Karanlık zamanlarda bile dünyayı dolaşan fikirler olmuştur. Bu fikirler de dünyayı ister istemez farklılaştırmıştır. Bu yüzden değişen dünyanın içerisinde bazen gerçekleri yazmak en zor olan şeydir. Bu anlamda, çoğu kavramı oturup yeniden düşünmek gerekir. Çünkü uzağımızda ve yakınımızda olup bitenler bizi yeniden düşünmeye zorluyor. Bir durumu yeniden düşünmek gündelik hayatımıza ve idrak ufkumuza yeni anlamlar kazandırıyor. Yeniden düşününce gerçekler daha da yerine oturuyor.

Bir düşünce ya da tek bir kişinin hakikat iddiası bile dikkate alınmaya ve özgürce ifade edilmeye değerdir. Başka bir deyişle, bir düşünce çoğunluk tarafından bugün yanlış kabul edilse bile, yarın bir başka çoğunluk tarafından yararlı görülebilir. O yüzden asıl mesele şu ki, bir düşüncenin yararlı olup olmadığını bugünden kestirmemiz mümkün değildir. Geçmişte bunun örnekleri çok olmuştur. Bir dönem mahkûm edilen, bastırılan, yok edilmeye çalışılan bir düşünce; başka bir yüzyılda baş tacı edilmiştir.

Sokrates, bilindiği gibi, Atina tanrılarını inkâr etmek, yeni bir tanrı yaratmak ve gençleri yoldan çıkarmak suçlarıyla idama mahkûma edildi. Kişiliği açısından bakıldığında nazik, ince düşünceli bir insan olarak bilinen Sokrates’in özellikle gençleri baştan çıkardığı suçlamasıyla karşı karşıya kalması çoğu insan için şaşırtıcıydı. Yunan dünyasında saygı gören, kendisinden sonra gelen filozofları derinden etkileyen ve kuvvetli bir felsefi geleneğin öncüsü olan bu filozof daha önce kendisine söylenildiğinde belki de gülüp geçeceği suçlamalarla karşı karşıya kalmıştır. Sokrates’in karısı “Haksız yere ölüyorsun demesi üzerine, “Yoksa sen ölümü hak etmemi mi isterdin?” diye karşılık verir. Aslında Sokrates’in ölümüyle birlikte öldürülmek, yok edilmek istenen onun düşüncesiydi. Fakat tarihsel arka planına dönüp bakıldığında insanlığın vicdanında her daim kazanan Sokrates olmuştur. Sokrates vicdanlarda yaşamakla da kalmamış, ayrıca Sokrates’in mezara gömülmek istenen düşüncesi üzerinde birçok medeniyetin gücü de filizlenmiştir. Onun düşüncesindeki insani değerler kendisinden sonraki Grek, Helen, Roma, İslam gibi birçok medeniyetin temel değerleri olmayı başarmıştır. Ayrıca tarihin kaydettiği en önemli savunmalardan birisi olan ve siyaset felsefesinin değerli yapıtlardan birine, Platon’un Soktrates’in Savunması kitabına ilham vermiştir.

Sonuç olarak, bugünümüzün, dünümüzden farklı olmasını istiyorsak ve idrak ufkumuzu daha da genişletme gayreti içerisindeysek o zaman düşünmeyi baş tacı edinmeliyiz. Bir olayı topyekun kavramak istiyorsak idrak ufkuna doğru bir yolculuğa çıkmamız şarttır. Bu noktada, okuduklarımız üzerinde derinlemesine tekrar tekrar düşünürsek ve zamana bırakırsak asıl o anda doğruyu yakalama peşine düşmüşüz demektir. Asıl duyacağımız en büyük mutluluk yaşanılan hayatı zamanın içerisine koyarak okumakla ve toplum olarak idrak ufkumuzu genişletmeyi başarabilmiş olmaktır.

 Umarız Öyle olur.

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.
Avatar
Misafir 3 ay önce

Sanırım yazar burada çoğunluk tarafından benimsenen düşünceler ve fikirlerin günün birinde yalan olacağını söylemek istiyor. Bu yüzden sürü psikolojisi ile hareket eden Urfa halkına bir mesaj vermek istiyor. :)