Bu sıcak yaz günlerinde, korona belasından dolayı kimseyle görüşemediğimiz için, bağ ve bahçede biraz nefeslenmek, ağaçların serin gölgelerinden faydalanmak için sıkça köye gidiyoruz. Çocuklarımız ise evde kalıp ders çalışıyorlar. Bu durum içimizi acıtıyor. Aslında diğer çocukların da bizim çocuklardan farklı bir yanları yoktur. Çocuklar aralıksız olarak çalışmaya mahkûm edilmişlerdir.

Onlara belli etmeden içimden hallerine üzülüyorum. Aslında onların şahsında tüm çocuklara acıyorum. Ne yazık ki günümüzde çocuklar artık çocukluğunu yaşayamıyorlar, okullarla, sınavlarla, takviye ders ve hocalarla yarış atı gibi sürekli koşturuluyor. Bu acımasız yarışa sevk etme yaşı beşe kadar indi. Çocukluk güzelliklerini yaşayamadan hayatın insafsız girdabına sürükleniyorlar. Bu yıl korona belasının baskısı da eklenince çocuklar ne yapacağını şaşırmış duruma geldiler.

Üzülmem,bir fayda sağlamaz ve hayatın akışını değiştiremezdi. Hayattaki bu girdabın tazyikinden sıkılmış, yorgun düşmüş kızımı geçen gün teselli etmeye çalıştım, dedim ki:

“Kızım, ağlamakla, üzülmekle hiçbir şey çözülmez, başarı sağlanmaz. Hayatta böyle işler çoktur. Sabır, azim ve kararlılık lazımdır. Biz de bazen uzunca bir yazı yazarız, aniden elektrik kesilir, yazdıklarımız silinir, emek boşa gider. Emeğinin karşılığını, sonucunu alamayan çok insan var. Karınca, kendisinden daha büyük yükünü yuvasına götürürken engellerle karşılaşır, defalarca ağzından düşürür, fakat yine de yılmadan üşenmeden her seferinde bilenmiş bir ümitle defalarca engeli aşmaya çalışır. Her başarısızlık karıncanın inadını ve kararlılığını arttırır. Sonunda başarılı olur. Ama tüm olumsuzluklar, ümitsizliğe düşürmek yerine daha da kışkırtıcı, dayanırlığı arttıran bir kamçı durumunda olmalıdır. Zaman zaman başarısız olmak da eğitimin bir parçasıdır. Yılgınlığa düşme, büyük bir ümitle gücünü topla ve dayan.”

Beni dikkatle dinledi, rahatladı.Sonra da “taşın oğlu” anlamına gelen “İbn-i Hacer” lakaplı âlimin öyküsünü anlattım:

Asıl adı ŞihabuddinAhmed bin Ali’dir. Filistinde bulunan Askalanlıdır. Küçük yaşta annesini ve babasını kaybetti. Talebelik çağına geldiğinde babasının dostları onun eğitimini üstlendiler. Memleketinden uzakta bir medresede talebeliğe başladı. Kendince çok çabaladığı halde derslerinde başarı sağlayamıyordu. Bir süre sonra “ben bu işi yağamayacağım galiba” diye düşündü. Hocası da yeni bir meslek edinsin diye onu memleketine geri gönderdi. Üzgün bir şekilde yola çıktı. Çok sıcak yaz günü olduğu için öğle vaktinde yol güzergâhındaki bir mağarada mola verdi. Orada dinlenirken mağaranın tavanından su damladığını fark etti. Belli aralıklarla ama kesintisiz düşen su damlalarının zemindeki sert kayada bir çukur açtığını gördü. Kendi kendine düşündü: “Benim kafam bu kayadan daha mı sert ki ilim onda etki etmiyor? Kesintisiz düşen yumuşak damlalar kayayı deldiği gibi, ben de kesintisiz olarak azim ve sabırla çalışırsam ilim kafama mutlaka girecek” Bu düşüncelerle medreseye dönme kararı aldı ve oradan geri döndü. Talebeliğe devam etti.

Büyük bir başarı gösterdi. Taştan ibret alıp medreseye geri döndüğü için kendisine “taşın oğlu” anlamında “İbn Hacer” lakabı verildi. Bu isimle ünlü bir âlim oldu. Hadis, Fıkıh, Tefsir, Dil ve Edebiyat alanlarında uzmanlaştı ve eserler telif etti. Bugün halen onun eserlerinden faydalanıyoruz.

Hayatta dönüm noktası olabilecek öğütleri insan babasından alır. Ancak İbn Hacer’in babası vefat etmişti. Hayatını değiştiren öğüdü taştan almıştır. Bu anlamda “İbn Hacer” lakabı gayet uygun düşmüştür.

İbn Hacer telif ettiği eserleriyle asırlardır ilim ehline ders verdiği gibi, bu taş öyküsüyle de azim ve kararlılıkla başarıya koşma konusunda ders vermektedir.Çünkü âlim, her şeyden ders alır, her haliyle ders verir. 

Başarısızlığın asıl sebebi kırılan azmin tekrar toparlanmamasıdır. Azmin kırılması önce ümitsizliğe, ardından yılgınlığa, sonra da atalete (tembelliğe) yol açar. Arslan gözü korkarsa, kuvvetine rağmen geri durur, bir çakaldan bile korkacak duruma düşer.

İbn Hacer öyküsü,kızım gibi endişeli tüm öğrencilere ibret olmalıdır.

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.