Yaşamak; sözcüklerin içine yüklenme, mutluluk üretebilme sanatıdır. Yaşam adına, içimiz ürpersin, kılcal damarlarımıza kadar sevme okşama duygusu aksın!

Sözcüklerle hemhal olmak ansızın içimizdeki çeşmelere bir ilişki akışı sağlar ve bir pınar açar zahmetsiz içimizdeki ilişkiler bağlamına. Bu pınar kendimizle sınırlı kalmaz. Kurak gönüllere su verir ve duyanlar, okuyanlar hayat duygusuyla dolup taşar...

Kendilerini tanıma, kendilerine yönelme ve kendilerini sevme duygusu uyandırır içlerinde; “Meğer biz sadece varmışız ama yaşamıyormuşuz, oysa gerçek yaşamak buymuş! Kendimiz için yaşamak, asıl yaşamak bu!”

Bütün zerrelerimizle sözcükleri doldurmalıyız. Bırakmalıyız kendimizi sözcüklerin özgür dünyasına. Sevgimizi, duygularımızı yüklemeliyiz sözcüklere, o zaman yaşar sözcükler, yaşatır bizi ve duyumlarımızı. Akar ırmak gibi, duygularımız ve düşlerimiz sözcüklerin içinden geleceğe doğru... Her sevda bir varoluş sanatıdır.

Tıpkı bir sonbahar yağmurunda, yağmur damlaları altında, sırılsıklam ıslanarak, ıslak çimlerde, yağmur damlalarına aldırmadan sonsuzluğa doğru yürümek ve sözcüklerle dans etmek… Yağmur damlasının yaprakla dans etmesi gibi...

Sözcüklerle çıkılan gizemli yolculukta aşk var, hoşgörü ve merhamet var… Öylesine güzeldir ki sözcüklere dokunmak, okumak ve var olmak sözcüklerle.

Toprağın altına daha gömülmeden, çevreden, kültürden kopuş ve gerçeklik dünyasında var oluş… Yüzyıllar sonra tattırırız sevgimizi yeni nesillere!.. Biz toprağın altındayken, bu dünyada, ancak sözcükler olacaklar. Sözcüklere yüklediğimiz duygular ölçüsünce yaşarız.

Düşünemeyen ve beyninde zerre ışık olmayan insanlar anlamazlar sanattan. Ömründe bir kitaba dokunmamış, bir felsefi yapıt okumamış, sadece büyüklerinden ya da hocalarından duyduklarıyla düşünen insanlar anlamazlar...

          Sözcüklerle dans etmeliyiz. Sözcüklere dokunduğumuz kadar, onlarda bize dokunsunlar. Sözcükler bizi düşündürsün biz, sevgimiz ve isteklerimiz, sevindiklerimiz… Gönlümüzün içi heyecanla dolsun. Sözler, közler gibi dokunsun her yerimize, azıcık yaksın içimizi, sızlasın içimiz, sızı duyalım, özlem duyalım, tüm canlılarla bütünleşelim. Severek sözcüklere dokunurken, sözcükler elimizde ateş değil, su olsun, hayat versin canlı olan ne varsa ve sonra bakir topraklara rahmet olsun, yeşertsin. Hiç çekinmeden, hakkını vererek dokunmalıyız sözcüklere, sözcükler olmazsa sanatta olmaz. Sözcüklerle dokunuyoruz varlığa, hayata.

Sözcükler pınarında yıkanıyoruz var oluyoruz.

“Ey tepeden tırnağa yeşeren yeşil

Beni sevdanın ipeğine bük

Sev beni

Sev bende bütün varlığı

Bu sonbahar gecesinde bitmek bilmesin

kışa doğru yürüyen gece”

Düşüncelerle aydınlanmış beyinler, doğru düşünür ve duygularla damarlarından ışık akıtırlar tüm karanlığın üstüne. Sonsuza dek mutlu olmak için, gizli katmanlarımızı sözcüklere dökmeliyiz. Sevmek, okuyunca ondan estetik bir zevk almalıyız.

Ölümümüzden sonra yaşamak için toprağın altına daha gömülmeden çevreden, kültürden, törelerden kopuş ve gerçeklik dünyasında varoluş… Çağlar boyu böyle devam etmiş hayat, sözcüklerle devam etmiş. Yüzyıllar sonra tattırırız sevgimizi yeni nesillere. Biz toprağın altındayken…

Biz olmayacağız bu dünyada ancak sözcükler olacaklar. Kalıcı olacak olan sözcükler. Sözcüklere yüklediğimiz duygular ölçüsüne göre yaşarız

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.
Avatar
rahmi kızıltoprak 4 hafta önce

Herzamanki gibi güzel istifade edilebilecek bir yazı:teşekkürler.Rahmi Kızıltoprak

banner8

banner6