“Petrolü kontrol ederseniz ülkeleri, gıdayı kontrol ederseniz insanları yönetirsiniz”

"Henry Kissinger bu sözü sarf ettiğinde tarih; 1970’ti.

Bu sözle kastedilen, belki de ille de bu alanların ele geçirilmesini değil de farklı yöntemlerle tekeller oluşturma olabileceği o günlerde fark edilmemişti.

ABD’nin Türkiye’ye gönderdiği Bakan Kemal Derviş’in; meclisten jet hızıyla çıkartılması için talimat verdiği on beş yasanın içinde, tarımda dışa bağımlılığın temellerinin atılmasını içeren düzenlemeler de vardı. O gün, bu işin sadece tütünle ilgili kısıtlamaları gündeme gelmişti…

Tohum ve bitkilerin genetiği ile oynamak (GDO) ve tohum tekeli oluşturma metotlarıyla yüzleştiğimizde uyanmaya başladık…” (1)

Önceki yazılarımdan birinde, o günlerde gündemde olan tarım üniversitesi konusuna değinmiştim. Yanlış hatırlamıyorsam Sayın Fakıbaba'nın Tarım Bakanı olmasını fırsat bilerek konuyu gündeme taşımıştım ve Urfa’ya bir Tarım Üniversitesinin yakışacağı ve gerekli olduğunda bahsetmiştim.

Evet, gereklidir. Ancak ondan önce yapmamız gerekenleri yapmıyoruz gibi. Hem ülke olarak; hem şehir olarak; hem de kurumlar bazında ve hem de birey olarak. Yapanlara, çabası olanlara elbette sözümüz yok.

Eğitim, tarım, aile gibi temel politikalarımız, tüm olumsuzluklara ve dış baskılar altında olduğu gerçeğine rağmen; geç olsa da, kendini gösteren, umut olabilecek kurumlar ve bireyler de olmuyor değil. Elbet oluyor; şartlar ve imkanlar el verirse içimizde daha ne cevherler var; işte onlardan biri; Aziz Sancar’ın hakkında; ‘ Nobel Ödülü alabilir’ dediği ve laboratuvarına kabul ettiği Şanlıurfalı Ögün Adebali.

“Dünyada yaptığı çalışmalarla adından söz ettiren ve Nobel Ödülü kazanan bilim insanı Aziz Sancar, aslen Şanlıurfalı olan bilim insanı Ogün Adebali hakkında özel açıklamalarda bulundu.

Amerika Birleşik Devletlerindeki (ABD) Genom Bilimleri Doktora programına katılan Ogün Adebali, burada yaptığı çalışmalarla bilim insanı Aziz Sancar'ın laboratuvarına kabul edildi. Aziz Sancar ile yaptığı konuşmalarda hedefinin Türkiye'ye dönmek olduğunu aktaran Adebali, şu an Sabancı Üniversitesinde Genom Analizi yapan bir laboratuvarı kurdu ve burada çalışmalarını sürdürüyor.” (2) 

Bunun Tarım Üniversitesiyle ilgisi nedir? diye sorulabilir. Aslında çok ilgisi var çünkü tarımdan bahsettiğimizde; insandan, aileden ve eğitimden bahsediyoruz. Bu gençlerimizi desteklemeliyiz. Çünkü onlar, insanımızın potansiyelini ve yapabileceğimizi gösteriyorlar. Onlara karşı görev ve sorumluluklarımız var. Onları tanımak, tanıtmak, takdir etmek ve desteklemek.

Tarım Üniversitesi konusuna gelmeden önce; bazı imkanların nasıl atıl durumda olduğundan bahsedelim. Mesela; Ziraat Fakültesi. Urfa'da Ziraat fakültesinin varlığı ve yokluğu neredeyse belli değil. Mesele, bu üniversitenin bırakın TİGEM ile bir koordinasyonunu; kendi tarım alanlarını bile nasıl ve ne ölçüde kullandıklarını, mezunlarının donanımlarını ve istihdam olanaklarını, eğitimleri süresince tarımla ilgili hangi makina ve teçhizatları profesyonelce kullanabilme yeteneğine kavuştuklarını, tarım makinaları ile ilgili otomasyon programlarını kullanıp kullanmadıklarını; şayet yapabiliyorlarsa; hangi ölçüde uygulama olanağı bulabildiklerini bilmiyoruz. Bir ziraat mühendisinin, en azından, modern tarım yapan bir çiftçi kadar donanımlı olması, sahada kendini gösterebilecek yeteneklerle okuldan mezun olması gerekmez mi? Ziraat Fakültesi’nin Urfa’ daki Tarım Lisesi ve TİGEM ile bir eşgüdüm halinde olması gerekmez mi?

Tarım Lisesi dedim de son günlerde güzel şeyler duyuyor ve gururlanıyoruz. Tarım Lisemizin örnek projesinden bahsediyorum.Özlem DİKMEN’in, 21 Şubat 2019 tarihli özel haberi olarak gazetemizde çıkan haberden kısa kesitler vermek isterim:

“Mevsimlik işçi şehrinde ilk: 'UMUT' ekiyorlar!

