkında bilgin olmayan şeylerin ardına düşme” (İsra, 36) emriyle bu tür şüpheliler kastedilmiştir. Örneğin buluntu bir eşyanın kime ait olduğu bilinmiyorsa bu şüpheli bir şeydir. Söz gelimi evinde veya arazisinde bulduğu bir eşyanın, kendisinin mi yoksa başkasının mı olduğunu bilmemektir. Bu gibi hususlarda azami hassasiyet göstermek hadiste emredilmiştir.

Bazı âlimler, sakınılması emredilen şüpheli şeylerin mekruhlar olduğunu belirtmişlerdir. Oysa şüpheli şeyler, mekruh kavramından farklıdır. Mekruh, ibadeti bozması muhtemel riskler için kullanılır ancak şüpheli kavramı ise harama girme riski taşıyan hususları ifade eder.

Hadislerde sakınılması istenen “şüpheliler” yiyecek ve içeceklerin bilinmeyen muhteviyatıyla ya da üretenlerin gayrimüslim olmalarıyla ilişkili değildir. Eşyada aslolan helalliktir, helal için delil aranmaz, ancak haramın delili aranır. Bu durum hadis-i şerifte açıkça ifade edilmiştir. Selman-ı Farisî (RA)’den rivayet edildiğine göre, şöyle demiştir: Rasûlullah (ASV)’dan yağ, peynir yemenin ve hayvan derilerinden yapılan elbiseleri giymenin hükmü soruldu da şöyle buyurdu: “Helal Allah’ın kitabında helal kıldığı şeylerdir. Haram da; yine Allah’ın kitabında haram kıldığı şeylerdir. Hükmünü belirtmediği şeyler ise affedip mubah kıldığı şeylerdir.” (Tirmizi, Libas, 6, Hadis no:1726)

Gözle görülmedikçe ya da muhteviyatında haram olduğu kesin olarak bilinmedikçe bir şey şüphe ile haram olmaz. Eğer bu çeşit şüpheler dikkate alınırsa her şeyden şüphe edilir ve hayat yaşanmaz bir duruma gelir. İslam’ın helal ve temizlik anlayışına en çok riayet etmeyeceklerinden şüphe edilenler gayrimüslimlerdir; buna rağmen onların yaptıkları yemeklerin helal olduğunu Kur’an açıkça bildirmektedir: “Bugün size temiz ve iyi şeyler helal kılındı. Ehl-i kitab’ın yemeği size helal, sizin yemeğiniz de onlara helaldir” (Maide, 5) “Muhteviyatında veya imalatında haram karışmış olabilir, bu şüphe vardır, onları yemeyerek takvayı tercih ediyorum” diyenlere karşı İmam-ı Gazalî, “yiyecek ve içeceklerde şüphe edip yememek, takva değil, vesvesedir, vesvese ise hastalıktır” demiştir.

Peygamber (ASV) Yahudilerin yaptığı yemeği yemiş, onların kullandığı kabın suyuyla abdest almıştır. Muhteviyatını araştırmadan gayr-ı Müslimlerin diyarından getirilen peynirden yemiştir. Peygamber (ASV)’a Tebük’te peynir ikram edilince bıçak istemiş, “bismillah” diyerek bir parça kesip yemiştir. (Ebu Davud, Eti'me, 38, Hadis no: 3819)

Demek ki içeriği bilinmeyen gıda ürünleri haram olmadığı gibi, şüpheli şeylerden de sayılmaz. Bu nedenle kesin olmayan duyumlara dayanarak, sadece ihtimallerle gıdaları şüpheli saymak yanlıştır. Helal alanını daraltmamak gerekir. Yoksa hayat bir zindana dönüşür.

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.