Öne Çıkanlar göbeklitepe belediye ağustos ayı Şanlıurfa Güvenlik Görevliler

Feminizm Müslüman Kadınların Ruhunda!

Günümüz Türkiyesinde müslüman/mütedeyyin kadın/aile hayatında; toplumda cinsiyet eşitliği,ömür boyu nafaka, mahremsiz hayatı peşkeş çeken medyanın tahakkümü, kariyet rakabeti,dünya safahati, Avurupa özentisi,Kapitalizmin kadını "büyük lokma" haline getirmesi vb. nedenlerden dolayı çok kötü değişim ve toplumsal çözülme görülmektedir.
Saymış olduğumuz nedenler ve daha da Kapitalizmin kıskacına girmiş Alemi İslam ve özelde de "Kadın büyük bir hedeftir". Avrupa'nın ele geçiremediği İslam dünyasını içerden Aile Kurumunu ve özelde "Kadın" kesimini hedef tahtası haline getirerek;"kadının özgürleştirilmesi,kadının bedeni kendisine aittir, istediği gibi kullanır, kadın aile kurumunun kölesi olamaz, doğurmaz...vb.Toplumsal tüm değerleri kadın için bir baskı aracı olarak kullanarak "ifsat projelerine" büyük bir hızla ilerlemektedir.
Avrupa'nın dayattığı bir çok sözleşmelerle Aile Kurumu ve de kadın kesimin dejenarasyonu hızla sağlanmaktadır. İslam Alemin ve Anadolu halklarının gen yapısına uymayan anlayış ve fikirler aile kurumunu bitirme noktasına gitirmiştir. 2018 yılında boşanmalar 150 bini buldu. Her beş aileden biri boşanıyor!
Evlenme oranları düşerken, boşanma hızında rekor düzeyde artış olduğu görülmektedir. Türkiye'de son 10 yılda evlenen çift sayısı 6 mil. boşanan çift sayısı 1 milyon 218 bin 458 kaydedilmiştir. Boşanan çiftlerin saysı 2017 de 128 bin, 2018 de 150 bin boşanmanın olduğunu görüyoruz.
Boşanmaları cazip hale getiren nedenler; Süresiz nafaka, takıların kadına ait olması, yüksek tazminatlar, çocuk velayetinin kadına verilmesi vb. Boşanmaların önünü açtığı gibiyeni kurulacak aileler için de olumsuz etkiler doğurmakta"
Avrupa müktesebatına uyum çerçevesinde yapılan düzenlemelerin aile yapısını bozduğunu ve büyük sorunlara neden olduğunu net görebiliriz.(6284 yasası aileyi koruma yasası)!
1945 sonrasında ihdas edilen 1979 da yürürliğe giren CEDAW❗ Nüfus Programı, Gelişme Hedefleri gibi normlar din, örf ve adet kuralları ile çelişkiler içermekte ve bu hem toplum hem de toplumun temeli AİLE KURUMU için tehlikeler oluşturmaktadır. 6284 yasası ve diğer ismi İstanbul Sözleşmesi de 42. Maddesinde toplumsal tüm değerlerin kadın için kalıplaşmış birer engeldir. Bunların herbiri "toplumsal şiddeti getiriyor" yasayla teminat altına alarak toplumda ifsat projesi ve erkek içinde bir cinnet vakası sonucunu doğurmaktadır.
Mor Çatı’nın kurucularından feminist Av.Canan Arın 01.12.2018 tarihli Cumhuriyet Gazetesine verdiği röportajda;
“Feminist mücadeleye nasıl başladınız? ”sorusuna“... Evlerde bilinç yükseltme toplantılarına başladık.Kadın ve erkeğin resmen eşit olmadığını o zaman gördüm. Sonra Medeni Kanun ve Ceza Kanununun değiştirilmesini istemeye başladık ve sonunda değiştirttik. Kadının ikametgâhı, soyadı, mal ayrılığı rejimi, kadının çalışmasının kocasının izne bağlı olması, zina, namus adına işlenen cinayetler, cinsel saldırı... Evlilik içinde tecavüz suç sayılmıyordu mesela. Nasıl olur da kadın kocasına hayır diyebilir? Bütün bunlar kadınların çok ciddi çabasıyla, kadınlar lehine değişti” özetle alıntı yaptığımız ifadelerde bulunmuştur.
