UA-89691712-1

Geçen gün akşamüstü okuldan eve giderken, her zamanki gibi yine trafik tıkanmıştı. Emniyet şeridi de dâhil olmak üzere üç şerit halinde bir ışıktan diğerine kadar kuyruk oluşmuştu. Yeşil ışığın süresi çok az olduğundan yol rahatlamadan daha da tıkanıklık artıyordu. Cıyaklayarak gelen bir ambulans, bu sıkışıklık içinde yol bulamadı ve feryadını sürdürdü. Normalde 10 dakikalık bir yol, izdiham ve tıkanıklık nedeniyle bir saat, bazen daha fazla sürebiliyor.

Yol çilesi günümüz şehirlerin sıkıntılarından sadece biridir. Her gün bu çilelere katlanmak zorunda olan şehir halkının psikolojisi bozulur; hayatın lezzetleri altüst olur. Gerilen agresif insanlar birbirlerine yardım etmez, birbirlerine değer vermez. Bu nedenle ahlaki değerler de bozulmaya yüz tutar.

Çok değil, 30 yıl öncesine kadar, şehir hayatı cazip, rahat ve her yönden güzel görünüyordu. Köylerde çileli bir hayat vardı; sıkıntılıydı, zor şartlara sahipti. Rahat bir hayat sürek isteyenler şehirlere göç ederdi. Köylüler, şehirlilerin giysilerinden, işlerine kadar her tarzına imrenirdi.

Köyümüz Tuhup’ta 1983 yılına kadar elektrik yoktu; akşam olunca gaz lambası yakılır, onun ışığında oturulurdu. Öğrenci çocuklar, ev halkının öfkeli bakışlarına rağmen duvarda asılı lambayı indirir, onun ışığında çalışır ve ödevlerini yaparlardı. Araba yolu yoktu; bahçelerden toplanan satmalık sebze ve meyveleri katır ve merkeplerin sırtında şehre taşırdık. Kadınlar, erkeklerle birlikte sabahtan akşama kadar tarlada çalışır, sabah erkenden ve akşam tarladan döndükten sonra köy pınarından su taşırlardı. Köyde bakkal olmadığı için, şehirden alınması gereken ihtiyaç maddeleri toptan alınır, zorluk içinde köye taşınırdı.

Yazın neyse de kışın şalgam, turp, havuç gibi tarla ürünlerinin toplanıp satmaya götürmek için hazırlanması daha da zordu. Bu ürünler çamurlu olduğu için, keskin soğuklara aldırmadan eza ve cefa içinde tarladan toplanıp dereye götürülerek tertemiz yıkandıktan sonra çuvallara konur ve sabah şehirde bulunmak üzere geceden yola çıkılırdı. Kış soğuklarında meyveleri derede yıkama işlemi hayli eziyetliydi, çok kişiyi hasta ederdi.

Kış yaklaştıkça herkesi uyku kaçırtan bir tedirginlik sarıyordu. Çünkü kışlık odun ihtiyacı kilometrelerce uzakta ormandan sağlanırdı. Bu iş için günlerce odunlar kesilir, katır sırtında köye taşınırdı. Binek hayvanı olmayanların işi daha da zordu.

Kabataslak tanımladığım böylesine çileli bir hayat vardı. Yöremizde köyümüz en şanslı ve rahat köylerdendi. Bizim hiç olmazsa su kaynaklarımız, bahçelerimiz, bağlarımız vardı. Oysa çevredeki birçok köyün içme suyu kaynağı bile yoktu. “Sarınç” dediğimiz ağzı dar, içi geniş susuz kuyular bulunuyordu ki kışın ve baharda yağan yağışların suları ile dolar, yaz boyu bu suyu içer ve kullanırlardı. Çoğu kez sarınçlardaki bu yağmur suları kurtlanırdı; tülbentle süzerek içerlerdi.

Bu sıkıntılara rağmen herkes mutluydu, sıkıntıları dert edinmiyor ve hallerine şükrediyorlardı. İnsanları köylerine bağlayan sanki kutsi bir bağ vardı. Bu nedenle şehre göç etmek kimsenin aklından geçmiyordu.

Sonra ne olduysa oldu, seti yıkılıp boşalan gölet gibi köyler boşalmaya başladı; şehirlere akın akın göç ettiler. Şehirler, şehir hayatına alışık olmayan insanlarla doldu. Nüfus kalabalıklaştığı gibi, şehirlere has yaşam tarzı yeni sakinleriyle hayli değişime uğradı. Şehirler büyük köylere dönüştü. Bu sefer de şehirlerin kendilerine has çileli hayatı oluştu. Sadece trafik çilesi bile köylerin eski çileli hayatını aratır oldu. Çünkü köylerde hayat zahmetli, sıkıntılıydı ama yardımlaşma, dayanışma, huzur ve mutluluk vardı; oysa şehirlerde çileli hayat bir yana, mutluluk veren değerler de yoktu.

Bu yeni, mutsuz ve çileli şehir hayatı insanları gergin ve agresif bir duruma getirdi. Sonradan görme zenginlik ve ahlaki değerlerin yerine şımarıklık eklenince de cehennem hayatını andıran huzursuzluklar ve çileler baş gösterdi.

Köylerin meşakkatli eski hayatını arar olduk. Ancak elimize geçmiyor. Çünkü köyler de şehirlere benzemeye başladı. Köylerin eski zahmetleri, şehir çileleri karşında nimet gibi görünüyor.

    

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.