UA-89691712-1

  Yorgundumburam buram ölüm koklamaktan. Evet, yorgundum sadece, ne üzgün, ne kızgın, ne deöfkeli. Hem kime kızacaktım, kime öfkelenecektim ki? Ya da daha doğrusu nehakla öfke duyacaktım? Suçlunun bu kadar bariz ortada olduğunu görmeyenler butür duygulara kapılabilir sadece. Oysa o kadar ortada ki. Suçlu baştan sonabizdik; sürekli birilerinin bir şeyler yapmasını bekleyip oturduğumuz yerdensadece üzülen bizler. Doğrusu eylemlerin yazıya dökülmesi iken, yazdıklarımızı dahasısöylediklerimizi bile eyleme dönüştüremeyen bizler. Hangi ara bu kadaracizleştik? Nasır tutmuş vicdanım tıpkı sizinkiler gibi. Ve size bu nasırtutmuş vicdanımla yazıyorum, silkelenelim. Zalim olmak için illa zulmetmekgerekmez ki bence asıl zalim, zulme sessiz kalıp susmaktır, ses çıkarmamaktır.Görüyoruz ama gözlerimizi kapatıyoruz. Acı feryatları duyuyoruz amakulaklarımızı kapatıyoruz. Tıpkı dalgaya kapılmış boğulmak üzere olan birisinesabır tavsiye edip, ‘bak sana dua ediyorum, elimden başka bir şey gelmez’diyerek hiçbir tepki vermeden öylece onun boğulmasını izlemek gibi. Bu mu yaniinsanlığımız? Bu bizim acziyetimizi gösteriyor.

   Daha ne kadar kapalı kutulara kapatacağızkendimizi? Acaba vicdanımız mı ölmüş? Artık ne aç olan komşumuz, ne zorda olanakrabamız ne de gözümüzün önünde gerçekleşen ölümler, ne masum savunmasızçocukların boşa akan kanları, ne annelerin feryad-u figanları, hiç bir şeynasır tutmuş vicdanımıza dokunmuyor. Dedim ya belki de vicdanımız ölmüş dehaberimiz yok. Tuhaf olan ne biliyor musunuz, söylemlerimizde zulme vehaksızlığa karşı bir dil kullanırız ama zulmü gördüğümüzde susarız veolabildiğince kaçarız.

  Zulme vezulmedene alıştık. Bizim için sıradanlaştı ölümler, mazlumların feryatları, annelerinahları. Oysa görmezden geldiğimiz bütün bunlar bizi biz yapan değerlerdi, benliğimizdi.Ölen bizdik, sesimiz, vicdanımız, kimliğimiz ve en önemlisi insanlığımız.

 

  Sahi hangiara vazgeçtik benliğimizden.  

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.
Avatar
Hakan demircan 2 ay önce

Îmânımız, bizler Efendimiz (sav)’i nefislerimizden daha çok sevmedikçe kemâle ermez. Dünyaya kul-köle olduk. Nasıl mı? Çünkü artık iç mücadelemizi yapmıyoruz. Allah c.c zahmetsiz rahmet vermez. Her şeyi bedava zannediyoruz. Böylece oruç tutarken oruç tutmuyoruz. Zekat verirken zekat vermiyoruz. Hacca giderken Hacca gitmiyoruz. Namaz kılarken namaz kılmıyoruz. Ne yazık ki, adam olamadık ve dünyada huzur bırakmadık. Halbuki İslâm dini, güzelliği, evrenselliği ve herkesi kucaklayan sınırsız aşkı öğretiyor. İslam dini sevgi dinidir. İnsanlar arasında milliyet, ırk, topluluk, mevki, ülke ayrımı yapmaz. Ne yazık ki, cihad edemedik. Halbuki Allah adına savaşçı olmak, bizim borcumuz çünkü biz Rahmetenl’il âleminin halifesiyiz. O’nun yolunda mücadele etme, cihada girme borcumuz var. O’nun Ümmeti olamadık. Halbuki tevhid dinine inananlar tek bir aile, tek bir topluluk, tek bir vücutturlar. Hepimiz, tevhid temsilcileri olan Hz. Âdem’in torunları, Hâbil’in çocuklarıyız. Bizler kulluk sorumluluğunu taşıyoruz, bizler meleklerin secde ettiği mahlûklarız. Kâinatın mimarının tevhid evinin temelini atan İbrahim’in torunlarıyız. Ne yazık ki, Hz. Hüseyin ve Hz. Hamza’nın, mübarek kanlarının dökülerek şehid edilmelerinin anlamını idrak edemedik. Merdane bir şekilde canlarını feda etmelerindeki yüce gönüllülüğü fark edemedik. Onun yerine, hayvani bir gafletle, kendimizi canlı bomba olarak kalabalık pazar yerlerine sürüp masum sivil halkı katlederek cennete sorgusuz sualsiz girebileceğimize inandık. Hangi mükellefiyetimizi yerine getiremiyoruz ki, bu bombalar İslam alemine düşüyor?