SELAMLAŞMAK VE ÖNEMİ

Müslüm ABACIOĞLU
Müslüm ABACIOĞLU

Muhterem Kardeşlerim…

Selam vermek sünnet, almak ise farzdır. Selam verirken, selamın sünnet olduğunu düşünmeli ve o kimseye dua etmeye niyet etmelidir! Sünnet olduğu düşünülmeden, alışkanlık halinde, şuursuzca selam verilince, sevap olmaz. Bir yere girerken de, çıkarken de selam verilir. Dinimizde selamın önemi büyüktür.

Hadis-i Şeriflerde buyuruldu ki:

“Bir yere, bir meclise giren oradakilere selam versin. Oradan kalkıp giderken yine selam versin.” [Tirmizi]

“İnsanların en âcizi dua etmeyen, en cimrisi de selam vermeyendir.” [Taberani]

“Bir eve girince, ev halkına selam verin. Çıkarken de selam verin.” [Beyheki]

Selam ne demektir

Selam, emniyet, huzur, selamet, sağlık, barış, rahatlık, iyi netice, kurtuluş gibi manalara gelir. Selam vermek, bir kimseye yapılacak en güzel duadır. Selam, “Ben Müslümanım, benden sana zarar gelmez, selamettesin” manasına, selamet üzere ol, Müslüman olarak öl manalarına da gelir. Gayrı Müslimlerin hidayete kavuşmaları niyetiyle, ihtiyaç olduğu zaman onlara selam vermek, hidayete kavuşmaları için dua etmek caizdir. (R.Nasıhin, Redd-ül Muhtar)

Selamlaşırken eğilmek günahtır. Hadis-i Şerifte, “Karşılaştığınız zaman birbirinize eğilmeyin, kucaklaşmayın” buyuruldu. (Berika)

Eshab-ı kiram, yolculuktan döndükleri zaman kucaklaşırlardı. Şu halde, uzun yoldan gelmiş veya uzun zamandır görülmeyen bir arkadaşla kucaklaşmak caiz olur.

Selamün aleyküm diye selam vermek caiz ise de Esselamü aleyküm demek daha iyidir.

Selamün aleyküm denince, Ve aleyküm selam demek farzdır. Esselamü aleyküm denince de, Ve aleykümüsselam denir. Her ikisinde de "ve" harfini söylemelidir! “Ve aleyküm...” deki "ve", “dahi” manasındadır. Yani, “Allah’ın selamı bizim üzerimize olduğu gibi, sizin de üzerinize olsun!” demektir. Sadece “Aleyküm selam” ise, sanki “Selam bize değil size olsun” gibi uygunsuz bir manaya gelebilir.

Selamı düzgün verip düzgün almak iyidir. “Ve” söylemeden de almak caiz ise de, ve'li söylemelidir.

Verilen selamı daha güzeli ile almak da farz değil ise de, çok sevaptır. Peygamber Efendimiz, “Selamün aleyküm” diyen için, “On sevap kazandı” buyurdu. Başka biri, “Selamün aleyküm ve Rahmetullahi” dedi. “Yirmi sevap kazandı” buyurdu. Bir başkası da, “Selamün aleyküm ve rahmetullahi ve berekatühü” dedi. Bu kimse için de, “Otuz sevap kazandı” buyurdu. Bu sırada orada oturanlardan biri selam vermeden çıkıp gitti. Resulullah Efendimiz, “Arkadaşınız [selamın faziletini] ne tez unuttu” buyurdu. Daha sonra, “Bir topluluğa gelince de, ayrılırken de selam verin! Birinci selam, ikincisinden daha mühim değildir” buyurdu. (Taberani)

Dinimizde selamlaşmanın önemi büyüktür. Müslümanların yanına girerken, çıkarken, karşılaşınca, ayrılırken mutlaka selam vermelidir!

Bu husustaki Hadis-i Şeriflerden birkaçı şöyle:

“Mümin kardeşine selam vermek, yanına gelince ona yer göstermek ve hoşlandığı isimle hitap etmek, aradaki sevgiyi pekiştirir.” [Taberani]

“Darlıkta infak eden, rastladığı Müslümana selam veren, kendi aleyhinde de olsa adaletli davranan, iman hasletlerini toplamış olur.” [Ebu Nuaym]

“Yirmi Müslümana selam veren bir mümin Cenneti hak eder.” [Deylemi]

“Tatlı dilli olmak, selamlaşmak ve yemek yedirmek, Cennete götürür.” [Hakim]

Kimlere selam verilmez?

Şunlara yalnız o halde iken selam verilmez:

1- Namazda olana,

2- Hutbe okuyana ve hutbeyi dinleyene,

3- Kur'an-ı Kerim okuyana ve dinleyene,

4- Vaaz edene ve dinleyene,

5- Fıkıh dersi çalışana,

6- Din dersi verene ve din dersi ile meşgul olanlara,

7- Eşi ile meşgul olana,

8- Avret yeri açık olana,

9- Abdest bozmakta olana,

10- Yemek yemekte olana,

Baştan ikisi hariç, diğerlerine selam verilirse, alma mecburiyeti yoksa da selamı almaları iyi olur.

