Günümüzde üniversitelerin olmadığı şehir kalmamış gibi…

Kaç vilayet varsa o kadar da üniversitemiz var.

Tabi nitelikleri venicelikleri necedir o tartışılır.

Peki; buralarda ne gibiilimler ve bilimler üretiliyor?

Filmler üretiliyordemiyorum bilimler üretiliyor diyorum.

Ne gibi bilimselçalışmalar yapılıyor-yapılmıyor bunların çetelesini tutmak bizim işimiz veişlemimiz değil.

Küreselleşen dünyada,dijitalleşen çağ da münferitte olsa ne gibi başarılara imza atıyorlar bilmiyoruz.

Bilim adamlarımızgünümüz dünyasında saygın bir yere sahipler mi- değiller mi?

Onun da kriteri nedir,ne değildir bilmiyoruz konumuzda değil.

Gelelim Urfa’mız,üniversitemize.

‘Bin yıl kadarköklü, yirmi beş yıl kadar genç…’ olan üniversitemiz, bu işin/işlerin neresinde acaba?

Adını dünyanın ilkİslam Üniversitesinden (Medrese ilim, bilim külliyesi) alan, HarranÜniversitesi bu şehre ne kadar faydalı işler yapıyor acaba?

Umudumuz iyi işleryapıyor/yapılıyordan yana...

Örnekmi? 

Özellikle son dönemlerde,şehirle ilgili araştırma yapan akademisyenlerin sayısında, gözle görülür birartışın olduğunu söylemek mümkün.

Urfa’da ki arkeolojikkazı alanlarındaki çalışmalar,

Yayın sayısın artmasısadece bir-iki örnek.

Peki; bu artış yeterlimi?

Değil… Lakin bu artışgünden güne devam ederse, hem şehrin kadim tarihine, hem sosyalleşmesine, hem ekonomikyapılanmasına, sanatsal olarak farkındalık yaratmasına katkı sağlayacaktır.

Bu artışkadim şehrin birkazanımı olacaktır.

Şimdi sizlere, son dönemlerdeüniversitemizdeki akademisyenlerin birkaç çalışmasını tanıtmaya çalışacağım.

Tarih bölümündeakademisyen olan;

 Prof. Dr. Abdullah Ekinci,

Doç. Dr. Mehmet EminÜner

Edebiyat BölümündeProf. Dr. Kaplan Üstüner’in kitaplarından biraz bahsedeceğim.

Emekli öğretim görevlisiİlahiyatçı Prof. Dr. Alparslan Açıkgenç ile Harran Üniversitesi Fen EdebiyatFakültesi Tarih Bölümü Başkanı Prof. Dr. Abdullah Ekinci’nin:

‘ŞANLIURFA’  The City Of Cıvılızatıons Where Propeths Metisminde ki 250 sayfalık kitabı… İngilizce olarak hazırlandı ve bu alanda birboşluğu dolduracak inşallah.

Şanlıurfa’nın;

Tarihi, siyasi, kültürel,coğrafi ve dini yönden tanıtımını ele alan ve okuyucuya yansıtan kitap, 167ülkeye dağıtımı sağlanacak.

Kitapta eleştireceğimtek nokta, fotoğrafların neredeyse %70-80 bendenize ait olmasına rağmen ve katkısağlayan diğer arkadaşların da isimleri, neredeyse mikroskopla okunacakvaziyette kerhen de olsa yazılmış.

‘Ne yapsınlar işteisimlerinizi yazmışlar…’ diyenlere teşekkür edecek değilim.

Bu işin düzenleyicileri,yazarı çizeri, katkı sağlayanı da dâhil, biraz daha büyük bir punto ileisimleri yazmaları gerekmez miydi?

Kimse kusura bakmasın kitabındili gavurca olabilir ama ben duygularımı Türkçe ve net bir şekilde ifadeediyorum.

Fotoğraflar; tam sayfa,silme sayfaları kaplamışken, isimlerin mikroskopla okunacak büyüklükte yazılması,kimin ve kimlerin ayıbı onu da sizlerin takdirine bırakıyorum…

Kaldı ki, Batı’da,uygar dünyada, sanata, sanatçıya verilen değer belli…

Hele ki yayınlanan böylesibol görsel soslu kitaplarda ve akademisyenlerin de imzası varsa, adamlar tutar,kitabın orta yerine;

‘ByFoto’ falankes,filankes yazar!

Biz de ise… Aman amankimse görmesin sonra ayıp olur, günah sayılır yani biz de etik kurallar, böyleçalışır.

Telif hakkını dasaymıyorum onu kitabın ‘Dizin’in dibine gömüyorum.

Bizim yazarımızda da,çizerimizde de, akademisyenlerimizde de, böyle etik bir anlayış yok maalesef.

Birkaç yüzyıl değil binkaç yüzyılda geçse de…

‘Ah Batı, ah Batı… Amaağbatı bize bir türlü olmaz, bilesiniz.

XXXXXX

Yine Tarih bölümündeDoçent olan, şimdiye kadar Urfa ile ilgili birkaç çalışması da olan;

Doç. Dr. Mehmet EminÜner hemşerimiz de, Osmanlıca gibi ulaşılması zor ve zahmetli olan belgeleriulaşarak onları okuyarak, redakte ederek eski dilin çuvalından alarak yenidilin eleğinden eleyerek;

‘URFA GümrükDefterleri, Transkripsiyon ve Değerlendirme (H.1148-1153 / Miladi 1736-1741) yıllarındakibelgeleri okumuş, Urfa’nın o dönem ait, sosyal hayatını gün yüzüne çıkarmış.

Kitap; ŞanlıurfaTicaret ve Sanayi Odası Yayınları arasında 2017 de, 360 sayfa olarakyayınlanmış.

