Çılgınca çalışmayı ve hızlıyı, yeniyi seven herkese ‘Kendinize pek katlanamıyorsunuz, çalışkanlığınız kaçıştır ve kendinizi unutma isteğinden başka bir şey değildir. Eğer hayata daha çok inansaydınız yaşadığınız an bu denli büyülemezdi sizi’

F.Nietzsche, Böyle Buyurdu Zerdüşt

   İlkel bir kabilenin genç üyelerinden biri… Şaman veya büyücü ölüm kararını vermiş.Artık kabilenin istenmeyen kişisi.Öldürülüp tanrılara kurban edilecek.

Doktor Freud’un Venedikli genç bir hastası.  Sanayi toplumunun devlet, patron, baba, ahlak töre vs. her türlü otorite kurumu baskısı altında muhtelif duygularını bastırmak zorunda kalmış buna mukabil psikozlar ,nevrozlar geçirip tımarhaneye kapatılan, sakinleşmesi için şiddete başvurulan bir hasta. İyileşemeyecek.

21. yüzyıl. Bireyin yükselişi. Özgürlük en kullanışlı kelime. Bu yüzyıl insanının yapabileceklerinin sınırı yok. İnsanın kendine en çok değer verdiği zamanlar.  Fakat bu çağın insanı mütemadiyen depresyonda.

Yukarıda bahsi geçen üç durumda da ortak olan nokta şiddet.Tek fark, 21. yüzyıl insanının şiddeti dışsal sebeplere bağlı değil. Depresyonve bitmeyen bir şiddet. Tarih boyunca kaybolmayan, kılıktan kılığa giren şiddet. Fakat şimdiye kadar tüm savaşlar, kavgalar, salgınlar ezcümle bütün cürümler hep öteki ile ilişkilendirilmiştir. Tek bir egemenin olduğu toplumlarda sorunlar kanla ve şiddetle çözülürdü. Disiplinin hakim olduğu, öğreti ve kuramlarınhayatı yönlendirdiği toplumlarda şiddet sadece fiziki değil, psikolojik, sözel vb. şekillerde de tezahür ederek alanını genişletti. Foucault’uniktidar kavramına yönelik tespitlerine  bakmak bile yeterlidir. Lakin şuan yeni bir şiddet türüyle karşı karşıyayız.

Depresif şiddet.

Başarıya ve performansa yönelik bir toplum haline geldikçe bireyler, önde olmanın, rekabet etmenin, piyasada olmanın peşindedirler. Bilhassa internet her bir bireye gösteri yapma imkanı sunmaktadır.(bkz. Youtube,  instagram, tiktok vs.)

İnsanın kendi varoluşunu öne sürmesi mümkün olmadığı için görüntü ve imaj ortaya çıkmaktadır. Böylece herkes kendi görüntüsünün menajerine dönüşüyor. İşte bu olumluluğun şiddetidir. Cinsiyet ve sınıf farkı da gözetmez. En tehlikelisidir. Çünkü kendini sınırsız özgürlük şeffaflık ve ‘her şeyi yapabiliyor olma’ adı altında gizler. Bu yüzden hemen anlaşılmaz. Kanlı değildir. Hastalığa hatta bakteri veya virüslere bile benzemez. Bizzat bireye içkin , her türlü olumsuzluktan azade ve oldukça ‘cool ‘ görünür.  Birey ne kadar sıradan olduğunun farkına bile varmadan en iyi, en güzel, en doğru olma iddiasıyla sisteme kanalize olmaktadır. Sıradanlık, apolitiklik bir zamanlar faşist kökenliydi. Şimdi neredeyse devrimci bir coşkuyla satılıyor.*  Fakat bu sisteme dahil olma durumu her daim başarılı görünmeyi, sürekli tetikte olmayı gerektiriyor. Haliyle 21.yy insanı depresyona sürükleniyor ta ki kendini sömürüp tüketene kadar…

Depresyonun bilinçaltından gelen engel, red, yasaklama, yoksun bırakma vb. ile de ilgisi yoktur. Tamamen kişinin kendi kendine yönelik tükenişidir. Zira , farenin çemberde dönmesi misali sürekli kendi etrafında dönen özne, sonunda tükenecektir.**

Başarı ve performans toplumunda özne ne yazık ki bunu bir şiddet olarak görmez. Aşırı bolluk ve tüketim, aşırı üretim, aşırı iletişim, aşırı haber, sürekli akan görseller ve tüm bunların içinde yer alabilme duygusu olumluluğu nedeniyle bizzat şiddet olarak algılanmaz. Ancak kendi kendini sömüren insanın şiddeti de kendine yönelir. Kelle alan, emirler ve yasaklar dayatan iktidarın makro şiddetinin yerini giderek; başarısızlıktan ödü kopan, kaybetmeye dayanamayan,göz önünde olduğunu hissetmezse tüm kötücül duygularını kendi benliğine yönelten, kendinden nefret eden 21 yy. insanının mikro şiddeti almaktadır. Bu söylenenler belki toplumumuzun tamamına sirayet etmemiştir. Ama gidişat bu yöndedir.

Aşırı iletişim bir mesafesizlik doğuruyor. Bu mesafesizlik kayıtsızlığaevriliyor. Yan yana oynayan ama birbiriyle konuşmayan çocuklar misali herkes kendi imajıyla, kendi telefonuyla meşgul. Başarı toplumunun öznesi sohbetlere ancak kendisinden bahsedilirse dahil olmayı seviyor. Narsisizm bile değidir bu. Çünkü narsist kişi dahi öteki olana ihtiyaç duyar. Oysa başarı ve performansın yüceltildiği, sürekli bir şeylerle meşgulmüş gibi görünmenin kutsandığı, popüler olmanın , herkes tarafından bahsediliyor olmanın yegane hedef olduğu toplumda özne, başkası ile ilgilenecek halde değildir. Tüm hassasiyetleri sığ, bütün eylemleri kendini ispatlamaya yöneliktir ve kendini yiyip bitirene kadar depresyondan depresyona sürüklenecektir. Bu kadar imkan ile bu kadar mutsuzluğun yanyanalığınaşaşıracak  lakin yıkılıp düşene kadar da oyunda kalmaya tapacaktır.

Oysa kutsal olan belki de yalın hayattır

Ölmeyen ama canlı da olmayan, şeffaf, ‘özgür’ makinelere, fenomenlere, övgü nesnelerine karşı yalın hayat.

 Herkesin kendi kişisel komasında olduğu bir dünyaya karşı yalın bir hayat... ***

*Jean Baudrillard, Kötülüğün Şeffaflığı

** Byung- Chul Han, Şiddetin Topolojisi

*** Chuck Palahniuk, Görünmez Canavarlar

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.

şehirler arası nakliyat

orjinal lida zayıflama hapı