UA-89691712-1

         Her gün bir hezimete imza atan egemen güçler, yeryüzünde fitne fesat çıkararak iyi olan ne varsa hepsini yok ediyorlar. Hiçbir sınır ve kural tanımayan, hiçbir şeyden çekinmeyen ve hiç kimseden utanmayan bu güçler, çocuk, kadın demeden, onurları ayaklar altına almaktan imtina etmiyorlar.

        Maruz kalınan adaletsiz uygulamalara karşı başvurulacak bir merci de yok. Adalet duygusu yok olmuş. Adalet yara aldığı için tüm bedenleri bir korku sarmış. Savaşlar, iç çekişmeler sonucu insanlar göçe ve açlığa mahkum ediliyor.

      Savaş ve göç mağdurları toplumların sosyo ekonomik durumunu altüst ediyor. Normal bir yaşam standardının çok altında yaşamaya mahkum edilmiş milyonlarca insan topluluğu girdikleri toplumların kimyasını bozuyor. İşsizlik veya ucuz işçilik, eğitimsizlik, fuhuşu, madde bağımlılığını, hırsızlığı tetikliyor; topyekün bir güvensizlik ortamı oluşturuyor.

     Her gün gözlerini bu kaosun ve zulmün içinde açan iyi insanlar, güçleri yetmediğinden alıp başlarını daha insani bir yaşam için başka ülkelere, başka beldelere göç ediyor.

      Doğup büyüdüğü ana yurdunu egoist kişilerin keyifleri istedi diye bırakmak zorunda kalan insanların ruh dünyaları kararıyor, büyüklerinden öğrendikleri kin ve nefretle hırçınlaşıp, saldırganlaşmaya başlıyorlar. Haklarını gasp eden, onları yerlerinden yurtlarından edenlerden intikamlarını alamadıklarından her an ateş püskürüyorlar.

      Savaşlar, insanlarda yaşama sevincini yok ettiği gibi, vicdanlardaki merhameti ve gönüllerdeki iyilik yönlerini de yok ediyor.

      Göç eden insanların gözlerine bakıldığında derin bir nefreti görürsünüz. Kimi insanlar daima tok ve hiçbir çaba sarf etmeden hedefine ulaşırken, göç mağduru insanlar yurtsuzluğun verdiği ıstırap ve gölgesi gibi yoldaşı olan yoksullukla, hiçbir hayal kurmadan, kendisine bir hedef seçmeden sadece karın tokluğuna bir yaşam vermekte ve nefsiyle arasındaki en büyük imtihan olan yoklukla sınanmaktadır. Bu sınavların ara yolu garibanlar ve yoksullar için ölümdür kimi zaman.

      Gözlerini yumup çaresizlik içerisinde başka limanlara yelken açan mağdurları gittikleri yerlerde ilk karşılayan şey yoksulluk oluyor. Başlarını sokacakları bir dam, üstlerine geçirecekleri bir giysi, bir tas sıcak çorba onlar için hayat memat meselesi haline dönüşüyor.

Acı acı feryad edip alışmaya çalışıyorlar bu kimsesiz ve yoksul hayata.      

   Ey Yalnızlık ve Ey Yoksulluk Nesin Sen!

   Gözleri yere düşen bir babanın yüreğini paslı bir hançerle delen sessiz isyan mısın ?

   Nesin sen?

   Yoksa sokak başlarında dilenen kadınların yüreklerindeki feryatların burktuğu, yüzlere yansıdığı acı mısın ?

   Yoksa sevgi ve merhametten yoksun bir hiç misin?

   Nesin sen?

   Tartısını minik eleriyle kucağında tutmuş ve beton zeminin üzerinde oturduğu yerde

   öylece uyuyakalmış çocuğun cebine giren günah mısın? 

    Nesin sen ey…?

                                             

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.