Güneydoğunun ünlü âlimlerinden olan Seyda Mele Abdürrezzak, en son Kızıltepe’nin Pirmir köyünde medresesinde tedrisatı sürdürüyordu. Babam bu medresede 1962 yılında “Müderrislik İcazetini” aldı. Seyda, Tuhup’ta medresesini kurması için babamla birlikte 15 kadar öğrenci gönderdi. İçlerinde kendi oğlu Mele Selahaddin de bulunuyordu.

Medrese geleneğinde “melelik” ve “müderrislik” olmak üzere iki tür icazet veriliyordu.  Melelik icazeti, imam-hatiplik olan cami görevliliği için bir diploma hükmündeydi. Müderrsilik icazeti ise, medrese kurup gelen öğrencilere ders verme yetkisi tanıyan bir diplomaydı. Müderris olan âlimlere de “seyda” unvanı veriliyordu.

Seyda Mele Ahmed’in talebeleriyle birlikte köye geldiklerinde dedemin sevincine diyecek yoktu. Hemen medrese binasının inşası için işe koyuldu. Kendisi ve çocukları seferber olup işçi olarak çalıştılar. 1962 Haziranında başlayan inşaat aynı yılın Kasım ayında tamamlanarak Seyda’ya teslim edildi. Köy halkı arasında bu binaya “Hıcre” deniliyordu.

Tuhup medresesi, köy halkı hatta çevre köyler üzerinde büyük etki yaptı. Düğünlerde davul zurna çalmak gibi geleneklerde yer alan dinin yasakladığı birçok işlemler terk edildi. Zaten dine düşkün olan Tuhup halkı, İslamî ilimlere büyük bir teveccüh gösterdiler. Tuhuplular talebeleri bağırlarına bastılar. Her bir aile bir-iki talebenin iaşesini üzerine aldı. Talebeler yemek aldıkları evin adıyla anılıyorlardı. Örneğin: “Feqq-ê mala Heci Ali: Hacı Ali ailesinin talebesi” gibi. Aileler, talebelere yorgan, yastık ve bir kilim vermeyi de deruhte ediyorlardı. Ayrıca talebelerin çamaşır yıkama ihtiyaçlarını karşılıyorlardı. Talebeleri kendilerine ve ailelerine tercih ediyorlardı, en güzel yiyecekleri, sebze ve meyveleri talebelere yediriyorlardı. Köylüler de varlıklı değildi, buna rağmen kendilerini sıkıntıya koyma pahasına talebelerin ihtiyaçlarını karşılıyorlardı. O zamanlar bir talebenin sorumluluğunu üstlenen Tuhuplulardan biri olan merhum Hacı Hamıd, ekonomik yönden çok sıkıntıdaydı, ineğini satmayı düşündü. Eşiyle yaptığı istişare sonucu, “ineği satarsak feqqemiz yoğurtsuz kalacak” endişesiyle ineği satmaktan vazgeçmişti.

Köylüler sık sık medreseye gelerek ellerinden geldiğince talebelere ikram ve hayratta bulunuyorlardı. İşten arta kalan zamanlarında medresede dersleri dinlemeye gelenler de çoktu. Talebelere bakıp duygulanıyor, gözyaşlarını tutamıyorlardı. Yaz döneminde Seyda’ya başvurup “benim bahçemde ders yapılsın” diyerek birbirleriyle yarışıyorlardı. Bundan büyük sevap kazanacaklarına inanıyorlardı. Onlarca âlim yetiştiren bu medrese Tuhupluların medarı iftiharı oldu.

Tuhup medresesinde diğerlerinden farklı olarak risale-i nur dersleri de veriliyordu. “Seyda Mele Ahmed Arapçayı bırakmış Türkçe kitaplar okutuyor dedikodusu çevreye yayılınca Seyda Mele Abdürrezzak, işin aslını tahkik etmek amacıyla Tuhub’a geldi. Kendisi de vaktiyle Şam Emevi camiinde Bediüzzaman’ın Hutbe-i Şamiye’sini dinleyenlerdendi. Bu nedenle Üstad’ı tanıyor ve hayranlık duyuyordu. Seyda, Risale-i Nur okutulmasına onay verdi.

Babam, medrese icazetinin resmiyette bir değeri olmadığını biliyordu. Devlet, cami görevliliği için İmam-Hatip diploması şartını getirdi. Oysa o zaman kadar sadece bir sınavla imam olunabiliyordu. Bunun üzerine babam, talebeleri mağdur olmasın diye İmam-Hatip Okulunu dışardan bitirmeleri tavsiyesinde bulundu. Bununla da yetinmedi, matematik, fizik, kimya, tarih, coğrafya gibi okul kitaplarını da medresede okutmaya başladı. Önce kendisi bu kitaplar üzerinde çalışıyor, sonra da ders veriyordu. Böylece hem din hem fen ilimlerinin beraber okutulduğu bir medrese özelliğini kazandı. Ayrıca bir nevi özel bir imam-hatip okulunu da içine almış oldu.

Medrese ve ilim yoluyla Allah’ın dinine hizmet etmek, imrenilecek büyük bir uhrevî kazanımdır. İmanla birlikte ilim ehlinin gönlünde yer almak, cennete yer almanın önemli bir işaretidir.

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.