Yaşadığımız yüzyıl, kapı kulluğunu meslek edinmiş olan yalaka takımının tırmandığı bir yüz yıl haline gelmiştir. Mevsime göre elbise, yerine göre kılık değiştiren bukalemun zavallıların haddi hesabı kalmamıştır.

Siyasî makam ve dünyevi rant elde etmek uğruna, en değerli meziyetlerini ayaklar altına almaktan beis görmeyenlerin alkış tufanına tutulduklarına şahitlik ediyoruz. Bir dönemin dava adamı (!) Olan çevrelerin; bu gün birer hava ve heva adamı olduklarını görmekteyiz...

Beşeri otoritelerin egemen olduğu coğrafyalarda, istibdat rejimlerinin bekçiliğini yapan kadroları korumak için can atan yağcıların pervane oldukları bir dönemin tanıklarıyız!... Beşeri sistemlerin egemen kadroları, kendilerine kapı kulluğu yapan yağcılarını, gün olur onları yüksek makamlara terfi etmekle şımartır; gün olur canlarına okuyup dünyalarını kabusa çevirirler.

Bu tür hadiselerin, tarihte ve günümüzde; yaşanmış o kadar canlı örnekleri var ki akıllara durgunluk verecek türden. Misal olarak, Irak'ın devrik lideri olan Saddam'ın parlak olduğu dönemde şu olay; ibretengiz bir hadisedir. Şöyle ki: "Saddam â yağcılık yapan şair Şefik el-Kemal'in; Saddam’ı metheden şöyle bir şiir kaleme alır.

Ey Saddam senin kutsal (tevbe ya Rabbi) yüzün bizim nezdimizde

Ne kadar yücedir.

O Allah'ın yüzü gibidir. (Haşa ve kella)

Çevreye azamet saçar.

Sizce bu dilin sahibi olan Şefik el-kemal olan yağcının akıbeti ne oldu? Irak ile İran savaşı başladığında Iraktan bir heyet Humeyni 'ye savaşı durdurmasını talep etmek için yola çıkar. Humeyni heyettekilere "Teklifinizi bir şartla kabul ederim. O da Saddam'ın yönetimden indirilmesidir" der.

Heyetteki bazı Baas partililer; " Saddam vatan uğruna birçok şeyi feda etmiştir.  Bunu da vatan için feda edebilir " der. Bunu diyenlerin arasında Şefik el-kemali de vardır. Daha sonra Saddam onların ifadesini duyar ve Şefik el-kemali 'yi çağırtarak ona; "işittim ki sen böyle demişsin.." Der. O da; "Evet sen bizim reisimizsin, bize fedakarlığı sen öğrettin. Ben de böyle dedim " cevabını verir.

Bunun üzerine Saddam;

"Dilini uzat, diye emreder.  Şefik el-Kemali dilini uzatır ve Saddam da makasla onun dilini keser. Evet ; Ey Saddam senin kutsal yüzün bizim nezdimizde ne kadar yücedir" diyen dilin akıbeti işte böyle olmuştur. (Şehid Abdullah Azam. Tevbe suresi tefsiri safya 254)

Merak edenler, Saddam Kaddafi, Esed, gibi liderlerin dönemlerini iyi okusunlar ki, bunun gibi gerek yaşadığımız coğrafyada, gerekse diğer islam topraklarında vuku bulmuş ve akıllara ziyan olan olaylardan ders alsınlar. Filhakikat gerek dün ve gerekse bu gün; Saray Sultanlarına yağcılık yapmakla, dünyevi kariyer hastalığına tutulanların akıbetleri; hep hüsranla neticelenmiştir...

Musa a.s in döneminde yaşamış olan Bel'am ibn-i Baura'nın durumunu okuyanlar bilirler ki; zalimleri alkışlayan, onlara yardakcilik ve yağcılık eden, onların hatırını hakkın hatırına tercih eden zavallıların akıbeti, Şair Şefik el-kemali nin akıbeti gibi olmuş ve olmaya da devam edecektir. Selâm ve dua ile.

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.