“ALLAH! Bir şehri (ibret alınması için) misal getirdi: Bu şehir halkı güven ve huzur içindeydi, ona rızkı her taraftan bol bol geliyordu. Fakat Allah’ın nimetlerine nankörlük ettiler. Allah da onlara, yapmakta oldukları şeyler yüzünden açlık ve korku elbisesini tattırdı/giydirdi.” (Nahl/112) Evet, ayetin mealinde geçen “açlık ve korku felaketi” ifadesindeki felaket kelimesinin ayet metninde “elbise” anlamında gelen libastır. Burada elbise nasıl bedeni sarar kuşatırsa, yaptıkları yüzünden müstahak olanlara Allah’ın vereceği açlık ve korku da onları kuşatacağı, kaplayacağı, çektikleri açlık ve korku duygularının dışlarına yansıyacağı anlatılmak istenmiştir. (Kur’an yolu tefsiri. Cilt 3 sah: 446,447) Her şeyin en iyisini Cenabı Allah bilir!                         

 Yukardaki ayetin genel ve umumi mesajına baktığımızda, nimete nankörlük eden herkesin; açlık ve korku libasını giymeye mahkûm olacağı sonucu çıkmaktadır. Bu gün her ne kadar, maddi anlamda insanlarda açlığın olmadığı varsayılsa da; aslında manevi açlık ve yoksulluk her tarafı kuşatmış durumdadır. Korkuya gelince, el-an Korona virüsü dünyanın kâbusu haline geldiğini anlatmaya gerek yoktur her halde! Ya Rabbi! Sana karşı olan kulluk vazifelerimizi, senin Ulûhiyetine yakışır bir şekilde ve muradına göre yapmadık/yapamadık; bizi af et Allah’ım. Emr-i bil Maruf ve Nehyi-l ani-l münker olan asli görevimizi terk etmekle, o görevin bazı şahısların göreviymiş gibi bir cehalet ve gafletiyle bir çıkmazın içine düştük… Olmamız gereken yerde olmadık, olmamamız gereken mekânlarda görünmek için can attık… İnandığımızı söyledik ama, yaşantımızla Kur’an ve Sünnet ’ten fersahlarca uzaklarda olduğumuzu fark etmedik/edemedik, biz yapamadık yenildik, bizi bağışla, bizi af et Allah’ım!

  Kur’an ve Sünnete tabi olduğumuzu her vesileyle söylemekten geri durmadık, lakin Kur’an ve Sünnet ’in emirlerine zıt yaşadık/yaşamaya çalıştık; bizi bağışla Allah’ım! Kadınlarımız, kızlarımız, gelinlerimiz; İslam’a inanmayan kavimlerin kadınlarına özenip giyindiler, onlara bezenip onlara özendiler, onlara imrenip onları taklit ettiler; takip etmeleri gereken öncülerimizin yolunu terk ettiler. Biz nefsimize yenildik, çağın okşayıcı ve göz boyayan maddi imkânlarına kanıp; özümüzden koptuk/koparıldık, yapamadık yenildik, bizi af et Allah’ım!

