Öne Çıkanlar siyaset harran memur ürünlerini tanıttı siyasi

EĞİTİM SİSTEMİ EĞİTİYOR MU?

En genel anlamıyla eğitim, öğrencilerin belirli bir plan ve program dahilinde bilgi ve beceri kazandırılarak yetiştirme ve geliştirme süreci olarak tanımlanabilir. Bu tanıma binaen eğitim sistemimiz öğrencileri bugünkü hayata ve geleceğe hazırlıyor mu, diye sorsak bu soruya bakanlık yetkililerinin bile olumlu cevap vermesi çok zor görünüyor. Mevcut eğitim sisteminin en önemli karakteristiği "eğitmemesi"dir. PISA (Uluslararası Öğrenci Değerlendirme Programı) sonuçlarına göre Türkiye 35 OECD (Ekonomik Kalkınma Ve İşbirliği Örgütü) ülkeleri arasında matematik, fen bilimleri ve okumada sondan ikinci olurken, toplam 72 ülkenin ortalamasının son üçte birlik diliminde yer alıyor. Üniversitelerimizde de durum bundan çok farklı değil. Başarı sıralamasında ilk 400 üniversite arasına giremedik.

Mevcut eğitim sistemi eğitmemek ile birlikte ayni zamanda genç dimağları köreltiyor. Benimsenen eğitim politikası ile düşünmeyen, sorgulamayan, eleştirmeyen nesiller hedef edinilmiş. Bu politikanın sonucu olarak hazırlanan müfredatlar ile okullar, bilgiyi üretme amacıyla değil, bilgiyi transfer eden ezberci eğitimle eğitim vermektedir. Bu da öğrencilerin zekasından çok hafızasını önemli bir duruma düşürüyor. Böylece zeka yerinde saymakta veya gerilemekte, hafıza öne çıkmaktadır. Sonuç olarak bir hafıza kartı, harddisk ile aynı işi yapan beyinler haline getiriliyorlar.

Bu bağlamda sınav sistemi eğitimi ölçen değil, salt bilgiyi ölçen bir araç konumunda kalıyor. Eğitimi ölçme amaçlı sınavlar değil, sınava hazırlama amaçlı eğitim veriliyor. Adeta bir at yarışı gibi öğrencileri birbiriyle yarıştıran bir sınav sistemi... Bu yarış taa ilkokuldan başlıyor,  üniversiteden mezun olduktan sonrasında da devam ediyor. Ailenin tonlarca para döktüğü, türlü türlü fedakarlıklarla okuttuğu; öğrencinin de çocukluğundan, gençliğinden, eğlencesinden, zamanından, ve birçok şeyden vazgeçip de sürdürdüğü bu  yarışın sonucunda güzel bir gelecek elde etme garantisi de verilmiyor! Daha geçenlerde ülkenin Cumhurbaşkanı zaten açık açık: "Her öğrenci üniversiteyi bitirdiği zaman iş sahibi olacak diye bir şey yok." demişti.

Bu eğitim sisteminde körelmeye karşı direnen üretici beyinler peki ne yapmakta, tabiki göçmektedirler. Gelişmekte olan ülkelerde eğitimde yaşanan çarpıklığın en belirgin bir özelliği de bu beyin göçüdür. Her yıl binlerce insanın yurtdışına okumak için gitmesi, kariyerlerini yurtdışında sürdürmeleri ve yurtdışında bilgi, birikim, beceri ve yeteneklerini harcaması bu ülke için büyük bir kayıp olmaktadır.

Bilgi, fikir, icat, keşif yapması gereken genç dimağlar karma eğitim ile de adeta felç edilmektedir. Haftanın beş günü aynı ortamda olan kız ve erkek öğrenciler zamanla duygusal ilişki, kıskançlık, kriz, flört gibi eğitimi engelleyici süreçlerle de karşılaşmaktadırlar. Okulda başlayan sevgililik, parklarda ve kafelerde uygunsuz görüntülere dönüşmekte ve büyük ahlaki erozyona sebep olmaktadır. Karma eğitimin zararları bilimsel olarak da kanıtlanmasına karşın mevcut statükonun ısrarla devam ettirmesi eğitimin kalitesini düşürmek ile beraber ahlakında kalitesini bu şekilde düşürmektedir.

Eğitimi aksatan bir diğer unsur da sık değişen eğitim müfredatıdır. Eğitim sistemi yatağını bulmamış akarsu gibi hareket etmektedir. Öğretmenler ve okul idarecileri sık değişen müfredatı takip etmekten aciz kaldığı görülmektedir. Öğrenciler üzerine deneme tahtası gibi ABD, Japonya ve Avrupa'nın çeşitli ülkelerinin modelleri uygulandı. En son ise karar kılıcılar Finlandiya eğitim modelinde karar kılmışlar. Çivi tutmaz tahta misali bir de Finlandiya modeli çakılsın bakalım belki tutar anlayışı ile hareket eden yöneticiler de bu sistemin yetiştirdiği meyveleri değil mi?

Sonuç olarak bu eğitim sistemi ile yetiştirilen doktorla, öğretmenle, mühendisle veya başka meslek guruplarıyla dünyada rekabet etme şansınız çok düşüktür. Bu eğitimle yetişen öğrenciler toplumsal faydayı, ülkenin kalkınmasını değil, bireysel menfaati ve kendi kalkınmasını düşünür. Yine bu eğitim sisteminde yetişip yönetici olanlar toplumu, halkı değil, kendi cebini ve yandaşını kalkındırır. Bununla alakalı örnekleri görüyoruz maalesef.

Bütün bu olumsuzlukları bertaraf edip ümmete hayırlı nesiller yetiştirmek için laik kapitalist eğitim sisteminden vazgeçmeliyiz. Bilim ve medeniyet öncüsü, tarihe geçen mucit ve kaşifleri yetiştiren, düşünmeyi sorgulamayı ve üretimi esas alan İslami akliyeti ve nefsiyeti inşa eden İslami Eğitim Sistemi'ne geçmeliyiz. Bu sistem öğrencilere müslümanca düşünmelerini sağlayacak bir zihniyet ve müslümanca davranmalarını sağlayacak bir nefsiyet kazandıracaktır. Bu sayede sadece bireysel değil, toplumsal kalkınmayı da sağlayacak nesiller yetiştirebiliriz.

Amentüsü asırlarca dünyaya egemen olmuş bir toplumun Batı müsveddesi eğitim politikalarına ihtiyacı yoktur. Batı patentli eğitim politikaların bizi getirdiği durum ortadadır.

Daha fazla geç kalmadan İslam akidesini esas alan yeni nesillere İslami bir zihniyet ve nefsiyet ile İslami Şahsiyet kazandıran bir eğitim stratejisini takip etmenin zamanı çoktan gelmiştir.

Özelde ülkemizi ve genelde bütün Ümmeti ve hatta insanlığı sahili selamete çıkaracak olan İslâmi Eğitim politikasıdır.

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.
Avatar
Celil nuh Mazlum 2 ay önce

Allah razı olsun hocam. Eğitim bir toplumun siğortasıdır. Eğitim buzuk olunca nesil bozulur nesil bozulunca toplum bozulur. Bu sebeple makale gerçekten yerli yerince yazılmış. Allah razı olsun...

Avatar
Murat kızılgöl 2 ay önce

Öncelikle Allah razı olsun yazıyı kaleme alan kardeşten maalesef ki öyle eğitim sistemi başlı başına bir problem bu problemi aşamayan bu toplum kalkınmış bir ümmeti nasıl gerçekleştitecel

banner8

banner6