Taş yerinde ağırdır deyimi veya atasözü, insanın bulunduğu ortam ve toplumda; ağırbaşlılık, kendini taşıma, ölçülü davranma ve erdemli hareket etmegibi tanımlarla açıklanmaktadır… Evet, taş yerinde ağırsa; o halde bir kısım insanlar neden bu kadar hafif ve sudan? Olur, olmaz yerlerde bulunmak, yerli yersiz beyanlarda bulunmak; kendini taşımayan hafifkimselerin mesleği mi oldu ne?

                                  Yaşadığımız dünyada, Seküler (Dünyevi, cismani ve Laiklik. M. Doğan sözlük) hayatta olup bitenlere ayak uydurma ezikliğikarşısında ezilip büzülenler; istikbale ve nesli inşa etmeye dair, manevi her hangi bir tereke bırakma ihtimalleri var mı?Çünkü, suyun akışına göre akanlar, rüzgarın esintisine göre esenler; her sese her koroya eşlik etmeyi vazife addedenler; nihayetini hesaba katmadan konuşanlar koşuşturanlar, hafif hislerle hareket edenler, insanlara fayda yerine zarar vermekten başkane olur armağanları?

                                  Günümüz İslam toplumlarında, Seküler (Dünyevileşme) ve Liberal (sınır ve kural tanımaz serbestiyet) hayatın her türlü akıntısında yüzen toplumlar; düştükleri bu gibi bela ve mihnet girdabından, kendileri gibi olmak şatıyla, kurtulabileceklerdir ancak. Evet, insanın kendisi olmayı başarmak kadar; ağır bir iş yoktur belki de… Her neyse, taş yerinde ağırdı ya! O zaman, her ortama ayak uydurmak, her koro ve nakarata eşlik etmek, her ağızdan çıkan söze itibar etmek veya hemen ret etmek; beli bir yerde duramamak, kuş gibi daldan dala konmak, hafif ve yüzeysel hareket etmek; istikrarı olmayanların, insanlık namına geride; kayda değer bırakacakları pek bir şeyleri olmayanlardır.Olumsuz yanlarını, saymasak tabi.

                                  Ağır başlı ve kendini taşıyabilmeyi şiaredinen insanlar, her şeyi iyice düşünüp tarttıktan sonra; konuşur, hele laf israfındanateşten kaçtıkları gibi kaçar ve asla gerzeklik yapmazlar… Taşı gediğine koyarcasına, sözlerini ölçü ve tartı ile yerli yerine koymasını bilirler… Öyle olmasaydı şayet, neden ölçülü ve ölçüsüz diye iki zıt insan tipi olurdu ki? Ağır taş yerinde sabit kalır, hafif taş ise havada uçuşur; mecazında olduğu gibi, iki anı birbirini tutmayan tutarsız olan insanlarla; belki de bundan ötürü, yola gidilmez, dava sürdürülmez, iş yapılmaz, teşriki mesai hiç yapılmaz, denilmiştir…

                                  Bakıldığında, yaşadığımız toplum ve ortamlarda, insanların dilinde sakız gibi çiğnenmekte olankişilerin ekseriyeti; yerlerinde sabit duramayan, gidilmesi münasip olmayan yerlere giden, makul olan yerlerde ise tutunamayan, aceleci, peşin hükümlü ve sadece kendilerini beğenen kimseler olduğu görülecektir… Hâlbuki ağır başlı olan insan tek başına da kalsa, o daima vakur bir kalabalık kadar heybetli, şecaat ve metanetli görünümüyle, olgunluğu temsil eder.

                                  Ağır taş gibi yerinde sabit olup sabitelerini koruyan insanlar, ister cemiyetin gönlünde yer edinmede, isterse sosyal, siyasal ve hayatın diğer alanlarında olsun; onlar her daim insanlarayön gösteren işaret levhaları gibi rehber, yolun boyutunu gösteren kenar reflektörleri gibi her daim hafızalarda, parlak bir ışık gibi zinde ve değerli kalırlar…Bundan dolayıdır ki, insan toplumda, söylem ve eylemlerinin orantılı olup olmadığı oranda; itibar ve değer kazanır.

                                  Oysa günümüzde, Modernizm’inkisvesinesığınmış olan uygar dünyada; birçok insanın, menfaat veya tutarsızlıkları sebebiyle, kapı kapı dolaştıklarını görülmektedir. Bu gibilerin, ne dava diye bir dertleri, ne topluma fayda sağlamak diye bir amaçları; ne de hayırlı bir iz bırakma diye gayretleri vardır… Bu gibiler dert olarak, nerde sabah, başkayerde akşam yapma düşüncesiyle; günü kurtarmanın ve yarına dair her hangi bir hesabıolmamanın mücadelesini sürdürmekle ömürlerini heba edip tüketirler.

                                  Yaşadığımız toplumda,özellikle Siyaset arenasına bakıldığında, bir kısım zevatın; gitmedikleri kapı, sıkışmadıkları el, gülümsemedikleri yüz, önlerinde iliklemedikleri düğmeleri; atmadıkları takla, yapmadıkları kurnazlık, çevirmedikleri hile ve dolabın kalmadığı görülecektir… Peki, böyle hafif ve suyun üzerinde yüzen baloncukları gibi patlamaları an meselesi olanların bol olduğu bir toplumda, bir dünyada; tutarlı ve ağır başlı insanların yeri,yurdu ve kıymeti olur mu? Çok zor! Devir gemiyi kurtarmanın devri kabul edilse de, Müslüman kimselerin; malum hedeflerinin dışında, meçhul hedeflere yönelme diye bir düşünce ve gayeleri asla olmaz, olamaz olmamalıdır da! Taş yerinde ağırsa, her şeye rağmen; yerinde ağır kalıpve sabitelerinebağlı kalmaktan asla taviz vermeyen erlere selam olsun! Dua ile. 25 Kasım 2018. 

                                 

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.
Avatar
Huseyi̇n Şaşmaz*uzun 2 ay önce

Ağır taş yerinde sabit kalır, hafif taş ise havada uçuşur; mecazında olduğu gibi, iki anı birbirini tutmayan tutarsız olan insanlarla; belki de bundan ötürü, yola gidilmez, dava sürdürülmez, iş yapılmaz, teşriki mesai hiç yapılmaz, denilmiştir
Hâlbuki ağır başlı olan insan tek başına da kalsa, o daima vakur bir kalabalık kadar heybetli, şecaat ve metanetli görünümüyle, olgunluğu temsil eder.
Fikirler baskı altına alınabilir. Kişi ve kurumlar sindirilebilir. Ama asla yok edilemez.
https://www.facebook.com/permalink.php?story_fbid=856596478125088&id=100013242319421

orjinal lida zayıflama hapı