Bugün de ağlanacak halimize gülelim...

Geçtiğimiz günlerde Şanlıurfa bir spor müsabakasıyla adını andı. 'Ata sporu' diye nitelendirdiğimiz okçuluk yarışı...

Konunun detayına girmeden önce, biraz ata sporuna değinelim. Neymiş bu okçuluk? Nereden esti de Şanlıurfa'da böyle bir faaliyete geçildi?

Şanlıurfa Büyükşehir Belediyesi, geçtiğimiz yıl gençlerin yaz aylarında boş vakitlerini değerlendirmeleri için 'ücretsiz' okçuluk kursu açtı. E tabi Urfalı bilmiyor ne olduğunu, bir de spora meraklı gençler olunca hızla kayıtlar yapıldı. Öğrenmeye başlayan kimi öğrenci 'Bu bana göre değil' diyerek bıraksa da, hatırı sayılır bir kitle oklara sıkı sıkı sarılmayı tercih etti. 

Ara dönem tatillerini ata sporuyla geçiren öğrenciler, Şanlıurfa'da ilk kez düzenlenen yarışmayla oklarını yarıştırdı. Minikler, küçükler, gençler ve yıldızlardan oluşan 4 kategoride, yıldızlar oklarını adeta konuşturdu. Miniklerin yaşlarının 9-10 olduğunu göz önünde bulundurursak, onlar için de şimdiden geleceğe bir ışık çaktı diyebiliriz.

Şimdi gelelim bu işin perde arkasına...

Evet, gençlerden ilgi vardı, hocalar her detayına kadar bir şeyler öğretme çabasındaydı ama...

İşte o amayı bu bardağın 'boş tarafı' oluşturuyor.

Peki, işin perde arkasında kimler var?

Veliler, hocalar, yetkililer, basın ve idareciler...

Nerede bu bardağın boş tarafındakiler?

Öncelikle velilere değinmek istiyorum. Müsabakada 40'a yakın öğrenci mücadele etti. Ancak gel görelim ki, toplasak yarışmaya sadece 6-7 veli katıldı.  Nerede bu öğrencilerin velileri? Neden bu öğrenciler heyecanlı günlerinde yalnız bırakıldı? İşin acı tarafı da 10 yaşındaki 'ÇOCUK'ların yalnız gelmesi oldu. Sabah 9'da başlayacağı söylenen yarışma için o 10 yaşındaki bedenler sabah 7'de kalkıp, o heyecanı tek yaşayarak sahaya koşa koşa geldi.

İş sadece bu kısımla bitmedi tabi... Keşke sadece velilerle sınırlı kalsaydı!

Sabahın erken saatlerinde sahaya gelen öğrencileri bir de öğretmen sürprizi karşıladı. Heyecanla alana gelen öğrenciler deneme atışına geçecekti ki, yetkililer tarafından o beklenmedik soru yöneltildi.

"Hocanız nerede?"

Evet, öğrencilerin erkenden kalkıp koşarak geldikleri müsabaka için, hocaları başlarında değildi. Hocaları da olmayınca doğal olarak 9'da başlanacağı söylenen yarışma, saat 11'lere kadar uzadı. Ha bir de o öğrenciler antrenman yapmadan, yarışma öncesi ısınmadan, direk ellerine okları alarak başlamak zorunda kaldı.

Bu sorunların üzerine bir de basın mensuplarının eklendiğini düşünün. Evet, basın mensupları...

Bir siyasi haberde görebileceğiniz basın mensuplarının 3'te 1'ini burada göremezsiniz. Çünkü basın mensupları bile kayıtsız kaldı, Şanlıurfa'yı temsil edecek sporcunun belirleneceği yarışmaya...

Peki, bitti mi? Bu kadarla mı sınırlı kaldı? Tabi ki hayır!

Şimdi gelelim yarışmanın kazananlarına, okuluna birinciliği götüren öğrencilere...

Yarışma öncesi yaşanan aksilikler sonrası, ne kadar geç de olsa sonunda yarışma başladı. 4 gruba ayrılan öğrencilerin önce kendi kulvarlarında yarışması, daha sonra birincilerin mücadele etmesiyle il birincileri belli oldu.

Ve bu zorlu yarışmanın kazanını kızlarda Pınar Altuncı, erkeklerde Mehmet Enes Maç oldu.

Altuncı ve Maç kazandı kazanmasına ama bilin bakalım bu sefer ne eksikti? Yarışmanın temel malzemesi olan 'ok' ...

Süleymaniye Ortaokulu öğrencileri, ellerinde ne kendilerine ne de okullarına ait bir ok olmadan yarıştı. Onlar müsabakaya, o esnada ödünç alınan oklarla katıldı. Ve başarıyı getiren o ödünç okla birinciliğe yükseldi.

Ne kadar acı...

Bu gençler şehrimizi il ve bölge şampiyonasında temsil edecek. Ve birinin hayali Avrupa Ligi'ne kadar gitmek... Ama atacak bir 'ok'u dahi yok!

Oysaki Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan'ın oğlu ve Okçular Vakfı Mütevelli Heyeti Üyesi Bilal Erdoğan, "Dünya okçuluğunun en iyileri bizim dedelerimizdir, tarihin gördüğü en iyi okçulardır" dememiş miydi?

'Onların sahip olduğu ruha' bugün neden sahip çıkılmıyor?

Bilal Erdoğan, 2020'de ilk madalyanın geleceğini umuyor. Bu madalyayı ülkemize kazandıran neden Urfalı Altuncı ve Maç olmasın? Umuyoruz ki, Türkiye'yi 2024'de okçuluk zirvesine sahip çıkılmayan Urfa'nın gençleri taşır!

Şimdi gelelim bu çıkmazdaki pay sahiplerine... En büyük pay kimin?

Evlatlarını desteklemeyen ailelerin mi? Sorumluluk alamayan öğretmenlerin mi? Yarışmaya kayıtsız kalan basın mensuplarının mı? Memleketin gençlerine sahip çıkamayan yetkililerin mi?

Siz söyleyin, bu suç kimin?

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.

banner8

banner6