Yaşadığı beton yığınlarının arasından çıktı. Homo sapienslikten kurtulup homo erektusun kendisine bahşettiği iki ayak üzerine kalkmıştı. Öndeki iki uzvunu artık bir el gibi kullanabiliyordu. Ağzını açtı, geceden kalma boğazında biriken balgam, salya, tükürük, kusmuk gibi ne varsa hepsini kaldırımın üstüne bıraktı. Sonra bu el görevi gören uzvunu burnuna götürdü. Burun deliklerinden bir tanesini kapatıp olanca gücüyle diğer tarafa yüklendi. Burundaki sümük, mukus, müsin ne varsa onları da sokağın ortasına bıraktı. Aynı işlemi burnunun diğer tarafına yapıp, yoluna devam etti. Hatta bununla da yetinmedi, bir de kendi familyasından olduğunu düşündüğü yandaki bakkala selam verdi…

Yaşadığı beton yığınlarının arasında o kadar sıkılmışlardı ki, daha iyi bir habitat bulup temiz bir hava almayı umuyorlardı. Bu etkinliğin adı da piknik oluyordu. Kentin metrekareye neredeyse dört kişinin düştüğü mesire alanı denilen yere gittiler. Mangal dumanından kimsenin kimseyi görmediği bir yere güya dinlenmeye ve eğlenmeye gelmişlerdi. Eğlendikleri yerin üstünde kömür dumanından bir toz bulutu oluşmuştu. Piknik yaptıktan sonra mangal kömürlerini olduğu gibi bırakmaları yetmezmiş gibi, yediklerinden kalan çöp, artık vesaire ne varsa hepsini oraya bıraktılar….

Yaşadığı beton yığınlarının arasında kendi familyasından gelen neslin son temsilcisini yetiştirmek için çabalayan anne, yeni doğan çocuğunun kirli bezini büyük bir meziyetmiş gibi gelişi güzel pencereden sokağa attı. Sonra geceden kalan sofrasını da balkondan sarkıtıp güzelce bir temizledikten sonra hamaratmış gibi bir tebessüm yüzünde belirdi….

Daha sayısız örnekler… Bütün bunları eşrefi mahlûkat olarak yaratılan insanın yaptığını düşünüyorsanız yanılıyorsunuz. Bunlar farklı bir türün son örnekleri. İnsan suretindeler; ancak insan olabilmeyi başaramamışlar. Çevre bilinci diye bir şeyin farkında asla değiller ve yetiştirdikleri tür de onların yeni fraksiyonları olacak. Ağaç, ortak yaşam alanı, bitki, böcek, hayvanlar, bu çevre düşmanı olan türün düşmanları adeta. Beyinlerine yeterince oksijen gitmediği için, beynin çevre bilincine sahip olan lopları maalesef dumura uğramış. Acil rehabitile edilmeleri gerekiyor.

‘İnsan kendisinin farkına varırsa irfan hasıl olur, insan çevresinin farkına varırsa ilim hasıl olur’ diye bir söz vardır. Modern insan zaten Nirvana’ya varıp arındığı için kendi farkına varmasına gerek kalmıyor bu dönemde. Herkes bilgin, herkes bilge, herkes bilgiç! Ama insanın çevresinin farkına varması işte burası çok önemli. Çünkü bazı bilimlerin temeli, önemli keşifler bütün bunlar insanın çevre bilincinin farkına varmasıyla oluşmuştur. İnsanda çevre bilgisi ve bilinci olmasaydı dünyanın yeni güzellikleri bulunamazdı. Amerika kıtası keşfedilmezdi, Mars’a gitmek hayal bile edilemezdi. Batıdaki insanda çevre ve doğa bilinci gelişirken bizde tersi örnekler yaşanıyor. Bakalım bu umursamaz durum nerede duracak?

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.

banner8

banner6