Yerel bölgelerden evresel kitaplara imza atmak zordur. Üslubun gelişmesi için iyi bir eğitim ve çok çalışmayı gerektirir. Ancak yerel yazarlar yazarlığı meslek edinmemişlerdir. Yazarlık ideali olan ve hobiden öteye geçememektedir. Çünkü yerel bölgelerdeki yazarlar gibi Urfalı yazarlarda geçimlerini sağlamak için bütün gün çalışmak zorundadırlar. Yorulan zihin ve beden geceleri birkaç saat ne kadar üretken ve özgün olabilir. Yazarlık çok okuma ile orantılıdır. İkinci bir orantı ise zihnin sürekli üretkenliğidir. Ancak geçim derdinde olan bir zihin düşünce üretemez. Aksine ekonomik kaygılar zihni tüketir. Düşünceye dair yüzeysel bir kırıntı kalır geriye. Bu da yazarları yerel sınırlara hapis etmektedir…

Öncelikle şunu söyleyelim Şanlıurfa halkı yazarlık kavramına yabancıdır. Urfalıların bakış açısı bir işi yapıyorsanız size çok para kazandırmalıdır. Size para kazandırmıyorsa o iş gereksiz ve saçmadır. Bu perspektifle bakıldığında Urfalıların gözünde yazarlık ve okuma gereksizdir. Boş iştir. Ben de okurum ve yazarım diye yazarlığı küçümseyen ve önemsizliğini vurgulayan çok söz duyarsınız. Bunu söyleyenler hayatlarında bir satır yazmamış ve okudukları kitap bir iki taneyi geçmemiştir. Ancak yazarlara karşı ve yazarlığa dair çok ahkam kesilirler.

Okumanın ve yazanların azlığı entelektüel ortamların oluşmamasına neden olur. Yazar adayları kendilerini geliştirecek ortamlar bulamazlar. En önemlisi kendilerine de bir ortam oluşturamazlar. Urfalı yazarlar da bir araya gelme, tartışma ve sohbet etme kültürü de yoktur. Her yazar kendi köşesinde kalem oynatır. Eleştiri ortamı olmayan Urfalı yazarların kalemi de böylece gelişmemektedir. Kendini tekrar eden yazılar, oturmamış üsluplar bunun sonucudur.

Parayı seven Urfalılarım kültüre yatırım yapılmaması ve yazarların önemsenmemesi şehrin gelişimini olumsuz etkilemektedir. Bunu aşmanın yolu Urfalı yazarların kişisel farklılıkları bir kenara bırakıp, bir araya gelmeleridir.

Urfalı yazarlar karakterleri gereği çok disiplinli bir çalışma içinde değildirler. Bunun bir nedenini yukarda değindik, iş hayatları olmasıdır. İkincisi kendilerini yazarlık konusunda disiplin etmemiş olmalarıdır. Yazar araştırmayı ve bol bol okumayı gerektirir. Üçüncüsü Urfalı yazarlar, kendilerini yazarlığa adamamış olmalarıdır. Yazarlığı bir nevi hobi, kariyer/saygınlık kazanmak ve edindikleri birikimleri dışa vurmaktır. Bunun dışında sosyal ve siyasi mesajlar için yazanlarda yok değildir. Sonuçta yazarlık idea için verilen bir bedel yoktur. Verilenlerde yetersizdir…

Urfalı birkaç yazara değinerek yazıya devam edelim.

Geçen haftadaki yazıda kültürel(gelenek, din ve sosyal yaşantı) değinme konusunda yazarların azlığına değinmiştik. Urfa’nın sosyal hayatına deneme ve hikâyelerle dikkatleri çekmeye çalışan, sağduyulu olmaya çağıran ve bunun acısını yaşayan ve okuyucusuna yaşatan ve sosyal sorunlara çözümler arayan Aysel Kelekçi Mezopotamya’nın Kırgın Çiçekleri” kitabı kendi alanında önemlidir. Kitabın evrensel olma bir derdi yok ama bölgenin ezilmiş, horlanan, ötekileştirilen, sömürülen kadınlarına ve işçilerine dair söyleyecek çok sözü vardır. Kimsenin değinmediği ve herkesin görmezlikten geldiği konuları gündemde tutmaya çalışan yazar bir ilki gerçekleştirmektedir. Yerel gazete ve TV’lerin, köşe yazarların ve yerel araştırmacıların değinmediği, belki özellikle görmezlikten geldiği konulara cesurca kaleme almaktadır. Her denemenin ve hikâyenin gerçekliği tartışılmazdır. Yazar bizzat olayın kahramanından hikâyesini dinlemektedir. Köylerde ve şehrin varoş semtlerinde kahramanların acı hayat hikâyelerini dinleyerek, kalemine sarılmaktadır. Bu açıdan takdir edilmesi ve desteklenmesi gerekmektedir. Yazarı tanıyan ve kitabı okumuş biri olarak edindiğim izlenim yazarın da ötekiler gibi yalnızlığına terk edilmeye çalışılmaktadır. Valiliğin, belediyenin ve sivil toplum kuruşların desteklenmesi gereken bir kitap çalışmasıdır. Gerçeklerin sesini duymaktan korkmayan kaç cesur kurum vardır, bilemiyoruz. Dileriz ki benzer çalışmalar yerel diğer yazarlar tarafından da yapılır. Böylece kader kurbanlarına dikkatler çekilir ve çözüm yolları aranır. Kim bilir belki yozlaşmış bu kültür zamanla buzun çözülmesi gibi çözülür ve yok olur.

Haftaya Urfa’da yazar olmaya dair ve yazar Şahin Doğan’ın çalışmalarına değineceğiz.

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.

banner8

banner6