UA-89691712-1

Aşkın süslendirilipcazip hale getirilmeye ihtiyacı yoktur. Aşk ifadesi kendi başına zatenderinliği içerir. Aşk tanımı olan; ama âşık olunmadan anlaşılması vehissedilmesi imkânsız bir duygudur. Ne kitaplar, ne filmler aşk anlaşılıryapar. Bunlar sadece aşkı özendirir. Âşık olma ihtiyacını fark ettirir. Birkitap ya da film aşkı ne kadar güzel anlatılırsa anlatsın aşkı kendisi olmaz.aşkın kendisi ancak aşık olunca ortaya çıkar. Genel ve özel duygular uyanır.Kitaplar ve filmler genel olanı gösterir. Okuyucu ve izleyici bunlardan özelegeçiş yapar. Aşklarına aşk katar mı bilinmez ama aşkın değerini fark ettirir.Ama insanoğlu hayatını duygusallık üzerine kurmadığından, uyanan etkilerde kısaömürlü olur.

Aşk, âşık olmaisteğiyle karşımıza maalesef çıkmıyor. Kime âşık olunacağına da çoğu zaman kişide karar veremiyor. Ondan dolayı aşkın kriterleri de olmuyor. Kime, neye, nasılâşık olunduğu bir gizem, muammadır. Kişi çoğu zaman aşkın içinde bulurkendisini. Şaşkınlık, kararsızlık ilk defa tanışılan duygu karşısında benliğiesir alır. Aşkla tanışmanın yol açtığı bu durum süregelen hayatın dışınaçıkılmasındandır. Sürekliliği alt üst eden aşk, kişiye farklı alışkanlıklar vehayata yeniliklerin kapısını açar. Kişinin kararsızlığı da hayatının değişimeaçılmasındandır. Bu da kolay değildir. İnsan değişime direnir. Sadece değişenduygular değildir, düşünceler de yaşam biçimi de bundan etkilenir. Aşk her şeyideğişime zorlar. Ki aşkın sevgiye dönüşmesinden sonra insanların eskidüzenlerine dönmeleri ve yine insanların aşık oldukları insanı araması dabundadır. Aşk kişiyi şöyle böyle biraz değişime zorlar. Ama zayıflayınca dakişiler eski haline döner. Çoğu insan aradaki bu değişimi fark edemez. Aşkzamanındaki kişinin tutumu ile sonraki insanın tutumu arasındaki farklılıklarıkabullenilmesi zordur…

Türkiye sinemasızorlama aşklarla oynamayı seviyor. Toplumda örnekleri olmayan ve aykırıaşklarla gündeme gelerek dramatik aşklarla imza atıyor. Bunların bir örneği de“Sonsuz Aşk” filmi. Konusu zengin erkek, fakir kadın aşkı. Çevresindekikadınlardan bıkmış ünlü bir Doktor Can. Kadınlara karşı tatminsizlik yaşıyor.Tabii bu duygusal bir tatminsizlik, gecelik ilişkileri devam ediyor. Akla şusoru geliyor, kendi statüsünde ve sınıfındaki kadınlara karşı neden ilgisiz veduygusal bir bağ kuramıyor? Asıl sorulması gereken bu soru filmde olmadığı gibiTürkiye sinemasında da karşılığı yok. Pek gündeme gelmediği içinde seyirci debu sorunun peşine pek düşmüyor.

Can, nasıl bir kadınarıyor? Çevresindeki kadınlardan neden hoşlanamıyor? Ki çevresinde Zeynep’tendaha güzel kadınlar olduğu kuşkusuz. Demek ki Zeynep’i cazip yapan güzelliği dedeğil? Can ve çevresiyle kıyaslandığında Zeynep cahil, görgüsüz bir tiptir.Hiçbir özelliği yoktur. Yetenekli olduğu tek konu yemek pişirmesi ve temizlikyapmasıdır. Bir de güzelliği var. Can için bunların hangisi etkileyici? Cevabıyok. Aşk için bir neden mi aramalıyız sorusu sorulursa, aranmaz ama aşk içindezeminin olması gerekir. Aşk durduk yere kalplere de yerleşmiyor. Aşkın nedeninibilemeyiz ama duygularda bir cevabı vardır. Bizler üzerinde duramadığımızdandolayı bunu bilemiyoruz. Sonuçta kendi ortamında aramadığı huzuru Zeynep’tebulan Can, ilk günde kendini aşkın kolları arasında buluyor.

