Şişirilmiş laflara karşı hep tahammülsüz olmuşumdur. Fakat burada amacım sert gelebilecek bir tonda yazıp karşımdakini kırmak ya da yerden yere vurmak değildir. Ancak hak edene hakkını teslim etmek, laf cambazlığı yapıp da şişirilmiş laflarla ortalığı kasıp kavurup ancak verilen sözün yerine getirilme zamanı geldiğinde meydanı boş bırakanları da tarafsız bir şekilde eleştirmekte de fayda var.

Sosyoloğun hiçbir şekilde ayrıcalık teşkil etmeyen özelliği şudur:  Görevi toplumsal dünyaya ilişkin şeyleri söylemek ve bunları mümkün olduğunca oldukları haliyle söylemektir. Yani olan biteni çarpıtarak değil olduğu gibi ortaya koymaktır. Böylece olanı biteni dile getiren sosyolog bütüncül inkârın da çemberini kırmış olur. Bu noktada toplumsal gerçekliği dile getiren, toplumun acıyan yarasını tespit edenin de ne biçimde bastırılmaya çalışıldığını ve buna karşı savaşırken, insanın kendini ne gibi risklere maruz bıraktığını gayet çok iyi biliyoruz.

Her dönemde bu kişi kötünün iyisi deyip bel bağladığımız figürler, esasında erken kavuşulan bir şöhretin cazibesine kapılarak toplumsal dünyadan söz etmeye ama sanki söz etmiyormuş gibi söz etmeye ya da zamanında şunu bunu yapacağım deyip bu dediklerinin arkasında durmayıp onları unutmaya veya unutturma yoluna gitmişlerdir. Ya da tek kelime ile bu şişirilmiş vaatlerini ihtişamlı şöhretinden sonra inkâr ederek söz etmeye sevk etmişlerdir. Tabi ki kişinin bu yola başvurması kendi aklınca elbette cezbedicidir. ( ve tabii karlı’dır da).

Varacağım asıl mesele şudur ki:  2019’un tahmini verilerine göre nüfusu 2 milyonu aşan Şanlıurfa’nın, birçok güncel sorunuyla yüzleşmekteyiz. 2020 yılındayız ve biz hala şehrin trafik sorununu halletmiş değiliz. Bunun yanında, her yıl birçok aile, yevmiye karşılığında çalışmak üzere batı illerine mevsimlik tarım işçisi olarak giden ailelere çare bulmuş değiliz. Tarım göçünün başlamasıyla birçok aile, okula giden çocuklarını bırakacak kimseleri olmadığı için okuldan alıp tarlada çalıştırmak zorunda kalıyorlar. Çoğu gencecik fidanlar eğitim yuvalarından koparılıp, karne sevincini yaşamadan, daha küçük yaşlarda ekmek kazanma derdine düşmektedirler. Ve ne yazık ki buna da henüz bir çözüm bulmuş değiliz. İşsizlik yüzünden parçalanmış aileler, Eğitimde yaşanan aksamalar ve daha saymakla bitiremediklerim…

            Değinmeden geçemeyeceğim bir başka mevzu da mevsimlik tarım işçilerinde en fazla zorluğu kadınların yaşadığını vurgulamak isterim. Çünkü kadınlar gündüz erkeklerle beraber tarlada çalışıp, diğer yandan tarladan sonra akşamları çadırlara gelip yemek yapmak, bulaşık yıkamak, çocuklara bakmaktadırlar. Bu aileler Şanlıurfa’da koskoca Harran Ovasında! Yaşamalarına rağmen iş bulamadıkları için hala batıya doğru mevsimlik göç yaşanmaktadır. Çözülmesini bekleyen karmaşık bir sorundur bu.

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.