Tarım şehri Şanlıurfa, Türkiye'nin ilk ve tek uluslararası tarım okuluna ev sahipliği yapıyor. Öğrencilerin okulda 'yerli tohum'la ürettikleri çeşit çeşit sebze ve meyveler, hem yoksul ailelerin sofrasında hem de okulun yemekhanesinde kullanılıyor. Her yıl on binlerce mevsimlik işçi veren kentte, bu okul sayesinde öğrenciler hem para kazanıyor hem de aldıkları eğitimle mühendis olabiliyor. Amaçlarının özellikle okumayan kız öğrencilerini eğitime kazandırmak olduğunu belirten Alan Şefi Suphi Cendik, "Projelerimizle de kız öğrencilerimizi okula çekmeye çalışıyoruz…

Mühendis olma hayali kuran öğrenciler ve Altınbaşak Uluslararası Mesleki Teknik ve Anadolu Lisesi Alan Şefi Suphi Cendik, tarım ve çiftçilik hayalleri ile ilgili Gazete İpekyol'a açıklamalarda bulundu.

"Atölyemiz bize hibe edildi. Öğrencilerimiz burada herhangi bir parçanın değişimini, bozulan bir parçanın tekrar onarımını öğreniyorlar. Hem teorik hem de pratikte öğretiyoruz. Bu bölümde 52 öğrencimiz var. Staj zamanı kendileri de isterse buradaki traktör tamir atölyelerine yerleştiriyoruz. Mezun olduktan sonrada iş garantileri oluyor, kendi iş yerlerini açabiliyorlar"…

… Biz burada öğrencilerimize seracılığı öğretmeye çalışıyoruz.Ülkemizde alternatif ürünlere öğrencilerimizin aşinalığını sağlıyoruz. Böylelikle öğrencilerimiz ilerleyen zamanlarda mısır yerine farklı bir ürünle piyasaya çıkabilecek…

…Tohumdan üretimini yapıyorlar, o tohumu seraya ekiyorlar, hasadını, bakımlarını öğrencilerimiz yapıyor…

…Yetişen ürünlerimizin büyük çoğunluğu yoksul olan, durumu olmayan ailelere veriliyor. Kalan ürünleri de kendi pansiyonumuzda, öğrencilerimizin yatılı kaldığı pansiyonlarda değerlendiriyoruz…

…Bizim okulda 2 tane kız öğrencimiz var, kız öğrencileri aileleri okula göndermiyorlar. Biz kız öğrencilerin evlerinin ekonomisine katkı sağlayacakları ürünleri yetiştirmelerini sağlıyoruz. Bu projelerimizle de kız öğrencilerimizi okula çekmeye çalışıyoruz…

…önümüzdeki eğitim- öğretim döneminde 16 ülkeden öğrenci ağırlayacaklarını aktaran Cendik, "Uluslararası bir okul olduğumuz için önümüzdeki yıl yurtdışından öğrenciler okulumuza gelecek. 2 sınıfımızı yabancı öğrencilerimize ayırdık…

…büyük ihtimalle Afrika ülkelerinden gelecekler. Sudan, Etiyopya, Nijerya'dan bir sürü öğrenci gelecek. Kendi ülkelerinde tarımın gelişmesi, açlık ve yoksulluğa karşı Türkiye'nin de bir mücadelesi olmuş olacak…”

Haber oldukça detaylı, özetlemeye çalıştım. Bu ve benzeri projeleri yürütenleri tebrik ederim. Tarım Lisesi kendi çapında olumlu bir örneklik oluşturmuştur. Bu çaba değerlidir ve desteklenmelidir.

Ancak, önemli olan; okulların temel faaliyetlerinin, kendi alanlarıyla ilgili olan çalışmalarının sürekliliğidir. Projelerin, belli bir zaman aralığında değil; temel politikalar bağlamında ve uzun vadeli olarak devam eden mahiyette olmasıdır.

Tarım Üniversitesine gelince: Önce makro bir planın gerekliliği var. Aslında bu planın ana hatları belli:

1.Mevsimlik işçi ailelere, topraksız köylülere toprak verilmeli.

2.Ziraat Fakültesi, Tarım Lisesi ve TİGEM’ in eşgüdümü ve aynı boyutta bir TİGEM daha kurulması.

3.GAP Projesinin bitirilmesi çalışmalarının hızlandırılması.

4.TİGEM’in içine Tarım Üniversitesinin kurulması ve Ziraat Fakültesinin de daha işlevsel hale getirilmesi.

5.TİGEM ve diğer tarımla ilgili yapıların kendi enerjilerini(güneş enerjisi gibi) üretmeye yönelmesinin desteklenmesi, makine ve teçhizatlarının ileri teknolojik özelliklerde olmasının sağlanması.

6.Her ne kadar konuyla direkt ilgisi yokmuş gibi görünse de; Tugay’ın şehir dışına taşınması ve bu alanın, mümkün olduğu kadar tamamının yeşil alan olarak planlanması.

7.Atatürk Ormanıyla aynı boyutlarda, yine Urfa’ya aynı uzaklıkta veya biraz daha dışta olmak üzere iki orman daha kurulması.

Bunlar, minimum isteklerimizdir ve bunlara ülkenin ihtiyacı var.

Urfa, kendine yetebilecek bir şehirdir. Desteklenirse; ülkenin tarımsal ve hayvansal gıda ihtiyacına büyük oranda katkı sağlayabilecek bir potansiyele sahiptir. Yeter ki ciddi bir planlama yapılsın ve destek alabilsin. Gerek kişi ve gerekse kurum olarak, herkes üzerine düşeni yaparsa, bunun mümkün olduğu da görülecektir. Ürkek olmayalım, çalışalım ve isteyelim.

-----------

(1) Gıda Politikamız Nasıl Olmalı?, İsa Dervişoğlu,www.gazeteipekyol.com

(2) www.gazeteipekyol.com

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.

banner8

banner6