Aşk neleri aşar? Bubasit, ama bir kadar önemli ve ciddi bir konudur. Duygusal yoğunluk dönemindeyaşanan kararsızlıklardan birinin nedeni de budur. Aşk uyumda arar. Aşıkolunmada, ama uyum yoktur. Duygular harekete geçtikten sonra sosyal, kültürelfarklılıklar gün yüzüne çıkar. Bu durum bazen ilk günlerde aşkın önüne geçer,bazen aşk bunu aşar sonra acı yüzünü gösterir. Aşk böyle garip bir şey işte, neyapacağı belli olmuyor.

Zeynep belki de songünlerini yaşayacağı için aşkı sorgulamıyor ve az kalmış günlerinin tadınıçıkarmaya çalışıyor. Can ise, tam tersi kafası karışık, Zeynep’in öleceğinibilmese kararsızlığı ilişkinin kopmasına neden olacaktır.

Aşk hayata yeni birpencere açar. Aşk bir etkileşimdir. Baskın olan karakter diğerini etkiler. Buetki eksik olan yönlerin dışa vurulmasıdır. Can’da hem geçmişiyle hem de içindebulunduğu yaşantısını sorguluyor. Daha önce yapmadığı şeyler yapmaya çalışıyor.Aslında birçok film aşk öncesi yaşamı yapay gösterir. Sanki aşk olunca gerçekhayata dönüşüm yapılıyor gibi bir algı verirler. Hâlbuki önceki yaşam yapaydeğildir, sadece eksiklikleri görememe ve duyguların uykuda olmasıdır. Aşkduyguları uyandırınca kişi kendisiyle daha fazla zaman geçiriyor. Monotonyaşayış kırılma noktasına giriyor. Can’daki değişimler bu şekilde doğalkarşılanmalıdır. Zeynep sadece tetikleyici bir unsudur. Var olanı hareketegeçirmiştir. Yoksa Zeynep’in güçlü bir karakteri yoktur.

Aşk ve tutkukardeşlerdir. Aşkın olduğu yerde tutkunun baş döndürmesi vardır. Bu tutkununaşırı kişinin kendisine yabancılaşmasına yani kendine ait olmayan davranışlarsergilemesine neden olabilmektedir.  Kişikendi benliğine uzaklaşmaya doğru adımlar sergiler. Aşk kişinin yaşantısınıtamamen değiştirmesi değildir. İçinde bulunduğu yaşantısına renk katıp yolunadevam etmektir. Ancak Türkiye sinemasındaki filmlerin çoğunda ve Sonsuz Aşk’tagörüldüğü üzere karakter âşık olduktan sonra tamamen farklı bir yaşantınıniçine girmektedir. Ve filmlerin çoğu burada bittiğinden biz de ilerde yaşananiç ve sosyal çatışmaları göremiyoruz. Filmler bizden bu gerçeği saklamaktadırlar.Can’da gördüğüm değişimin sonrasındaki ruh halini filmde görmüyoruz. Filminböyle bir derinliği de yok.

Aşk cinsiyetle başlar;cinsiyetle son bulmaz. Aşk bedensel değildir. Aşk, kalbin harekete geçmesi vezihnin ufkunu açmasıdır. Aşkı temsil eden beden ölümle tanışabilir, ama aşkınuyandırdıkları toprak olmaz. Kişide kalıcı izler bırakır. Benlik aşkın izinitakip eder. Kişi aşkın tadını aldı mı peşinden koşar ve başka beden de bulmayaçalışır. Bir sonsuzluktan bahsedilecek bu manada yorumlanmalıdır. Yoksa bedenitemsil eden aşk kişide sonsuz olarak âşık olanda yer etmez. Yarınlarda aşkıtemsil eden başka bir cinsiyet karşılaşılır.

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.