UA-89691712-1
Öne Çıkanlar sıckalık belediye meclis başkan vekili Toplu Taşıma 20 kişi

AİLE KURUMU KÜRESEL TEHDİT ALTINDA

    Toplumun yapıtaşı olan Aile Kurumu, tarih boyunca kutsiyeti, statüsü ve rolleri itibariyle toplumun temel kurumu halinde devam ede gelmiştir. Aile, temel toplumsal kurumlardan biridir. Aile, insanın içinde doğduğu ve ilk toplumsallaşma kurumlarından biridir. Bu toplumsal birim içinde insanlar, tamamen insani değerler içinde yüksek değerleri yaşar ve toplumla paylaşır. Yani denilebilir ki “eşrefi mahlûk” olan insanın şerefini ve yüksek değerini öğrendiği ve koruduğu bir kurumdur. Aile sosyolojisi açısından bakıldığı zaman; toplumsallaşma, tarihsel değerleri yeni nesillere taşıma, kültürel öğelerin pratik uygulama mekânı, siyasi ve fikri rollerin öğrenildiği kurum, ekonomi ve her türlü yeteneklerin öğrenildiği birincil kurumdur.

Tüm dinler ve sosyologlar, insan değerinin yüceltilmesi adına aile kurumunun her zaman korunması ve değer verilmesi gerekliliğinde hemfikirdirler.

Kısaca aile; topluma yeni nesiller katma, çocukların toplumsallaştırılması, çocukların sosyo-psikolojik gelişimini sağlaması, bireyleri ekonomik, sosyal, biyolojik, psikolojik işlevleri yerine getiren toplumsal ve temel bir kurumdur.

Tarih süreci içinde her ne kadar ailenin işlevleri değişiklik gösterse de aile kurumu temel görev ve sorumluluklarını asli bir şekilde yine de yerine getirmektedir. Tarihten günümüze aile kurumunun çeşitliliği yani kemiyeti her zaman farklılık göstermiştir. Büyük veya geniş aileden çekirdek aileye doğru hızla ilerlediğimiz bir kurum oluyor. Aile toplumun aynası niteliğindedir. Sosyolojik araştırmalar söz konusu olduğunda, bir sosyolog için toplumu analiz etmenin mükemmel bir inceleme sahasıdır.

Aile, çeşitli özellikleriyle vazgeçilmezliğini toplumda damgasını her zaman vurmaktadır. Aile, toplumun özelliklerini her yönüyle yansıttığı gibi, bireyin hak ve sorumluluklarını da öğretir.

Aile, kadın-erkek birlikteliğinin toplumca belli bir nikâh (yani sözleşme) akdiyle bir araya gelinerek toplumsal sözleşmenin ve mükemmel örneğin ide kabul edilmektedir.

Aile üyeleri arası dayanışma, eşler ve çocuklar arasındaki işbirliği ve hatta diğer akrabalık bağı ile bağlı olan fertler arasında da mükemmel bir organizasyon ve bir dizaynını meydana getirir.

Aile bireyleri arasındaki dayanışma ve kaynaşma, beraberinde insani değerleri de ortaya çıkarmaktadır: Birlik-beraberlik ruhu, dayanışma ve kaynaşma ruhu, eğitim ve öğretim gelişimi, beslenme ve kazanma becerisi, tehdit ve korkulara kalkan görevi, üzüntü ve kederde birlik ruhu, şefkat ve sevgide doruk noktası, merhamet ve aşk duygusunun geliştiği ortam vb. yüzlerce sayabileceğimiz insani değer öğreten bir yüce müessesedir.

Aile müessesesi, günümüz “VAHŞİ KAPİTALİZM” dini ve ruhu tarafından tehdit altındadır. Kapitalizmin ruhu; üret ve tüketmekten ibaret olduğu için bireyi tüm insani değerlerden sıyırması lazımdır. Birey veya özellikle kadın ne kadar özgürleşirse yani kadın ne kadar aile kurumunun dışına çıkarsa o kadar kar ve kazanç demektir. Vahşi kapitalizm için yüce ‘insani değerler’ hiç önemli değildir. Önemli olan maddi kazanım, üretimdir ve dünya sefahatidir. Son iki yüz yıldan bu yana “pozitif bilim, pozitif felsefe, pozitif hayat” vb insani değerle hiç uyuşmayan dayatmalar ve öğretilerle tüm insanlığın içi yani manevi değer boyutu yok edildi.

