Çarşamba günü Filistinli bir kadın daha şehit edildi. Dünyanın gözü önünde, dünya ayağa kalkmadı. Her gün dünyanın birçok yerinde, her türlü zulüm ve haksızlık yapılıyor ve dünya ayağa kalkmıyor.

Ama bir mazlum, kendini, ülkesini, toplumunu savunmaya kalkarsa; işte o zaman dünya, lanet olası dünya ayağa kalkar.

"Sakın, Allah'ı zalimlerin yaptıklarından habersiz sanma! Allah, onları ancak gözlerin dehşetle bakakalacağı bir güne erteliyor." İbrahim, 42

Elbette Allah,istediğini erteler…

Bu girizgahtan sonra konumuza başlayalım.

Kuran’ a genel olarak bakıldığında; aklın da eğitilip, bir forma sokulmasından/doğru kullanılabilir hale getirilmesinden/işlevsel hale getirilmesinden sonra kullanılmasının doğru sonuçlara götüreceği ön görülüyor adeta.

Aklın kazanması gereken üç önemli özellik; bilgi/ilim, adalet/denge ve merhamet/vicdan/sevgi/sağduyu olarak sıralanabilir.

Bu minimum özelliklerin de işlevselleştireceği akıl, Sünnetullahı/tüm anlamların/varlıkların ayetlerini/kanunlarını aramaya ve uygulamaya koyulacaktır. Böylece teslimiyet/kulluk bağlamında, her şeyi kendi mecrasında anlamlandırmak, açıklamak ve konumlandırmak eylemi gibi genel bir sorumluluğunu kuşanmanın yolu açılacaktır.

Aklın kendi yolunu bulabilmesi, Vahyin belirlediği sistematiği bilmesi, vahye tabi olmasıyla mümkündür.

Seküler/pozitivist/eksik/tek yönlü/maddi, kontrolsüz, hedefsiz bir aklın insana sağlayacağı bir fayda olamaz. Öyle ise mutlaka yapmamız emredilen aklımızı, nasıl kullanacağımızı bilmek de önemli ve gereklidir. Rabbimiz, bize bunu da öğretmektedir.

Aklın, işlevini engelleyen birçok faktör vardır. Bunlar ön yargılar, yanlış yargılar, genelleşmiş bazı yanlışlar ve yanlış duygu ve değerlendirmelerdir.Yanlış bakış, yanlış akıl yürütme, yanlış mukayese ve yanlış ölçüt gibi metod hatalarının yanı sıra, bir yanlışı eleştirme işlemini doğru yaptıktan sonra; o zemine kötü ve bağlamından kopuk bir sonuç/ alternatif inşa etme gibi günümüzde uluslararası sömürgeci -toplumsal cinsiyet eşitliği gibi- projelerde kullanılan algı yöntemleri de vardır.

Bu iki aşamalı algı yönetiminde ilk aşama üzerinde yoğun bir duygusal ve "insani" zemin oluşturulur, yaygara koparılır, öyle ki; sonuca fazla odaklanılmaz...

Kuran, kişileri, tüm önyargı ve yanlış mantık yürütmelerden, öteden beri gelen ezberlerden ve geleneklerden sıyırarak, özgür iradeleriyle değerlendirmeler yaparak karar vermeye çağırmaktadır.

 “Ki onlar, sözü işitirler ve en güzeline uyarlar. İşte onlar, Allah'ın kendilerini hidayete erdirdiği kimselerdir ve onlar, temiz akıl sahipleridir.”Zümer:18

 “ Ve (yine) kendilerine: "İnsanların iman ettiği gibi siz de iman edin" denildiğinde: "Düşük akıllıların iman ettiği gibi mi iman edelim?" derler. Bilin ki, gerçekten asıl düşük-akıllılar kendileridir; ama bilmezler.” 2/13