Adı üzerinde, Gümrükyani malın, emtianın giriş - çıkışı iş ve işlemlerin yapıldığı yer.

Kitaptan ilginiziçekecek birkaç örnek vermek gerekirse:

‘Abdurrezakın sekizmerkep yükü sabunından gümrük alınmıştır.’

Ya da: ‘DiyarbekirliNuzo’nun bir yük kendirinden bac alınmıştır.’

Mehmet Karut’un dörtdefa eşyasından gümrük alınmıştır.’

Bazarbaşı oğlu Müslümünbir yük lülesinden gümrük alınmıştır.

Boyacı Babo oğlununotuz bir buçuk batman boyasından gümrük alınmıştır.’

Bey kapusundan,Seyyid Mustafa’nın yedi yük penpe ve iki yük sabınından gümrük alınmıştır.

Arap İdrisin dörtyüz yirmi altı bezinden ve puşularından gümrük alınmıştır’

Yahudi Salomonun üçyük lülesinden gümrük alınmıştır’

KürdOsmanın abasındangümrük alınmıştır’

PenpeciHamo oğlunundört yük penpesinden alınmıştır’

Taşra mahallebekçisi hasan Beşe ve Kör oğlan yediyle yağ kaçıran Emirden alınmıştır’

GermujluYazo’nundört yük kendirinden bac alınmıştır’

Tabi ki inne ile kuyukazarcasına bu belgeleri gün yüzne çıkarmak, o dönemi de bilen biri olarak, transrapsiyonunyapmak gün zahmetli bir işi, çalışma kıymete haiz bir çalışma olmuş.

XXXXXXX

Diğer bir kitap ise FenEdebiyat Fakültesi öğretim Görevlisi Prof.Dr. Kaplan Üstüner’in Nabi ile ilgiliçalışması.

Türk şiirinde hikemîtarzın en büyük temsilcisi olan Nâbî’nin, Divanında yer alan “MesnevîDer-Senâ-kârî-i Sultân Muhammed Hân Müzeyyel Be-Medh-i Musâhib Mustafâ Paşa”başlıklı mesnevisidir.

Şairi; İstanbul’datanıtan,

Yüzüne devlet kapısınıaçan ve sonraki şiirlerinin bir prototipini teşkil eden müstakil bir esergörünümünde...

Bu mesnevide hemşerimizŞair Nabi;

Urfa’dan İstanbul’ageliş öyküsünü ve burada Musahip Mustafa Paşa ile karşılaşmasına kadar geçensüre zarfında yaşadıklarını anlatıyor.

İstanbul’a geldiktensonra kaleme alınan ve bilinen ilk manzume olan bu Mesnevi Nâbî’nin hayatınındönüm noktası olmuş olmalı...

Taşradan gelen birşairin, kendini edebî çevrelere kabul ettirebilmesi hakikaten çok zor.

Onun içindir ki YusufNabi, bütün hünerini sergileyerek bu mesnevisini kaleme almış.

Prof. Dr. KaplanÜstüner Hoca yorumlayarak, büyük bir gayret göstererek, bu çalışmayı, hemedebiyat dünyamıza hem de Nabi’nin hemşerileri olan bizlere, kazandırmıştır.

Kitapta Nabi’nin beyitlerindenörnekler veren ve karşılarına da günümüz Türkçesi ile açıklamalarını verenyazar, kitabın sonuna bir de sözlük eklemiş.

Niye?

Okuyan kişinin, eskiTürkçe ile yeni Türkçe arasında ki zaman farkını ortadan kaldırsın, anlamasınayardımcı olsun diye.

Yine kitabın sonuna, sözdizinini yerleştirerek hangi kelimenin hangi sayfalarda geçtiğin ayrıcabelirtmiş.

Kitap 187 sayfadanmeydana gelmekte.

Konu şu başlıklaraltında toplamış:

Eser hakkında genelbilgiler,

Eserin Muhtevası,

Nabi’nin sergüzeşti,

Padişah IV Mehmedeövgüsü,

Muhasip Mustafa PaşayaÖvgüsü,

Medhiyelerinmuakayesesi,

Kitapta ki 137 No’lubeyti sizlerle paylaşıyorum:

Varsın a âsitane-işâha

Yüzünü sürsen e odergaha

Açıklaması:

Padişahın bulunduğuyere (yani İstanbul’a) gitsene!

O dergâha yüzünüsürsene!

Şair Urfa’dan kalkıpİstanbul’a gidiyor,

Yüzünü sürülmesigereken yerlere sürüyor ve Şair Nabi oluyor.

Gitmese idi olur muydu?

Olurdu ama Şair Nabiolmazdı.

Na/bi kalırdı.

İstanbul’a Payitahtagitmekle en azından herkesin tanıdığı bildiği bir Şair oldu.

Arkadaşlara çalışmalarındandolayı teşekkürler ediyoruz.

Urfa’yı tanıtan böylesiçalışmaların sayısının, günden güne artmasını diliyoruz.

Böylesi köklü birşehrin,

çok kültürlü bir şehrin,sadece tekil bir pencereden değil,

çok renkliliğin varolduğu,

çok kültürlülüğün var olduğudamardan girilerek,

geçmişte ve günümüzdebu şehirde var olan ulusların, kavimlerin kültür sanat eserlerinin de günyüzüne çıkmasını,

Ermenice, Süryanice,Kürtçe, Arapça, İbranice dillerinde de, varsa eserlerin üniversitemiz,akademisyen hocalarımız tarafından tercüme edilerek, bu şehre,insanlığa kazandırmalarını temenni ediyoruz.

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.

banner8

banner6