İnsanlık, bir madalyonun iki yüzü gibidir; ön- arkasıyla bir bütün olan madalyon gibi insan da yaşam alanının her boyutunda maddi ve manevi kültürel kod ve değerlerle yücelik kazanır. Yoksa tek maddi boyutuyla günümüz dünyasına insanlık yaşamı sunan “VAHŞİ KAPİTALİZM” hiçbir surette insanlığı kurtaramaz; aileyi batırmaktan başka bir işe de yaramaz!

“VAHŞİ KAPİTALİZM”, tek ve kör gözüyle ve tek maddi ayağıyla ancak dünya sefahatini çoğaltır ve “TOPLUMU İFSAT PROJELERİYLE” ilerleme sağlayabilir. Günümüz Müslüman dünyası ve özellikle Türkiye bu “vahşi kapitalizmin kıskacın da adeta bir presle; bir ifsat projesiyle karşı karşıyadır.

Küresel Vahşi Kapitalizm, artık Müslüman Ülkelerin toplumsal yapısı, manevi değerleriyle bütünleşen “AİLE YAPISINI” cebirle değil, “Demokrasi ve Kadın Erkek Eşitliği” adı altında aileyi ifsat etme ve ‘aile kurumunu yok etme zihniyetini’ her tarafta kanunlarla yaygınlaştırmak istiyor.

Dünya Kadın Merkezi ve Feminizmin dünyaya yayılmaya çalışıldığı GREVIO; Avrupa uyum yasası, 2012 tarihinde İstanbul Sözleşmesi adı altında bir ‘kanun hükmünde kararnameyle’ Türkiye’nin aile kurumuna yerleştirilen bir dinamittir:

Taraf devletler, Sözleşme kapsamındaki şiddet eylemlerinde arabuluculuk ve uzlaştırma da dâhil, zorunlu alternatif uyuşmazlık çözüm süreçlerini yasaklamak üzere, gerekli hukuki veya diğer önlemleri alacaklardır. Türkiye’deki tüm kurum ve STK’lar dâhil, her bir resmi veya gayri resmi kurum ve kuruluşlarda “Taraftır”

İstanbul Sözleşmesi 81 maddeden oluşmaktadır. Türkiye bu sözleşmeyi üstelik çekince koymadan imzalamıştır. Sözleşme hükümlerine uygun olarak 6284 sayılı kanun, 8 Mart Dünya Kadınlar Gününe denk getirilerek 2012 yılında yürürlüğe konulmuştur.

6284 SAYILI YASA, Anayasa 10.madde (pozitif ayrımcılık) ve İstanbul Sözleşmesi hukuki dayanak tutularak hazırlanmıştır. İstanbul sözleşmesinde açıklanan tavsiye ve tedbir talepleri 6284 sayılı yasada vücut bulmuştur. Hatta 6284 sayılı yasa İstanbul sözleşme hükümlerini dahi aşan orantısız tedbir ve cezalarla donatılmıştır. (Delil ve belge aranmaması, fiziksel, psikolojik, cinsel, toplumsal ve ekonomik şiddet, ısrarlı takip mağduru tanımları, uzlaşma ve arabuluculuk hükümlerinin uygulanmaması, 6 aya kadar evden uzaklaştırma ve tekrarında sürenin artırılması, tedbir ve hapis cezası... vd.)

Küresel tehdit altında olan Müslüman Türkiye için zehir nispetinde olduğu gerçeğini tescilleyen; 6284 yasası yada İstanbul Sözleşmesi adımların yanı sıra, aileyi ve kadın-erkek ilişkisini “beyan esastır” fitnesiyle karşı karşıya getirmiştir. Her türlü ahlaksızlığı normalize eden ve toplumun değerini hiçe sayarak bunun adına “toplumsal cinsiyette şiddet” ya da “ev içi şiddet” ve ya “toplumsal değerlerin kalıplaşmış rollerine de şiddet” denilerek “VAHŞİ KAPİTALİZM” küresel duvarlarını çoktan Türkiye üzerinde örmüştür.