“Ne zaman onlara: "Allah'ın indirdiklerine uyun" denilse, onlar: "Hayır, biz, atalarımızı üzerinde bulduğumuz şeye (geleneğe) uyarız" derler. (Peki) Ya atalarının aklı bir şeye ermez ve doğru yolu da bulamamış idiyseler?” 2/170

 “Sağır, dilsiz ve kör”

Aslında burada önemli bir kategori var. İnkar edenlerin ortak özelliğine işaret eder. Kapalı olanlar, akıllarının vereceği kararı, akla uygun olanı kabullenmemeyi önceden kararlaştıranmış olanlar; göz, dil ve kulak gibi yollarla alacağı verilere ve o verileri işleme tabi tutma eylemini/düşünme/akletme ve doğruyu bulup ona uymayı peşinen reddedenler…

Burada göz, dil ve kulak oldukça önemli argümanlardır. Göz ve kulak; gözlemleme, veri toplama, tanıma gibi işaretler barındırır, dil ise ifade etmeyi, tartışmayı, hakkı söylemeyi, duyurmayı işaret ediyordur. Böylece toplanan ve işlenen veriler bilgiye, ilme, bilmeye, fikre dönüşür ve dil ile ifade/ ilan edilerek paylaşılır...

“İnkar edenlerin örneği bağırıp çağırmadan başka bir şey işitmeyip (duyduğu veya bağırdığı şeyin anlamını bilmeyen ve sürekli) haykıran (bir hayvan)ın örneği gibidir. Onlar, sağırdırlar, dilsizdirler, kördürler; bundan dolayı akıl erdiremezler.” 2/171

“Temiz akıl” sahipleri

Temiz akıl kavramını çok önemsemeli. Buradaki temizliğin neye/nelere karşılık geldiğine odaklanmalıyız. Temizlik; aklın ön yargılardan uzak ve yaratılışın gaye ve mahiyetini doğru anlamaya yönelik bir pozisyonda olması; yönünün olumluluk, iyilik, doğruluk olması şeklinde özetlenebilir.

Kuran, aklın kendisi üzerinde odaklanmasını ve sistematiği anlaması için temiz akılla yaklaşmasını ister. Örnekler verir. Geçmişten de örnekler verir ve bu örneklerin doğru şekle değerlendirmesini ister. Tam da burada bir kuraldan bahseder. Geçmişte de aklını doğru kullanmayanların akıbetine işaret ederek, genel geçer bir işleyişten bahseder. Toplumların hangi fiillerinin, neyle sonuçlandığı üzerinden çıkarımlar yapmamızı ister…

“Yeryüzünde gezip dolaşmıyorlar mı, böylece onların kendisiyle akledebilecek kalpleri ve işitebilecek kulakları oluversin? Çünkü doğrusu, gözler kör olmaz, ancak sinelerdeki kalpler körelir.” Hac:46

“İşte Allah, size ayetlerini böyle açıklar; ki akıl erdiresiniz.” 2/242

“Kime dilerse hikmeti ona verir; şüphesiz kendisine hikmet verilene büyük bir hayır da verilmiştir. Temiz akıl sahiplerinden başkası öğüt alıp-düşünmez.” 2/269

Sadece tarihten/geçmişten değil; dikkatlerimizi mevcuda da çevirir. Varlık alemindeki işleyiş ve kurallara, bunların tek merkezden yönetildiğine işaret eder.

“Şüphesiz göklerin ve yerin yaratılışında, gece ile gündüzün art arda gelişinde temiz akıl sahipleri için gerçekten ayetler vardır.” 3/190

En'am Suresi, 32. ayet: Dünya hayatı yalnızca bir oyun ve bir oyalanmadan başkası değildir. Korkup-sakınmakta olanlar için ahiret yurdu gerçekten daha hayırlıdır. Yine de akıl erdirmeyecek misiniz?