Şunlara da her zaman selam verilmez:

1- Yabancı kızlara ve genç kadınlara,

2- Kumarbaza ve her oyunu oynayana,

3- İçki içenlere,

4- Gıybet edenlere,

5- Şarkıcılara,

6- Fasıklara [Açıktan günah işleyenlere],

7- Kadınlara, kızlara bakanlara selam verilmez.

Gayrimüslimlere, ancak iş düştüğü zaman selam verilebilir ve selamları alınır. Bid’at ehline de ihtiyaç halinde selam verilir. Zengine, zengin olduğu için selam vermek caiz değildir. Dilencinin, dilenirken verdiği selamı almak gerekmez. Yabancı kadın ihtiyar ise selam verilir. (Dürr-ül-muhtar)

Kâfire saygı göstermek için selam verilmez.

Hadis-i Şerifte, “Münafık [ve her çeşit kâfir] ile konuşurken, efendim, demeyiniz” buyuruldu. Zalime, kâfire hürmet etmek, saygı ile selam vermek, üstadım demek, küfür olur. (Berika)

İslamiyet’in hakim olduğu dönemlerde gayrı Müslime ve fasık Müslüman’a selam verilmezdi.

Hadis-i Şeriflerde buyuruldu ki:

“Yahudi ve Hıristiyanlara selam vermeyiniz!” [Müslim]

“Bir kitap ehli [Yahudi veya Hristiyan] size selam verdiği zaman, “ve aleyküm” deyiniz!” [Buhari]

Bir kâfire, “Allah ömürler versin” demek, caiz değildir. Müslüman olması için veya cizye vererek devletimizin kuvvetlenmesi için, böyle dua etmek, caiz olur. (Berika)

Demek ki, ihtiyaç düşünce veya onu üzmemek için veya buna benzer sebeplerle Yahudiyle, Hıristiyanla veya başka bir kâfirle selamlaşmak veya onun Müslüman olması için dua etmek caiz olur.

Müsafeha ederken

İki Müslüman, muhabbetle müsafeha ederek tokalaşırsa günahları dökülür. Müsafeha, sevgi ve dostluk kazandırır. Müsafeha, iki kişinin, sağ elin avuç içlerini birbirine yapıştırıp, iki baş parmağın yanlarını birbirlerine değdirmesidir. Dört el ile birlikte de yapılır. (Merakıl-felah)

Müsafeha ederken salevat getirmeli ve elleri sallamalıdır.

Birkaç Hadis-i Şerif meali şöyledir:

“Kim mümin kardeşini ziyaret edip müsafeha ederek üç kere elini sallarsa, ellerini ayırmadan her ikisinin ağaçtan yaprak döküldüğü gibi günahları dökülür.” [Ey oğul ilm.]

“İki Müslüman karşılaşınca, müsafeha edip "Allah’a hamd" ederse, günahları dökülür.” [Hakim]

“Müslüman, din kardeşi ile müsafeha eder ve birbirine kin duymazlar ise, elleri henüz ayrılmadan, günahları affolur. Kin duymadan, müslüman kardeşine sevgi ile bakanın da, günahları affolur.” [İ.Neccar]

Selam, kelamdan öncedir

Bir odaya giren veya telefon edenin, önce selam vermesi, söze selamdan başlaması gerekir.

Bu konudaki Hadis-i Şeriflerden birkaçının meali şöyledir:

“Selam, kelamdan öncedir.” [Tirmizi]

“Selam vermeden söze başlamayın. Selam vermeden konuşana cevap vermeyin.” [Hakim]

“Selam, sualden öncedir. Selam vermeden sual sorana, cevap vermeyin.” [İ.Neccar]

“Mümin, önce selam vermek için atılır; münafık ise önce kendisine selam verilmesini bekler.” [Dare Kutni]

“Önce selam veren, Allah’a ve Resulüne daha yakındır.” [Ebu Davud]

“Allahü teâlânın rahmet ve affına en layık olan, önce selam verendir.” [Ebu Davud]

“Önce selam veren kibirden uzak olur.” [Beyheki, Hatib]

Selamlaşmayı yaymak çok sevaptır.

Birkaç Hadis-i Şerif meali:

“Selamlaşmayı yaygınlaştırın, yemek yedirin, [salih] akrabayı ziyaret edin, gece herkes uykuda iken namaz kılın, sonra selametle Cennete girin.” [Darimi]

“Karşılaştığınız arkadaşa selam verin. Eğer aranıza ağaç, duvar, yahut taş gibi bir engel girip de, sonra karşılaşırsanız tekrar selam verin.” [Ebu Davud, İbni Mace]

“Bir yere giren oradakilere selam versin. Oradan kalkıp giderken yine selam versin.” [Tirmizi]

Allahü Teâlâ cümlemizi Kendisine layık kul, Habibine layık ümmet eylesin. (Amin)

- Gazete İpekyol, Müslüm ABACIOĞLU tarafından kaleme alındı
https://www.gazeteipekyol.com/makale/9261343/muslum-abacioglu/selamlasmak-ve-onemi