Bir sosyolog gözüyle bakıldığında, 6284 Yasasının yansıması sonucu, günümüz Türkiye’sinde; türlü ahlaksızlıkların yaşandığı yapımları ekranlara taşıyan dizi ve filmler de aile kurumunu dejenere etti. ‘Kadın beyanı esastır’ fitnesi, kişi yerine kimse ile her türlü sapkın kişilikleri yasalaştırma, süresiz nafaka uygulaması, çocuk haczi garabeti ve 6284 sayılı kanun gibi yanlış hukuki düzenlemeler ise aile mefhumunun dağılması hususuna tuz biber ekmiştir. Ülkemizde son 10 yılda 2 milyona yakın boşanma vakası yaşandı. ‘Taciz ve tecavüz’ adı altında 8 bin evli erkek hapishanelerde yıllarca yatacak…

Müslüman Türkiye’nin son 6 yılı 6284 Yasasıyla aile yıkım yasası ve fitneyi tetikleyen bir toplumsal kangrene dönüşmüştür. Bu “Vahşi Kapitalizmin Küresel Tehdidi” tüm siyasi, mütedeyyin yazar ve sosyologlara mükemmel bir araştırma ve inceleme konusudur. Duyarlı olanlara duyurulur!

Sosyolog- Eğitimci  Abdulkadir GÖK

Anahtar Kelimeler:
YorumforumUrfaIpekyol
Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.
Avatar
Samet can 5 ay önce

Güzel düşünceler yazıp paylaşmışsın emeğine sağlık

Avatar
Alaattin Aslan 5 ay önce

Aile bitiyor. 6284 kadınların elinde değnek oldu. Iftiralardan mahkemelerden çıkamaz oldum.

Avatar
Fuat Kocakaplan 5 ay önce

Demokrasi ve kadın erkek eşitliğini ve bu doğrultudaki; kadını gelenksel, gerici,kaba kuvvete dayalı erken şiddetinden korumaya ilişkin devletin,sivil toplum örgütlerinin çaba ve ilgili tedbirleri VAHŞİ KAPİTALİZMİN MÜSLÜMAN TÜRKİYENİN AİLE YAPISINA SALDIRI olarak açıklamak,bana gòre kadına şiddetin serbestliği òzlemi içerisinde olma anlayışıdır.Bunu kabul etmek,savunmak 21.y.yilin demokrasi anlayışına,K.kerimin kadın erkek ilişkileri biçimine ve islam aile hukukuna da aykırıdîr.Fuat Kocakaplan-fels.öğretmeni

Avatar
Kerim Abdullah 5 ay önce

Bir fikrin doğruluğunu ölçmek için, uygulandığı yerin şartlarını görmek lazım. ABD feministlerin kazanımlar elde ettiği ve bahsedilen sözde eşitliğe kavuştuğu bir ülke. Kadınları erkeklere hiç ihtiyaçları olmadığına inandırdılar. Sonuc: ABD'de kimse aile kurmuyor, her 3 çocuktan 2sini bekar anneler doğuruyor, çocuklar hayatlarında baba figürü olmadan büyüyor. Bu kadınlar hem kariyerlerine hem çocuklarına aynı anda tek başlarına zaman ayırmayı başaramayıp depresyona giriyorlar, ABD'li erkekler ise zaten çökmüş, zavallı bir durumdalar. Hepsi okulda başarısız, hepsi işsiz. Ülke toplumsal olarak yerin dibine batmış durumda ve bunun ekonomik yansımaları yakında gün yüzüne çıkacak. Dediklerimden şüphe duyuyorsanız gidin araştırın, internet büyük nimet.

Eğer siz de ülkenizi bu şekilde, aile çekirdeğinden çökertilmiş olarak görmek istemiyorsanız, bu tehlikenin farkına varmanız ve feminist propagandaya pabuç bırakmamanız gerek.

Avatar
Ahmet 5 ay önce

Kadının İslam Aleminde Kğresl bir tehdit altında olduğunu neden anlaöıyoruz... Yavaş yavaş tehdit bize yöneliyor

Avatar
Bawer 5 ay önce

Günümüz dünyasının en tehlikeli silahı Kadın... 6284 yasadı ve getirdiği fitne..

Avatar
Mustafa 5 ay önce

Nafaka yüzünden evleniyoruz hayatımız zehir maşımízın yarıśı nafaka yarıśınída ayda dört gün çocuğunuzla birlikte görüşme olur kalan parayı da çocuğuna harca kira ver elektrik su telefon nasıl geçirirseniz geçin .bunu gören duyan yetkili yokmu acaba.

Avatar
Fuad 4 ay önce

Bunun en büyük açık göstergesi Şanlıurfa adliyesi.
3. AİLE MAHKEMESİ de kuruldu, şu an bu yasa yüzünden 1500 e yaklaştı boşanma vakaları