 Konuşmalarımız gayri samimi, amellerimiz riya, tavırlarımız yapmacık; davranış ve münasebetlerimiz menfaat, yatmamız ve kalkmamız dünyalık, arsalardan ve para biriktirme uğraşmaktan dolayı; dimimiz, ahiretimiz ve insanlık için bir şeyler yapmaya zaman bulamaz hale geldik. Kıldığımız yarım yamalak Namazlarımızı da vakitlerinde kılmayı çoğu kez ihmal ettik. Zenginlerimizin çoğu cimri, fakirlerimizin çoğu kibirli ve isyankâr… Sosyal hayatımız allak bullak, Kur’an’a Sünnete, Ezan ve İslam’ın değer yargılarına yabancı bir nesil yetiştirdik. Biz yapamadık yenildik, bizi af et Allah’ım! Okuyup öğrendiklerimiz amellerimize yansımadı, laf edebiyatının hastası olduk; tartışma ve cedelleşmeyi ön planda tutmakla en değerli vakitlerimizi birbirimizle uğraşmakla heba ettik! Münazarayı bir kenara itip, ilim irfan meclislerini terk ettik! Gayr-i İslami mekân ve ortamlarda, dedikodu meclislerinde bulunmaktan hoşlandık ve hiçbir beis görmedik. Ömür ve zaman nimetimizi pervasızca israf etmekle gaflet sarhoşluğuna yakalandık. Şaşırdık, yolumuzu kaybettik, bizi düzelt, bize merhamet et ve bizi af et Allah’ım!
  Helal ve Haram hudutlarına gereği gibi riayet etmedik, mahremiyet/haremlik selamlık gerektiren kurallara riayet etmemeyi, es geçmeyi çoğu kez medenilik (!) ve ilericilik olarak telakki etmekle hem kendimizi, hem de bulunduğumuz çevreyi kandırdık/kandırıldık. Namahrem kadınlarla tokalaşmaktan hiçbir sakınca görmedik, düğün ve derneklerimiz senin emirlerine ters/zıt; sazlı çalgılı, kadınlı erkekli karışık bir şekilde, gece yarılarına kadar hoplayıp zıplayarak günah defterlerimizi kabarttık… Ecdadımızın Şehid kanlarıyla sulanmış topraklarda; şimdi zina, fuhuş, kumar, Faiz, isyan ve tuğyanın her çeşidi aleni bir şekilde işlenmektedir… Haramların çoğu da, beşeri kanunların güvencesi altında irtikâp edilmekte ve savunulmaktadır. Dinimizin emirlerini gerektiği şekilde yaşamadık, gerektiği gibi anlatmadık, çoğu kez anlatmaktan aciz kaldık, yaşayışımızla örnek teşkil etmedik; evlenme çağındaki kızlarımızın kot pantolonlu haline göz yumduk, namazsız niyazsız gençlerimizin içler acısı hallerini umursamaz olduk, konuşmayı önceledik ama amel etmeyi öteledik. Biz yapamadık, yenildik sen bizi bağışla, bizi af et Allah’ım!
  Şimdi tevbe, istiğfar, muhasebe, düşünme, ve başımıza gelen şu mevcut felaketten ve evlere hapsolduğumuz durumdan ders çıkarıp ağlama zamanı… Sahip çıkmaktan aciz kaldığımız sokaklarımızı, önüne geçemediğimiz başıboş insanlarımızı, kapatamadığımız hayâ ve iffet kapılarımızı; çarşı ve pazarlarda gereksiz işler peşinden koşan kadınlarımızı engellemekten aciz ve çaresiz kaldığımız şu asırda; “yüceler yücesi olan Allah’ım! Sen, gözle görünmeyen ve dünyanın kâbusu haline gelmiş küçücük bir mikropla, insanları hizaya getirip, ve herkesi evlerine kapandırıp işin sonunu beklemeye mahkum ettin!... Evet, Zaman bizden gitmekte, ömürlerimiz erimekte; erken davranmazsak, kaybedenlerden olabiliriz. Bir an önce toplumsal olarak, Kur’an’ın ve Efendimiz (s.a.v)’in emirlerine dönüp; yaptıklarımızdan dolayı pişmanlık duyup istiğfar edelim. Hiçbir şey yokmuş gibi davranmak, bizi daha kötü sonuçlara götürebilir Maazallah!

  Biz yapamadık, yenildik sen bizi af et Allah’ım! Yapılan hukuksuz savaşlardan, sel felaketlerinden, deprem ve kasırgalardan, çekirge istilalarından; zamanları değişmiş mevsimlerden, savaşlardan kaçan masum kadın, çocuk ve yaşlı insanların trajedik yaşamalarından ibret almadık/alamadık, yenildik sen bizi bağışla Ulu Allah’ım! Şimdi, tüm kapıların bir bir yüzümüze kapandığı şu salgın ve korku günlerinde; sen, Merhamet ve mağfiret kapılarını yüzümüze kapatma Allah’ım! İsmi Azam hürmetine, Habib-i Kibriya Furkan-ı Mübin hürmetine; bizi uyandır, bizi bize getir, bize merhamet et, bizi bağışla; senin kapından başka gideceğimiz başka kapımızda yoktur zaten. Noksan olan amellerimizle, yapmamız gerektiği halde yapamadığımız acizliğimizle, sana layık olmayan kulluğumuza rağmen bizi bağışla; sen bizim Rabbimizsin, sahibimizsin, Mevla’mızsın bizi perişan eyleme. Senden başka İlah yoktur, seni tüm noksan sıfatlardan tenzih ederiz. Şüphesiz sen yakarışlarımızı işiten ve dilediğine icabet edensin, “Ümmeti Muhammed (s.a.v)’i içindi bulunduğu şu darlık ve sıkıntılardan kurtarıp emin kıl! Âmin… 02 Nisan 2020.    
 

                                    
 

                                     
 

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.

şehirler arası nakliyat

orjinal lida zayıflama hapı