Soğuk bir kışgünü Sema, kardeşi Fadile’yi ziyarete gitmişti. Kapının önünde beklerken içindetarifsiz bir sıkıntı hissetti. Kapıyı usulca çaldı. Bir an kapıyı açan kardeşiFadile’yi tanıyamadı. En son üç yıl önce görüşmüşlerdi.  Bir insan üç sene içinde bu kadar mıçökerdi.  Bir deri bir kemik kalmıştı.Gözlerinin etrafındaki mor halkalar ne çok şeyi anlatıyordu. Hal hatırsorduktan sonra kardeşinin yüzünü duvara doğru çevirip hıçkırıklarla ağlamasıkarşısında donup kaldı.

  Fadileablasını senelerdir beraber kaldığı işitme engelli oğlu ve kızının odasınagönderdi. Fadile hıçkırıklar arasında o anına kadar çektiklerini anlatıablasına. Sema güneş görmeyen, rutubet kokan bu karanlık odada; insan sesinehasret, anlık mutluluklardan yoksun olarak uzun süre bu çocuklarla hayatmücadelesini veren kız kardeşine bu güne kadar hiç kimsenin yardım etmemesindenderin üzüntü duydu. Her ne kadar sakin gibi görünse de kardeşi için hiçbir şeyyapamamanın verdiği çaresizlik hissi onu kahrediyordu. Sema, boş ve anlamsızgözlerle kendisini süzen yeğenlerinin bakışları altında ezildi. Oturduğu yerdenkalktı elini beline koyup pencerenin yanına gitti. Yüzünü kaldırarak gökyüzünüseyre daldı.  Senelerdir bu karanlıkodadan doğru dürüst dışarı çıkmayan, dünyayı bu pencerenin ardından seyredenkardeşine uzun uzun baktı. Ardından gidip tekrar yerine oturdu. Fadile uzun birsessizliğin ardından derin ve acı dolu bir ses ile;

  ‘’Aralıkayının bir akşamüstü idi. Şiddetli sancılar sonucu kocam beni doktora götürdü.İlk göz ağrım oğlum dünyaya gözlerini açtı. Üçüncü gün doktor sadece benitaburcu edince anlamıştım ciddi bir şeyler olduğunu. Oğlan üç ay hastanedeyattı.  Üç ay boyunca her gün hastaneyegidip çocuğu emzirdim. Oğlumuzu eve getirdikten kısa bir süre sonra kayın babamevimizi ayırdı. Kocamın düzenli bir işi yoktu, bazen ya kirayı zamanındaveremiyordu ya da elektrik, su faturasını. Bu sıkıntılı anımızda kızım Mervedünyaya geldi. Onun doğumu da oğlanın ki gibi çetin oldu. O da hastanedetutuldu üç dört ay. Bu süre zarfında kocam ile beraber baktık çocuklara.  Fakat kayın babamın bizi bu durumda beşparasız sokağa atması, başınızın çaresine bakın demesi kocamı derindenyaraladı. Yoksulluğun verdiği sıkıntı hayatı çekilmez kıldı. Mecburen kocamgurbette çalışmaya gitti. Yoksulluk zamanla aradaki sevgiyi de yok edecek kadaretkilidir. Bunu kocam gittikten sonra çok iyi anladım. Bizi eskisi gibi arayıpsormuyor, ilk zamanlar aradığında saatlerce konuşurdu. Şimdiyse beş on dakikaancak konuşuyor.

  Şunu anladım,insan dara düşünce hiç kimse elinden tutmuyor, en yakınındakilerin bileyaptıkları tek şey sabır dilemek ve kaderine razı ol demek.  Çocuklarımızın tedavisi için hiçbir şeyyapamadık. Hal bu olunca ne kadar acı da olsa insan zamanla durumunu kabulleniyor.

  Öncelerisabahlara kadar ağlardım. Tutunacak bir dalım yoktu.  Sizde bana uzaktınız. Burada yapayalnızım.Engelli iki çocuk annesi olarak neler çektiğimi, neler hissettiğimi sadece benbilirim.  İnsanların buz gibi kaskatıduruşlarından yüreğim üşüyor.’’ dedi.  Ardından titrek dudaklarınısaklamak için ağzını sımsıkı kapadı. Akan gözyaşlarına engel olmaya çalıştıysada mani olamadı.

  Sema kardeşiFadile’nin soluk yüzünde yılların yorgunluğunu, acısını, çilesini görmüştü.Hıçkırıklar arasında ağzından dökülen kelimeler sanki kendi yüreğindendökülüyor; gözlerinden akan yaşlar sanki kendi gözlerinden akıyordu. Bu günekadar onu sormamış ve ona yardım etmemiş olmanın verdiği utanç ve pişmanlıkyüreğine bir hançer gibi oturmuştu.

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.

banner8

banner6