Adaletin olmadığı yerde/yerlerde, zulüm devreye girer ve insanlar birbirlerinin kurdu haline gelmeye başlarlar! Dolayısıyla insanların arasında, acıma ve merhamet duygusu günden güne kaybolmaya tutunca, ayrılıklar ve tefrika her yeri ifsat eder. Çünkü Adalet, herkese hak ettiğinin karşılığının verilmesi ve hiçbir ayırım yapılmadan insanlar arasında baş gösteren problemlerin adil bir şekilde hal edilmesidir.

                Tabi ki, bu salt manada fert ve toplumla ilgili bir mesele değil; daha önemlisi adaletin tesisi toplumu/devleti idare eden sorumluları ilgilendirmektedir. İdarecilerin adil davranmadıkları/hareket etmedikleri bir toplumun insanları da haliyle zulme ve meşru olmayan şeylere tevessül etmeye yeltenir ve toplumda emniyet yerine kaos ve korku hakim hale gelir, günümüzde olduğu gibi. Adalet mekanizmasının yara aldığı toplumlarda, huzur ve asayişin tesisi de mümkün olmamaktadır. İsterse her kapıya birer asker ve polis dikilse de,olumsuzlukların önüne geçilemez ve her çaba nafile kalır!

                Evet, Adalet her fert için, her canlı için gerekli ve elzem olan bir nimettir. Dünyayı ayakta tutanın Adalet, yıkanın da zulüm olduğu tek gerçek. İsterseniz Hz. Ömer (r.a)’in Hilafeti döneminde, Yemene Vali olarak tayin olunan Muaz bin Cebel (r.a) ’in; yemende üç yılda hayata geçirmiş olduğu icraatlarını, tarihin şehadetiyle bir kez daha hatırlayalım. Hatırlayalım ve hatırlatabilelim ki, belki bu gün, insanların idaresini üstelenmiş bulunanlar; kendilerine birer hisse kaparlar da, yeryüzü yeniden ıslah olur… Adalet kaim olur, zulüm yerle yeksan olur…

                Evet, Hz. Ömer (r.a) Hz. Muaz b. Cebel (r.a)’i Yemene vali tayin etmişti. Muaz bin Cebel (r.a) Valiliğinin ilk yılında yemen halkının Zekâtının üçte ikisini Hz. Ömer(r.a)’e gönderdi. Hz. Ömer (r.a) da; “ben sizleri insanların mallarını toplayıp ta bana gönderesiniz diye Vali tayin etmedim. Şüphesiz ki ben sizleri zenginlerden mallarının zekâtlarını alıp aynı bölgenin fakirlerine vermeniz için gönderdim. O bölgenin fakirleri zenginleşmeden bana hiçbir şey göndermeyin” dedi. Bunun üzerine Hz. Muaz bin Cebel (r.a) ona şu cevabı yazdı: “Benim buradaki fakir insanların ihtiyaçlarını karşılamadan sana bir şey gönderdiğimi mi zannediyorsun?”

                Muaz bin Cebel (r.a) birinci yıl zekâtın üçte birini, ikinci yıl zekâtın yarısını üçüncü yıl da zekâtın tamamını Hz. Ömer (r.a)’e gönderir. Çünkü Valiliğinin üçüncü yılında Yemen’de fakir insan kalmamıştı. İslam, onları zenginleştirdi. Yüce Allah onları kendi lütfuyla nimetlendirmişti böylece .” (Şehid Abdullah Azam/Tevbe suresi tefsiri sh:197) Evet, şimdi gelelim günümüzdeki idarecilerinin içinde bulundukları hal ve duruma. Yukardaki tarihi gerçek üzerinde uzun uzun düşünürsek, günümüzde neden yeryüzünün ıslah olmadığını, neden fitnenin kol gezdiğini, haramzadelerin neden bu kadar çoğaldığını daha iyi anlamış oluruz herhalde…

                Demek neymiş? Yeryüzünün ıslah olabilmesi, idarecilerin Adil olup Adalet mekanizmasını ayakta tutmalarına bağlıdır. Peki, düşünmek gerekmez mi? Acaba Hz. Muaz bin Cebel (r.a), daha yeni İslam beldesi olan Yemen’de, nasılbir idare ahlakı takip etti de üç yıl kısa bir zaman diliminde; Yemen de zekât alacak tek bir insan kalmayacak hale geldi? Bu sorunun cevabı: “Tek kelimeyle, herkese eşit mesafede yaklaşmak ve Adalet mekanizmasına halel getirmeden çalışmak!Böyle hareket edildiği takdirde, kim olursa olsun, yüce Allah herkese yaptıklarının karşılığını mutlaka verecektir… Evet, İslam dininin ön görüpemrettiği Adalet anlayışına bir bakın, bir de modern çağındemokratik düzenlerin düzeneklerine ve kâğıt üzerindeki adalet anlayışlarına bir bakmak gerek! Birincisi insana ve evrene hayat sunup diriltirken, ikincisiise tam tersine savaş ve ölümle, korku ve acılarla eziyet çektirmeyi içermektedir…

                Hafızalarımızı tazelemek açısından, 1991 yılını hatırlamakgerek! Hani ABD askerlerini Irak’a Adalet (!) getirsinler diye davet eden zavallılar vardı ya, aradan geçen yirmi dokuz yıla rağmen; hala ne vatanlarının yar altı ve yer üstü kaynaklarını, nede ırzlarının ismetini geri alabilmiş değiller. Çünkü,fertten topluma, toplumdan devlet kademelerine varıncaya kadar; kim ki Adalet ruhunu kaybederse, zulüm bir virüs gibi onların her yerini istila etmekle yiyip bitirir! Ve olduğu gibi. Evet, çünkü ABD demek savaş ve katliamlar demekti. ABD demek, zulüm, tecavüz, talan ve işgal demekti! Şimdi adil olmayan zalim ve zulüm düzenlerine özenen toplum ve devletlerin, bu gün çektikleri acı ve hali pür melallerine bir bakın da ne halde olduklarını görün… Hülasa-i kelam, yeryüzünün ıslahı; Adalet mekanizmasının kaim olmasına bağlıdır. Gerisi günden güne, artan acılarla can çekişmekten başka bir şey değildir. YAŞASIN KAİM OLAN ADALET! Selam ve dua ile.

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.