Bize yeryüzünde cennet vadedenler, cehennemden başka bir şey getirmediler…

                                                                  Karl Popper

Cenneti vadedenler bu dünyada cenneti yaşayanların ta kendileridir. Ne ararsak vardır onlarda. Yalan, dolan, ikiyüzlülük, fakirin sırtından zengin olma, zayıf olanları sömürerek susturup köle haline getirme akla ne gelirse onlarda mevcut. Kimin gücü kime yeterse, kim kimi gözüne kestirirse vuruyor. Dünyayı öyle bir hale getirdiler ki zayıf ve fakir insanlara daha bu dünyadayken cehennemi yaşattılar ve güzelim hayatı cehenneme çevirdiler. Diğer yandan birileri hep tokken ve zevk içindeyken, geri kalanlar açlıkla terbiye edilirler. Fakir hep fakir olarak kalıyor. Gözlerini hırs bürümüş, doymak bilmeyen hırslarının kurbanı olan bu sülük sürüsü yüzünden dünya bir azap yeri halini alıyor.

         

Cenneti vadedenler, zayıf ve fakir insanların gafletinden faydalanıp kirli emellerine ulaşıyorlar. Firavunlar, Karunlar çoğalmış. Ahlaksızlık, fuhuş, faiz alıp başını giderken, cenneti bekleyen zayıf insanlar da bu sahtekâr vaatçilere kanmaya devam ediyorlar. Çünkü ‘’umut fakirin ekmeği’’. ‘’Ya tutarsa’’ hesaplarının peşinden koşanlardan geçilmiyor. Zaman su gibi akıp giderken, seneler birbirini kovalıyorken, değişime dair hiç bir şey yapılmıyor. Şehir aynı şehir, eski tas eski hamam. Kaldırımlar değişiyor, ağaçlar yerinden sökülüp yerine beton binalar dikiliyor, her taraf betonlaşıyor. Eskiden iki oda bir aileye yeterken şimdi beş oda yetmiyor, habire eşya stokluyorlar. Sevgisizlik hüküm sürüyor. Aşklar, sevdalar türkülerde kaldı, huzur yok, birbirlerini yaşam adına dinleme, anlama yok. Hâlbuki kalp gözüyle bakılsa yanlışlar görülecek.

İnsanoğlu cennetini daha dünyadayken yaşamalıdır. Çünkü cennet dünyadır. İnsan burada doğuyor, burada büyüyor, burada konuşuyor, burada üzülüyor, burada seviniyor, burada her şeyi tadıyor ve hissediyor. Dünya o kadar geniş ve cömert ki, her kese yetecek kadar hem oksijeni, hem de toprağı ve suyu var. Dünya bağrında tüm renkleri, dilleri ırk ve kültür ayırımı yapmadan, iyisini de kötüsünü de barındırıyor. Ama cenneti vadedenler, doymak bilmeyen iştihaları yüzünden, fakire yaşanılır bir dünya bırakmıyorlar. Ki onlarda insan gibi bir hayat yaşasınlar, gülsünler, eğlensinler ve hayal kursunlar… Tüm bu perişanlıkların müsebbipleri, ellerinde beyaz bayraklarla, henüz vicdanları ölmemiş, insanca bakabilen fakirin inancına dokunarak, onu hegemonyasına almak için cenneti vaat ederek, rahatça yaşamayı ve daha çok zengin olmayı arzulamaktadırlar. Bu arzular gerçekleşsin diye bu insanların gece gündüz demeden çalışıp çabalaması gerekiyor.

Tüm bunlar gözler önünde olup biterken, sefalet içinde yaşayan mazlum toplumlar birlik olup zalimin zulmüne karşı koyup, dünyada cenneti yaşayacaklarına - sefalete alışkanlık kesp etmişçesine- tarih boyunca birbirleriyle uğraşıp durmaktan başka bir şey yapmıyorlar.  Gücü ve iktidarı ellerinde bulunduran güçler ise bir an bile durmadan zayıf ve güçsüz toplumları yarı aç bırakarak kendilerine mahkûm etmeye devam ediyorlar.

                                                                                                        

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.

banner8

banner6