Öne Çıkanlar 1 balıklıgöl halliliye ipekyol eğitim

Urfalı şeyh hilafetin kaldırılmasına öncülük etti!

Türkiye Cumhuriyeti’nin kuruluş aşamasında Türkiye Büyük Millet Meclisi’nin (TBMM) yapmış olduğu en büyük değişiklik hiç şüphesiz ki, hilafet ve saltanatın kaldırılması olmuştur. Saltanatın kaldırılmasına padişah çevresine yakın olan ve hala Osmanlı Devletinin hüküm süreceğinden medet umanlar karşı çıkarken, hilafetin kaldırılmasına ise mütedeyyin çevrelerin karşı çıktığı ifade edildi yıllarca. Ancak hilafetin kaldırılmasına hem Halveti, hem Kadiri şeyhi olan bir babanın oğlu olan Urfa Mebusu Şeyh Safvet Efendi’nin öncülük ettiği kaydediliyor. Bu iddiayı Gürer Yayınlarından ‘Kişiliğiyle Urfa Mebusu Şeyh Safvet Efendi -Mustafa Kemalettin Yetkin’ adlı kitabıyla Ulaş Salih Özdemir dile getirdi. Özdemir kitabında şu ifadelere yer veriyor:

URFA'DAN İSTANBUL'A VE TBMM'YE UZANAN BİR HAYAT

Asıl adı Mustafa Kemaleddin Yetkin olan Şeyh Safvet Efendi, 1866 yılında Urfa'da doğar. Babası hem Halveti, hem Kadiri şeyhidir. Kitaptan önemli bir anektod da şu ki baba Şeyh Abdülkadir Kemaleddin, Erbil Türklerindendir ve Urfa'ya Erbil'den gelmiştir. Safvet Efendi, tahsilini İstanbul, İskenderiye ve Kahire'de tamamlamıştır. Urfa'da bir dönem Farsça ve Ahlak muallimliği de yapmıştır. İstanbul'a Meclis-i Mebusan'a 1908 yılında Urfa Mebusu seçildiğinde Urfa'dan ayrılır. 1918'de Meclis-i Meşayih başkanlığına getirilmiş. Osmanlı Mebusan Meclisi'nde üç dönem vekillik yapmış, daha sonra Cumhuriyet kurulduğu vakit ise halka Milli Mücadele'yi anlatmak için yollara düşmüş ve gönüllü çalışmış. TBMM'nin ikinci döneminde Urfa Mebusu olarak meclise girmiş.  Şeyh Safvet Efendi, Kadiri tarikatının Halisiyye şubesinden Şeyh Ali Et-Tâlebânî'ye intisap etmiş ve buradan icazetlidir, öyle ki bir yandan da yaptığı neşriyat ile de şöhret bulmuştur. Meşrutiyet döneminde (1327/1911 senesinde), haftalık 35 sayı süren Tasavvuf Mecmuâsı onun en dikkat çeken yayınlarındandır.

HİLAFETİN KALDIRILMASINA ÖNCÜLÜK ETTİ

Kitapta onun dikkat çekici hususiyetlerinden birisi ise Hilafetin İlgası ile ilgili kanunun meclise gelmesi ve yasalaşmasına öncülük etmesidir. Bir ulema ve şeyh nasıl olur da bu işe öncülük eder diye sorabilirsiniz? Cevabını başka bir kaynaktan öğrenme fırsatım oldu. Rivayete göre Şeyh Safvet Efendi, Meşrutiyet döneminde kendisine bir tekke tahsis edilmediği için hanedana ve meşâyihe olan öfkesinden hilâfetin kaldırılmasında, tekke ve zâviyelerin kapatılması hususunda TBMM’de önemli rol oynamıştır. Nihayetinde Hilâfetin kaldırılması ve Osmanlı hanedan ailesinin yurt dışına çıkarılması kanunu 3 Mart 1924’te Şeyh Safvet Efendi ve elli üç arkadaşının teklifi ile kanunlaşmıştır.

Şeyh Safvet Efendi'nin başını çektiği bu teklifi tarihi vesika olarak buraya koymakta fayda var: "5. Urfa Mebusu Şeyh Saffet Efendi ile elli üç refikinin hilâfetin ilgasına ve Hanedanı Osmaninin Türkiye haricine çıkarılmasına dair teklifi kanunisi (2/307) Riyaseti Celileye Türkiye Cumhuriyeti dâhilinde makamı hilâfetin vücudu Türkiye'yi dahilî, harici siyasetinde iki başlı olmaktan kurtaramadı İstiklâlinde ve hayatı milliyesinde müşareket kabul etmiyen Türkiye'nin zahiren ve zımmen bile olsa ikiliğe tahammülü yoktur. Asırlardan beri Türk Milletinin sebebi felâketi ve ilâ nihaye fiilen ve ahden bir Türk İmparatorluğunun vasıtai inkırazı olan Hanedanın hilâfet kisvesi altında Türkiye'nin mevcudiyetine daha müessir bir tehlike olacağı tecarübü mütehammilâne ile katiyen sabit olmuştur. Bu hanedanın Türk Milletiyle münasebattar olan her vaziyet ve kuvveti mevcudiyeti milliyemiz için mahzı tehlikedir. Esasen hilâfet, imarat evaili islâmda Hükümet mâna ve vazifesinde ihdas edilmiş olduğundan dünyevi ve uhrevi bilcümle vazaifi müteveçciheyi ifa ile mükellef olan zamanı hazır Hükümatı İslâmiyesinin yanında ayrıca bir hilâfetin sebebi mevcudiyeti yoktur. Hakikat bundan ibarettir. Türk Milleti selâmeti muhafaza etmek için hakikate ittibadan başka bir hattı hareket ihtiyar edemez. Teraküm edegelen te- şevvüşatın vazıh ve katî bir surette halli için mevaddı âtiyenin bugün derakap ve müstacelen müzakeresi ile kanuniyet kesbetmesini teklif ederiz." Başta Şeyh Saffet Efendi ve onunla birlikte 53 imza... (s.110-111)

Tarihin bir dönüm noktası olan ve hilafetle bağımızı kesen bu hadiseye öncülük eden şahsın bir şeyh olması manidar. Eğer bilgi doğru ise -ki Müfid Yüksel'den alınmıştır- bir kızgınlık eseri ortaya çıkan bu tarafgirlik ve hesaplaşma yakın tarihimizde pek çok dengenin altüst olmasına sebep olmuştur.

HÜSEYİN VASSAF'TAN ŞEYH SAFVET EFENDİ'Yİ HİCVEDEN BİR DÖRTLÜK

Kitap Şeyh Safvet Efendi'nin siyasi kişiliğine işaret ediyor. Eser sonunda fotoğraflarından ve yazılarından, belgelerden oluşan bir albüm de yer alıyor. Onun tasavvufla olan irtibatı, yazıp çizdikleri belki ayrı bir bahis konusu. Ancak tasavvuf ehli Şeyh Safvet Efendi'nin bu yanlışını affetmemiş ve onu hicvetmekten de geri durmamıştır: “Anı Yâ Rabbi âteşinde kavur/ Külünü âsmân-ı kahra savur/ Uyarak en şenî’ine küfrün/ Şeyh Safvet Efendi oldu gavur.” (Hüseyin Vassaf, Sefîne-i Evliya, 2006:1/142, 3/466-46)

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.