“Ey Peygamber! Onları kendi hallerine bırak, yesinler, eğlensinler. Boş ümitleri onları oyalayıp dursun, onlar yakında ne olduğunu bileceklerdir.” (Hicr/3) Modernleşme (!) kisvesi adı altında, Allah’ın emir ve yasaklarını çiğnemeyekalkışan ve felaketler yolunda hızla ilerleyen yoğun bir karaltı yığınıyla karşı karşıya olduğumuzu bilmekte fayda vardır. Tek gayeleri yemek, içmek ve eğlenmek olan söz konusu olanların; ahiret, hesap ve kitap, kıyamet ve mahşer, cennet ve cehennem diye bir düşüncelerinin olmadığı kesin. Zira bu tür yaratıkların tek bir derdi var o da: “Canlarının ve şehvetlerinin çektiği her şeye kavuşabilmek hırsıyla çabalayıp durmalardır. Öyle ki, söz konusuolan zerzevatların hali; Kur’an’ı Kerim’de şu şekilde tasvir edilmektedir: “…..”boş ümitleri onları oyalayıp dursun, onlar yakında ne olduğunu bileceklerdir.” (Hicr/3)

                            Boşa harcadıkları zaman, heba ettikleri ömür, israf ettikleri mallar ve yasaklanmış olan şeylerle zedeledikleri sıhhatleri; pek yakında onların aleyhinde şehadette bulunduklarında, onlar neyin ne olduğunu daha iyi anlayacaklardır. İyi anlamalarına anlayacaklardır, lakin o zaman da geriye dönüşlerinin mümkün olmadığı için, dünyada iken boş ümitler uğruna harcadıklarıher şeye ağlayacaklardır. Günümüz dünyasında, genelde dünyada özellikle de ülkemizde; eğitim ve öğretim için hazırlanan müfredatlar, beşer kaynaklı olduklarından; küçüklükten itibaren yetişen nesillerin, Allah, peygamber, Kur’an ve helal haram, şuuruyla yetişmelerini sağlamadığı gibi, ilkokuldan Akademik ortamlara varıncaya kadar, geniş bir yelpazede hem cinsine ve doğaya büyük ölçüde zarar veren insanlar yetiştirdiğini inkârı kabil olmayan bir gerçektir.

                            Öyle ki, temelde maddeye bağımlı olarak yetiştirilen butür karakterdeki insanlar; sonra ki süreçlerle birlikte“adına madde bağımlıları denilen” hasta olan ruh halleriyle birer madde bağımlısı olarak ortaya çıkarlar ki, başta kendileri olmak üzere tüm insanlık için de zararlı hale gelirler. Madde bağımlısı derken, sadece şu cinnet geçirip madde krizi geçirenleri anlamayın ha! Dünyaya dalıp ahireti unutan, yemek ve içmekten gayri gayesi olmayan, eğlence ve popüler olmaktan başka hedef gözetmeyen her kim/kimler varsa hepsi birer madde bağımlısı olup, ve şeytanın kötü olan amellerini kendilerine süslü gösterip oyaladıkları kimselerdir.

                            Evet, tek gaye ve hedefleri dünya zevkleri olan kimselere imrenip onlar gibi yaşayanlar; zamanla onların müptela oldukları Sekülerleşme hastalığına tutulup hasta ruhlu olmaya mahkûm hale gelirler. Sokak ve caddeleri temizleyenlerin asgari ücrete mahkum edildikleri, ama parmak indirip parmak kaldırmaktan başka işe yaramayanmuktedir olanların bolluk ve zevk denizinde yüzdükleri bir dünyada; “Zalimler için yaşasın Cehennem diyesi geliyor insanın”!... Kadim bir Medeniyetten arta kalan şu güzelim ve yetim coğrafyada, son yüz yılıneğitim sistemiyle yetişen nesillerin geldikleri sonnoktaya ve duruma bir bakın Allah aşkına! Birçoğunun hala, (Eğitim kurumlarının bu kadar çoğalmasına rağmen) İman ve İslam ilkelerine karşı duyarsız ve cahil kalmaları/olmaları; içinde yaşadığımız çağın ne kadar karanlık bir çağ olduğu, çağınkaranlığında yürüyenlerin de ne kadar koyu bircehaletin gölgesinde soluklandıklarını öğrenmek açısından yeterli bir fotoğraf değil midir sizce?…

                            Şimdi ebeveynlerin çoğu, çocuklarının kendilerine yapıp ettiklerinden yakınıp dert yanmakta, onların neden bu kadar kötü durumlara düştüklerini anlamakta zorlandıklarını söyleyip durmaktalar! Fakat çocuklarını, daha taze birer fidanken, güzel bir şekilde aşılamadıklarını; İslam’i bir terbiye ile terbiye etmedikleri için bu hale geldiklerini hiç mi hiç hatırlamaz/akıl etmezler mi?… Yaşadığımız şu kirli çağda, İslam beldelerinin içine düştükleri duruma bakıldığında: “Eğlence mekanları, gazino, par ve pavyon, gece kulüpleri, kumarhane ve umumhanelerin sayısı; nerdeyse sözde eğitim kurumlarıyla eş değer bir hale geldiklerigörülmektedir. Ah ki ne ah… İslam beldelerinde, Müslümanların çocukları, kimliklerini unutmuş vaziyette. İdeolojik kavgalar, politik sürtüşmeler, vatandaştan oy devşirme hesabı içinde olanların çocukları da; büyük paralarla zevk ve âlem partileri düzenlemekle keyif üstüne keyif çatmaktadırlar. Oyalanıp durun bakalım!

                Ve… Mevcut egemen sistemlerin vermiş olduğu maddi desteklerle, insanın şehvetine hitap eden ne kadar söz, laf ve lakırdı ustalığı varsa; hepsi birer birer bestelendikten sonra (!) genç dimağların istifadesine (!) sunulmaktadır. Peki, şehvet ve eğlence nakaratlarıyla büyüyen nesillerin; dünyaya nizam-ı âlem ve ikame-i adaleti tesis etmeleri mümkün olur mu? Düşünce ve yaşam tarzlarını oyun ve eğlenceler üzerine bina eden nesillerin/toplumların huzur bulmaları nasıl düşünülebilir? Kalın selamette.

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.

banner8

banner6