Karanlık birgecede, rengârenk ampullerle donatılmış bir mekânda, bu lambalardan beklenenistifade ve güzelliklerin görülebilmesi için onları ışıklandıracak enerjininyani elektriğin olması gerekir. Yoksa renkleri, ışık saçan güzellikleri şöyledursun, ampullerin kendileri dahi karanlığa gömülür, görünmez olurlar.

İnsan için iman,elektrik gibi bir enerjidir. İnsandaki duygular, güzel yetenek ve seciyeler,imanla faaliyete geçer, yaratılış amaçlarına uygun güzellik ve fayda sağlarlar.

Yaratıcıtarafından kalbe yerleştirilen merhamet, sevgi, şefkat, saygı, gibi rahmettecellileri duygular iman ile çalışırlar, işlevlerini imanla gösterirler.

İman olmazsa,varlıkları hiç bir şey ifade etmez, elektriği olmayan ampullerden farksızolurlar.

Bazen elektrikolmadan da ampulün rengi ve parlaklığı fark edilir. Mümin olmayan bazıkimselerde görülen güzel hasletler buna benzer.

İnsanın ömrüboyunca çeşitli aşama ve dönemlerden geçer, zamanın değişmesiyle bedenselolarak değiştiği gibi, ruhen de değişime maruzdur. Bu nedenle bir kez imanetmek yetmez, imanın sürekli canlı tutulması gerekir. Değişimin tahribatındankurtarmak için imanı yenilemeye ve canlı tutmaya muhtaçtır. Bu ise, zikir veibadetle mümkündür.  

Kur’an-ı Kerimbirçok ayetlerde buna işaret etmektedir. Kalplerin ancak Allah’ın zikriyletatmin olabileceğini bildirir: “Onlar, iman edenler ve kalpleri Allah’ızikirle huzura kavuşanlardır. Biliniz ki, kalpler ancak Allah’ı zikretmeklehuzur bulur.” (Ra’d, 28)Peygamberimiz(ASV) da “İmanınızı«lâ ilâhe illallah»ile yenileyiniz”buyurmuştur.Aynı şekilde,Ancak Allah’tan korkanların Kur’an’la tüyleri ürperdiğini, kalplerininyumuşadığını bildirir. Şöyle buyuruyor:

Allah,  sözün en güzelini indirmiştir,  birbirine benzer uyumlu ahenkli ikişerikişer (tekrar ede ede) bir kitap ki, Rabbinden saygı ile kor­kanların ondanderileri ürperir; sonra da hem derileri, hem de kalpleri Al­lah'ın zikrineyumuşar.” Zümer, 23)

İmanı sindirmemişkalplerin taştan daha katı olduğunu bildirmektedir. Bu benzetme, mecazi vemanevi yöndendir. Taşlar bile Allah’ın korkusuyla yuvarlanıp düştükleri,içinden ırmaklar aktığı ya da su çıktığını ifade ederek taşların bu doğalvaziyetleriyle beraber, işlevini kaybetmiş kalplerden daha anlayışlı olduğunadikkat çekmektedir.

 “Sonra bunun ardından kalpleriniz yinekatılaştı; taş gibi, hatta daha katı oldu. Çünkü taş vardır ki, içindenırmaklar fışkırır. Taş vardır ki yarılır da içinden su çıkar. Taş da vardır ki,Allah korkusuyla yerinden kopup düşer. Allah, yaptıklarınızdan hiçbir zamanhabersiz değildir.” (Bakara,74)

Bu ayet,İsrailoğullarının taptıkları ineğin kesilme emrinden sonra kalplerinin birmiktar yumuşadığını, Allah’a yöneldiklerini ancak sonradan tekrar taş gibikatılaştığını, hatta taştan daha katı olduğunu bildirerek, “ırmaklarınfışkırdığı taşlar” tabiriyle Hz. Musa (AS)’ın asasını taşa vurup 12 pınarfışkırdığı mucizesine işaret etmektedir. Kuru taştan ırmak fışkırtan mucizebile bu taş kalplileri yumuşatmaya yetmediğini vurgulamaktadır.

Aynı şekildePeygamberimiz (ASV)’ın mubarek parmaklarından su akıtarak bir orduya içirmesimucizesi de taş kalpli müşrikleri ve Yahudileri etkilememiştir. Oysaparmaklardan suyu akması taştan su fışkırmadan daha harika bir mucizedir, çokdaha olağanüstüdür. Çünkü normalde kayadan su çıkar ama etten, parmaklardan suçıkması hiçbir zaman görülmemiştir. Hz.. Musa (AS)’nın gösterdiği mucizelerinetkilediği taş kalpli Yahudiler, peygamberimizin mucizeleri karşısında dahiaynı katılıklarını sürdürmüşlerdir. Aynı tutum günümüzde de sürmektedir.

Taşın Allahkorkusundan yuvarlanıp düşmesi, fıtri olarak konulmuş sünnetulaha harfiyenuyması itibariyledir. Taş, fıtri sünnete uyuyor ama kâfirlerin kalpleri uymuyordemektir.

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.