Dilden dile dolaşan efsanesi ile Karakoyunlu mimari tarzını yansıtan tarihi 'Hızmalı Köprü'

İlginç hikayesiyle anılan tarihi taş köprü, Şanlıurfa’nın ünlü taş yapılarından biridir. Karakoyun Deresi üzerinde bulunan tarihi taş köprü ile ilgili günümüze ulaşan tek kitabe, köprünün ayağının doğu cephesinde bulunan 1843 tarihli kitabedir. Bu kitabede yalnızca kim tarafından onarımı yaptırıldığı bilgisi yer almaktadır. Köprünün ne zaman yapıldığı bilinmemektedir. İşte tarihi Hızmalı Köprü'nün dilden dile dolaşan efsanesi...

Dilden dile dolaşan efsanesi ile Karakoyunlu mimari tarzını yansıtan tarihi 'Hızmalı Köprü'

Bu Yazıyı Paylaş

veya linki kopyala

Dilden dile dolaşan efsanesi ile Karakoyun Deresi üzerinde bulunan tarihi Hızmalı Köprü'nün hangi tarihte yapıldığı bilinmemektedir. Tarihi taş köprünün ayağının doğu cephesinde bulunan kitabeye göre, 1843 yılında (H.1259) Muhammed Said adında bir kişi tarafından onarımı yaptırılmıştır. Gizli su kanallarına sahip olan Hızmalı Köprü'nün, yapıldığı dönemde su kemeri görevini gördüğü de anlaşılmaktadır. Kesme taş ile moloz taş karıştırılarak yapılan tarihi taş köprünün ortasında büyük bir sivri kemerli göz, bunun içerisinde de daha küçük iki sivri kemerli göz bulunmaktadır. Mimari özellikleri ve kemerin yanındaki tahliye açıklıklarıyla Karakoyunlu mimari tarzını yansıtan bir köprüdür. Anadolu’ya 1400’lü yıllarda gelen Karakoyunlular Devleti özellikle Urfa ve çevresine yerleşmiştir.

Halk arasında bilinen en eski söylentiye göre, 15. yüzyılda yaşayan Karakoyunlu hükümdarının kızı Sakine Sultan, hacca giderken uğradığı Urfa'ya bu tarihi taş köprüyü inşa ettirdi. Sakine Sultan'ın köprüyü yaptırma amacı insanların yolculuklarını kolaylaştırmak ve şehrin ticaretine yeni bir güzergah sağlamaktı. Tarihi taş köprünün yıkılması halinde ise yeniden yapılabilmesi için mücevherleri ile burnundaki altın hızmayı köprünün temellerine koydurdu. Bu nedenle köprü günümüzde Hızmalı Köprü olarak bilinmektedir.

Tarihi Hızmalı Köprü'yü yaptıran Sakine Sultan'ın mezarının da Karakoyunlu Deresi üzerindeki su kemerinin kenarında bulunduğu belirtilmektedir.

Hızmalı Köprü; Şanlıurfa’nın merkeze bağlı Hızmalı Mahallesi, Bostancılar Caddesi üzerinde yer almaktadır. 2001 yılında doğu cephesi yıkılan bu tarihi taş köprü, Şanlıurfa Valiliği tarafından restore edildi. Anadolu mimarisinin Şanlıurfa’daki örneklerinden biri olan Hızmalı Köprü, İl Özel İdare Müdürlüğü tarafından koruma altına alınmıştır.

Bu denli eski tarihi taş köprünün bir de efsanesi var. Hızmalı Köprü Efsanesi hala dilden dile dolaşmaktadır.

HIZMALI KÖPRÜ EFSANESİ

Bir zamanlar Urfa şehrinin güneydoğusunda yoksul bir ana oğul yaşarmış. Günün birinde yöreye gelen bir derviş, birkaç gün delikanlıyı izlemiş. Derviş delikanlıya, "Oğlum seni izledim. Görüyorum ki, çalışkan, dürüst bir insansın. Anladığıma göre dardasınız. Yakında ülkeme döneceğim, orası varlıklı bir yerdir. İstersen sen de benimle gel" diye teklifte bulunmuş. Delikanlı anasına danışmış, anası da oğlum yoksulluktan kurtulsun diyerek gitmesine izin vermiş.