En'am Suresi, 151. ayet: De ki: "Gelin size Rabbinizin neleri haram kıldığını okuyayım: O'na hiçbir şeyi ortak koşmayın, anne-babaya iyilik edin, yoksulluk-endişesiyle çocuklarınızı öldürmeyin. -Sizin de, onların da rızıklarını Biz vermekteyiz. Çirkin-kötülüklerin açığına ve gizli olanına yaklaşmayın. Hakka dayalı olma dışında, Allah'ın (öldürülmesini) haram kıldığı kimseyi öldürmeyin. İşte bunlarla size tavsiye (emr) etti; umulur ki akıl erdirirsiniz."

Enfal Suresi, 22. ayet: Gerçek şu ki, Allah Katında, yerde debelenenlerin en kötüsü, (bir türlü) akıl erdirmez olan sağırlar ve dilsizlerdir.

Yunus Suresi, 100. ayet: Allah'ın izni olmaksızın, hiç kimse için iman etme (imkanı) yoktur. O, akıl erdiremeyenlerin üzerine iğrenç bir pislik kılar.

Yusuf Suresi, 111. ayet: Andolsun, onların kıssalarında temiz akıl sahipleri için ibretler vardır. (Bu Kur'an) düzüp uydurulacak bir söz değildir, ancak kendinden öncekilerin doğrulayıcısı, herşeyin 'çeşitli biçimlerde açıklaması' ve iman edecek bir topluluk için bir hidayet ve rahmettir.

İbrahim Suresi, 52. ayet: İşte bu (Kur'an) uyarılıp korkutulsunlar, gerçekten O'nun yalnızca bir tek İlah olduğunu bilsinler ve temiz akıl sahipleri iyice öğüt alıp düşünsünler diye bir bildirip-duyurma (bir belağ)dır.

Nahl Suresi, 12. ayet: Geceyi, gündüzü, güneşi ve ayı sizin emrinize verdi; yıldızlar da O'nun emriyle emre hazır kılınmıştır. Şüphesiz bunda, aklını kullanabilen bir topluluk için ayetler vardır.

Enbiya Suresi, 10. ayet: Andolsun, size (bütün durumlarınızı kapsayan) zikrinizin içinde bulunduğu bir kitap indirdik. Yine de akıllanmayacak mısınız?

Mü'minun Suresi, 80. ayet: O, yaşatan ve öldürendir; gece ile gündüzün aykırılığı (veya ardarda gelişi) da O'nun (kanunu)dur. Yine de aklınızı kullanmayacak mısınız?

Furkan Suresi, 44. ayet: Yoksa sen, onların çoğunu (söz) işitir ya da aklını kullanır mı sayıyorsun? Onlar, ancak hayvanlar gibidirler; hayır, onlar yol bakımından daha şaşkın (ve aşağı) dırlar.

Mü'min Suresi, 67. ayet: O'dur ki, sizi topraktan, sonra bir damla sudan, sonra bir alak'tan (embriyo) yarattı; sonra sizi bir bebek olarak çıkarmakta, sonra güçlü (erginlik) çağınıza erişmeniz, sonra da yaşlanmanız için size (belli bir ömür vermektedir). Sizden kiminin daha önce hayatına son verilmektedir; adı konulmuş bir ecele erişmeniz ve belki aklınızı kullanmanız için (Allah sizi böyle yaşatır).

Casiye Suresi, 5. ayet: Gece ile gündüzün ardarda gelişinde (veya aykırılığında), Allah'ın gökten rızık indirip ölümünden sonra yeryüzünü diriltmesinde ve rüzgarları (belli bir düzen içinde) yönetmesinde aklını kullanan bir kavim için ayetler vardır.

Mülk Suresi, 10. ayet: Ve derler ki: "Eğer dinlemiş olsaydık ya da akıl etmiş olsaydık, şu çılgınca yanan ateşin halkı arasında olmayacaktık."

 “Onlar, ayakta iken, otururken, yan yatarken Allah'ı zikrederler ve göklerin ve yerin yaratılışı konusunda düşünürler. (Ve derler ki:) 'Rabbimiz, sen bunu boşuna yaratmadın. Sen pek yücesin, bizi ateşin azabından koru.” 3/191

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.

banner8

banner6