Kur’an’da bazı davranış ve huylar için, “Allah seviyor” bir kısmı için de “Allah sevmiyor” şeklinde bir hüküm kullanılmıştır. Örneğin,“Allah tövbe edenleri ve temizlenenleri sever” “Allah Muhsinleri (iyilik edenleri)sever” “Allah kötü söz söylenmesini sevmez” “Allah haddi aşanları sevmez” “Allah israf edenleri sevmez” gibi daha birçok ayette Allah’ın sevdiği ve sevmediği amel ve hasletler açıklanmıştır.

“Akl-ı selim” adı da verilen, yaratıldığı gibi sağlam kalmış, kirletilmemiş insan fıtratı, Allah’ın sevdiklerini seven, sevmediklerinden nefret eden bir mahiyettedir. Allah’ın bütün emirleri ve Kur’an’da “Allah’ın sevdikleri” şeklinde tanımlanan her şey fıtrata da sevimli gelmektedir. Allah’ın sevmedikleri de bu fıtrata sevimsiz gelmektedir. Bu duruma, “Bilin ki, Allâh'ın Elçisi içinizdedir. Şayet o, birçok işte size uysaydı, sıkıntıya düşerdiniz. Fakat Allâh size imanı sevdirdi ve onu sizin kalplerinizde süsledi ve size küfrü, fıskı ve isyanı çirkin gösterdi. İşte olgunluğa erişmiş olanlar bunlardır.” (Hucurat, 7) ayetinde işaret edilmiştir.

İnsanı sevimsiz eden Allah’ın sevmediği ameller ve hasletlerdir. Güzel bir elbise, düzgün kılık kıyafet insanı güzelleştirdiği gibi, çirkin, kirli ve pislikler bulaşmış kıyafet de insanı çirkinleştirir. Bu da sevimsiz görünmeye yol açar. Saç sakalı birbirine karışmış bir kimsenin sevimli olmasına imkân yoktur. Salih ameller ve güzel ahlak da insanın ruhunu güzelleştirir, insanı sevimli bir vaziyete getirir. Demek ki sevimsizlik kötü huylardan dolayıdır. Bu itibarla sevimsiz insan yoktur, sevimsiz huylar vardır.

Allah’ın sevmediği hasletlerden biri de şımarıklıktır. Kur’an-ı Kerim Karun’dan söz ederken onun şımarıklığına dikkat çekerek“Vaktiyle kavmi ona demişti ki şımarma, şüphesiz Allah şımaranları sevmez” (Kasas, 76) buyurmuştur. Şımarıklık, kişinin servet ve makamına güvenerek kendi kendine yeteceğini zannedip kendini herkesten üstün görmesi şeklinde ortaya çıkan, aslında büyük bir yanılgı olan şeytani bir vasıftır. Sonuç itibariyle kişinin kendi kendini kandırmasıdır. Karun’u şımarıklığa sürükleyen, yüksek meblağdaki serveti ve daha da önemlisi, ona imrenenlerin ve çevresinin onu pohpohlamasıdır.

Şımarıklığın bir diğer nedeni de nimete kavuşmanın verdiği sevinç sarhoşluğudur. Nimeti vereni düşünmeyip şükürsüzlükle karşılamak ve sadece kendi çabası olduğuna inanarak kendini yüceltmektir. Kur’an-ı Kerim, “Eğer kendisine dokunan bir zarardan sonra, ona bir nimet tattırırsak mutlaka, “Kötülükler benden gitti” diyecektir. Çünkü o, şımarık ve böbürlenen biridir.” (Hud, 10) ayetiyle insanın bu özelliğine dikkat çekmektedir.

Çocukların şımarıklığı ise onları yetiştirenlerin yanlış tutumlarından kaynaklanır. Sözünü ettiğimiz çirkin hasletten farklı olup çocukların masumiyetini bozmamakla beraber, yine de sevimsiz etmektedir.

Şımarıklık o kadar çirkin bir haslettir ki, masum ve tatlı çocukları bile sevimsizleştirir.

Çocukların şımarık duruma getirilmesinde baba, anne ve çevrenin aşırı düşkünlükten ve şefkati yanlış kullanmadan kaynaklanan tutumları en büyük etkendir. Gerçekte çocuk masumdur, bu itibarla her çocuk sevimlidir. Büyüklerde iğrenç bir vasıf olan şımarıklık, masum çocukları bile sevimsizleştirir. Onun için şımarıklık, çocuklara has doğal bir duygu değil, büyüklerden çocuklara bulaştırılan bir kirdir. İşte bu kir sevimsizdir.

Şımarıklık, olgunlaşmanın önündeki en büyük engeldir. Bu nedenle çocuğunu şımarık yetiştiren aileler aslında onlara kötülük etmiş olurlar. Sorumluluk yaşına geldiklerinde ve ileri yaşlarda sorumluluk bilincine erişemezler; hayatın zorlukları ve sıkıntıları karşısında dayanırlık gücünü kazanamazlar. Şımarık yetişmiş bir nesilden de topluma hayır gelmez.

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.