Derviş delikanlıyı ülkesine götürmüş, onu eğiterek yetiştirmiş. Günün birinde delikanlı çarşıda bir kızı görüp ona sevdalanmış. Sevdalandığı kız Karakoyunlu Beyi'nin kızıymış. Delikanlı bunu öğrenince ümidini yitirip hastalığa yakalanmış, yemeden, içmeden kesilmiş. Derviş durumu öğrenince: "Üzülme, gider kızı isteriz" demiş. Derviş saraya varmış, durumu beye anlatmış. Bey öfkelenmiş ama belli etmemiş. Dervişe bir teklifte bulunmuş. kırk gün içinde istediği paralar ile çeşitli hediyeler getirilirse kızını vereceğini söylemiş. Kırk gün içinde bu teklifin yerine getirilmesi imkansızmış. Durumu öğrenen delikanlı üzülmüş ve günden güne erimeye başlamış. Tam kırkıncı gün, dervişin tekke avlusunda kimin getirdiği bilinmeyen mallar ve altın yüklü katırlar görmüşler. Bunları alıp beye götürmüşler. Bey sözünde durmuş ve kızını delikanlıya vermiş. Düğün dernek kurulup evlenmişler.

Derviş delikanlıya, gerdeğe girmeden önce iki rekat namaz kılmasını ve kendisi için de dua etmesini söylemiş. Delikanlı namazını kılmış ama ona dua etmeyi unutmuş. Sabah olunca delikanlı kendini memleketindeki Kasarcı Çayı kıyısında buluvermiş. Başından geçenleri anasına anlatmış. Ana oğul mecbur eski hayatlarına devam etmişler. Yeni gelin uyandığında delikanlıyı yanında görememiş. Her yeri aratmış ama delikanlının izine rastlamamış. Derviş de ortadan kaybolmuş.

Vakti gelince kızın bir oğlu olmuş. Oğlu biraz büyüyünce, hem gittiği yerlerde delikanlıyı aramak, hem hac görevini yerine getirmek için yola çıkmış. Yolu üzerindeki Urfa'ya ulaşmış. Samsat kapısı önünde çadır kurdurmuş. acıyla haykıran insanların bağrışmalarını duymuş. Şehrin ortasından geçen derenin taştığını evlerin sular altında kaldığını öğrenmiş.  Bey kızı, birkaç yılda bir yinelenen bu su baskınlarından şehri kurtarmak niyetinde imiş. Hac parasını bu işe harcamak için hacca gitmekten vazgeçmiş. Tellallar aracılığıyla halka çağrı yapmış ve halkı hendek kazmaya çağırmış. Anasının isteği ile o delikanlı da hendek kazmaya gitmiş.  

Bey kızının çocuğunu bir ağlama tutmuş, bir türlü susturamamışlar. Hendek kazan işçiler çocuğu elden ele verip susturmaya çalışmışlar. Elden ele dolaşan çocuk delikanlının eline gelince susup, gülmeye başlamış. Bey kızı delikanlıyı hendek görevinden alıp çocuğu avutmakla görevlendirmiş.

Delikanlının anası oğlunun bohçasında altın sırma işlemeli elbise bulmuş. Bu elbiseyi oğluna iyilik yapan bey kızına hediye etmek istemiş. Oğluna söylemiş oğlu da kabul etmiş. Delikanlının getirdiği elbise, bey kızının çadırına götürülmüş. Bey kızı elbiseyi kendi el işlemesinden tanımış ve hemen getirenin bulunmasını emretmiş. Delikanlıyı getirmişler. Bey kızı delikanlının kaybolan kocası olduğunu anlamış ve böylece birbirilerine tekrar kavuşmuşlar.

Kazılan hendek de tamamlanmış. Derenin yatağı değiştirilmiş, taşkın tehlikesi önlenmiş. Ardından derenin üzerine bir de köprü yapılmış. Yıllar içinde köprü yıkılırsa, yerine yenisi yapılabilsin diye Bey kızı, köprü ayaklarından birinin altına, altın hızması ile değerli taşlarını gömdürmüş. Bu dereye Karakoyun deresi, üzerine yapılan köprüye de Hızmalı Köprü denilmiş. Delikanlı ile Bey kızı öldüklerinde bu derenin kıyısına gömülmüşler.

Dilden dile dolaşan efsanesi ile Karakoyunlu mimari tarzını yansıtan tarihi 'Hızmalı Köprü'

İptal

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Giriş Yap

0 Yorum

Daha fazla gösterilecek yazı bulunamadı!

Tekrar deneyiniz.