İnsanlar şekil itibariyle birbirlerine benzedikleri halde, her birine verilen özel bir sima onları farklılaştırmıştır. Genel bir benzerliğin içinde özel bir farklılık bulunmaktadır. Bu benzerlik yalnız insanlarla sınırlı değil, bütün hayvanların ve bitkilerin hatta cansız varlıkların her bir cinsi içinde benzerlik bulunur. Söz gelimi koyun, keçi, deve, sığır gibi hayvan cinsinin aynı türleri birbirine benzer. Bütün sineklerin, arıların, sivrisineklerin aynı türlerindeki benzerliği herkes bilir. Maddenin en küçük parçası atom ile en büyük yapısı olan güneş sistemi arasındaki benzerlik de dikkat çekicidir. Bütün bu benzerlikler, hepsinin ustasının aynı zat olduğu, bütün bu varlıkların aynı sanatkârın elinden çıktığını açıkça göstermektedir.

Birbirlerine benzeyen bu varlıkların her birinin diğerinden farklı özel bir siması vardır. Farklılığı gösteren bu özel sima da yalnız insanlarla sınırlı değildir. Koyunların, keçilerin her birinin özel siması vardır. Bu nedenle sürü içindeki koyun ve keçilerin sahipleri onları bu farklı simalarından tanır. Her bir sineğin, sivrisineğin, hatta gözle görünmeyen yaratıkların da diğerlerinden farklı kılan özel simaları vardır. Cansız varlıkların her birinin de atom ve molekül dizilişindeki farklılık onları farklı bir sima haline getirmiştir. Örneğin her bir kar tanesinin molekül dizilişindeki farklılık, farklı bir desen oluşturmuştur. Bütün bu sima farklığı da Yüce yaratıcının, fabrikasyon yapmadığını her birini özel ve kendi eliyle yarattığını göstermektedir. Demek ki her bir eser, Cenab-ı Hakk’ın yaratması itibariyle özeldir ve onun için değerlidir.

Her bir insanı diğerinden ayıran, özel kılan, yalnızca yüzünde görünen sima farklığından ibaret değildir. Her bir insanın iç dünyasını oluşturan ruh yapısı, mizacı, yetenek ve meziyetleri de diğerinden farklı yaratılmıştır. Yani iç dünya dediğimiz manevi yapısı itibariyle de her bir insan özeldir.

İnsanın manevi yüzünde manevi simasını oluşturan çeşitli duygular, yetenekler, mizaç, düşünce ve karakter özellikleri vardır. Gariptir ki her bir insanın bu manevi yüzü, cismani siması kadar farklıdır. Bu derece farklı karmaşıklık içinde incelik, hassas ve latif özelliklerle yaratan Allah’ı ancak tekbirle tebrik etmek gerekir.

Bütün istidat, karakter, haslet ve duygular tohum gibi insanın ruhunda mizacına ekilmiştir. Köken olarak “birleşmiş karışım” anlamına gelen “mizaç” insanın davranışlarına yön veren tüm özelliklerin ekildiği bir tarla durumundadır. Toprağa atılan tohum gibi filizlenip gün yüzüne çıkmadıkça saklı ve sır durumdadır. Doğumdan yetişkinliğe kadar farklı gıdalarla, zaman ve şartlara uygun olarak tedrici bir şekilde vücut geliştiği gibi, manevi yapısı da yaşlara göre, manevi eğitim ve gıdalar doğrultusunda gelişim gösterir.

Gerekli bazı gıda ve vitaminlerden yoksun yanlış ve dengesiz beslenme vücut gelişimini olumsuz etkilediği, birtakım hormonları etkileyerek çeşitli rahatsızlıklara yol açtığı gibi, manevi yapının da olumsuz etkilendiği durumlar vardır. Hormon bozukluğu gibi olmaması gereken birtakım huy ve kişilik bozukluğuna yol açabilir. Bu konuda şeytanın vesveseleri etkilidir. Ancak bununla beraber makam, mevki, para gibi kibri okşayıcı hususlar şeytanın desteği ve kışkırtmasıyla birleşince daha önce görülmemiş olumsuz bir karakter ve mizaç özelliklerini ortaya çıkarır. Sır olan bu meziyetler gün yüzüne çıkar. Cılız kalmış ve kurumaya yüz tutmuş ekinlerin yerine ortaya çıkan ve gittikçe gürleşerek tarlayı istila eden dikenlerin ve yabancı otların çıkmasına benzer. Dikenlerin tohumları da sırdır, önlem alınırsa engellenebilir ama önlem alınmazsa durdurulamaz.

Yumuşak huylu, alçak gönüllü, fedakâr, vefalı gibi üstün bir meziyet taşıyan bazı kimselerde, yükseldikleri dünyevi bir makamla ya da elde ettikleri bir zenginlikle daha önce kendilerinde bulunmadığı sanılan olumsuz huy ve özelliklerin çıktığı çok görülmüştür. Makam ve zenginlik, diken tohumları gibi kötü ve sır huyların filizlenmesini tetiklemiştir; güzel huyları bastırarak manevi yapıyı istila etmiştir. Bazı kimselerin, bir makam veya zenginlik elde edince çevresini şaşırtacak ölçüde huy ve hasletlerinde olumsuz bir değişim gözlenir. Eskiden kendisini tanıyanlar, “makam onu değiştirdi” derler. Oysa makam, onda önceden var olan ama sır halindeki birtakım hasletlerin tohumunu harekete geçirmiş, filizlendirmiştir.

İyiye de kötüye de götüren bütün hasletlerin tohumları insanda mevcuttur. Ancak iyilik eğilimlerini güçlendirerek kötü eğilimleri engellemek mümkün olabilir.

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.