İrfan geleneğimizde, vefa; inanç bağıyla birbirlerine bağlı olanların, "dar günde zor günde dava arkadaşının arkasında durmak ve ölümüne ona sahip çıkmak demekti. Sıkıntısı olduğunda yardımına koşan, hastalandığında ziyaretine giden, vefat ettiğinde kardeşlik vazifesini ifa eden; vefatından sonra sık sık ailesini ve çocuklarını ziyâret edip gönüllerini hoş eden, davası uğrunda vermiş olduğu hizmet ve mücadelesini yaşatmak adına, Onu arada bir anmak, yeni nesillere tanıtmak, anı ve hatıralarını daima zinde tutmanın adı idi vefa!

Evet, vefa; kazara adam öldüren ve hiç tanımadığı müslüman bir kardeşine, ucunda kısas olduğunu bile bile Ebu Zerr gibi, canı pahasına kefil olmaktı. Vefa; günümüzün medyatiklerinin, yol arkadaşlarının vefatlarından sonra hazır mesajları paylaşıp ve bir daha semtine uğramamak demek değildi/değildir...

Oysa bu gün görüyor ve duyuyoruz ki, aynı kurum ve çatı altında yıllarca birlikte çalışıp emek veren arkadaşları veya kurumun yönetici kadrolarının; vefat edip aralarından ayrılan yol arkadaşlarının ailesini ve çocuklarını bırakın ziyaret etmeyi, tabir caizse; Adnan Menderesi idam eden dönemin devrim yobazlarının yaptıkları gibi, Menderesin hanımından idam ipinin ücretini isteyecek kadar vefadan uzaklaşmışlardır.

Müslüman, müslüman kardeşine ve onun hatırasına sırt çeviren değil; ölümüne kadar sahip çıkan şahsiyet sahibi kimse ve kimselerdir! Yaşadığımız şu bulanık asırda, dava ve yol arkadaşlığının çoğunun; mezara kadar değil, pazarda bittiğine şahit olmaktayız... Geçen sene bu zamanlar, aramızda olan dostlarımızın ve dava arkadaşlarımızın bir kısmı bu gün aramızda değil ebedî âleme göç etmişlerdir. Er ya da geç bir gün aynı kafilenin bir neferide biz olacağız.

Dünyadaki süreleri dolduğu için, Rablerinin davetine icabet edip ayrıldılar aramızdan. Geride kalan bizlere düşen vazife ise, gidenlerin aziz hatırlarını sık sık yad etmek, yazmış oldukları halde yayınlama fırsatı bulamadıkları varsa eserlerini; ceplerinden fedakarlık edip onları bastırıp insanların istifadesine sunmak güzel bir vefa örneğidir mesela. Oysa bu gün, zikredilen ruhun ve şuurun genel manada yok olduğunu görmekteyiz.

Yirmi sekiz şubat malûm kara dönemde, dava arkadaşları içeri girdikten sonra; arada bir onların kapısına koli dolusu erzak bırakıp ve kapılarını çaldıktan sonra kendilerini göstermeden giden isimsiz kahramanlar biliriz. Işte vefa ve dava arkadaşlığı bunu gerektiriyordu. Her görüşme günü ceza evinin kapısına arkadaşını ziyâret etmeye giden ve tehlikeli olduğunu bildikleri halde; ziyaretçi defterine isimlerini yazdırmaktan korkmayan yiğitleri gördük.

Geldiğimiz noktaya bakıldığında, gidenlerin sorulmadığı, gelenlerin alkışlandığı ve vefa duygusunun yerine menfaatçiliğe dayalı sahte tebessümlerin aldığı görülmektedir. Resmî kurumlarda yıllarca birlikte çalıştığı hâlde, arkadışının vefatından sonra; aile ve çocuklarını sormayı bile aklından geçirmeyen vefasızların bol olduğu bir zaman diliminde yaşıyoruz.

Mezkur zat veya zatlara sormak isterim, hakikatten Vefanın sizdeki ismi; nedir acaba merak ediyorum da? Makam ve mevkilerin geçici ve emanet olduğunu değil de, ebedi olduklarına kanıp; dünyevi tutku ve ün sarhoşluğuna yenik düşenlerin dünyasında vefa; mevsimlik bir şey olsa gerek! Unutulmasın ki, makam ve mevkiler geçicidirler; kalıcı olan şu gök kubbesinin altında hoş bir sada bırakıp gidebilmeyi başarmaktır...

Geldigimiz son nokta, Seküler hayat ve modern yaşam tarzının; fütüvvet şuurunu dumura uğrattığını göstermektedir. Paranın, makam ve unvanların, araba modellerinin, lüks gökdelen sitelerin, ev içi döşeme ve mefruşatlarının gündem olduğu toplumlarıda; vefanın da cefanın canına okunmuş demektir!... Hz. Ömerin adaletinden bahsedip, ama adaletin a'sını üzerlerinde taşımayan, eylem ve söylemleri tezat halinde olanların el üstünde tutuldukları bir dönemdeyiz. Dosta vefa nerede?Mevsimlik dostluklar, adam kayırmalar, politik çekişme ve kavgalar, nerede gür ateş oraya yerleş misali körelen şuurlar! Yoksa vefanın kaybolduğu yerde miyiz?

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.