Son 16 yılda başta yeni Medeni kanun, 5237 sayılı yeni Ceza Kanunu ilgili maddeleri, 2010 yılında, referandumla kabul edilen -Anayasa(m.10)- pozitif ayrımcılık ilkesi ve final olarak İstanbul Sözleşmesi/ 6284 sayılı yasa feministlerin istedikleri ve sonunda değiştirttik dedikleri yasalardır.
Türkiye, Avrupa Konseyi (İstanbul) Sözleşmesi’ni 11.05.2011 tarihinde imzalamış ve 14.03.2014’de onaylamıştır.
İstanbul Sözleşmesi 81 maddeden oluşmaktadır. Türkiye bu sözleşmeyi üstelik çekince koymadan imzalamıştır. Sözleşme hükümlerine uygun olarak 6284 sayılı kanun, 8 Mart Dünya Kadınlar Gününe denk getirilerek 2012 yılında yürürlüğe konulmuştur. Bu yasa, dünyada sadece Türkiye'de uygulanmaktadır, Rusya bu yasayı kaldırdı❗
6284SAYILIYASA, Anayasa 10. madde (pozitif ayrımcılık) ve İstanbul Sözleşmesi hukuki dayanak tutularak hazırlanmıştır. İstanbul sözleşmesinde açıklanan tavsiye ve tedbir talepleri 6284 sayılı yasada vücut bulmuştur. Hatta 6284 sayılı yasa İstanbul sözleşme hükümlerini dahi aşan orantısız tedbir ve cezalarla donatılmıştır. Bu yasa ile her türlü şiddete delil ve belge aranmaması, psikolojik ve cinsel, fiziksel ve ekonomik şiddet adı altında adeta kadına ilahlık peyda edildi.
İstanbul Sözleşme’nin uygulanmasının değerlendirilmesiyle ilgili GREVIO (Dünya Feminist Kadın Merkezi) üyeleri ve ülke ziyareti heyetlerinin diğer üyeleri tarafından taşınan belgelerin, GREVIO’nun faaliyetiyle ilgili olduğu sürece, dokunulmazlıkları ihlal edilemez. GREVIO’nun resmi yazışmalarıyla veya GREVIO üyelerinin ve ülke ziyareti heyetlerinin diğer üyelerinin resmi haberleşmeleri hiçbir engelleme veya sansüre tabi tutulamaz.
GREVIO ve ülke ziyareti heyetlerinin diğer üyeleri için tam bir konuşma özgürlüğü ve görevlerinin yerine getirilmesinde tam bir bağımsızlık temin etmek amacıyla, söz konusu kişilerin görevleri sona ermiş olsa dahi, görevlerinin ifşası sırasındaki sözlü ve yazılı ifadeleri ve her türlü fiilleri bakımından yasal işlemlerden muaf tutulurlar.
İşte tüm bu gelişmelerden hareketle toplumun sosyolojik yapısı, aile kurumunun sosyolojik yapısı ve de kadının toplumdaki yeri ve konumu nerden nereye getirildiğini iyi anlamak lazım.
Bu sosyal çözülmenin merkezinde olan aile/kadına bakış açısının içinde mütedeyyin/müslüman kadınlarında sürece dahil olmaları ilginçtir❗
Müslüman kadınlar, özelde aile/kadını korumaya çalışması gerekirken tam tersi FEMİNİST kadın örgütlerin paralelinde düşünce ve fikir üretmeye başladılar❗
Müslümanların geneli ve özelde müslüman kadınlar; Toplumsal çözülme de aile kurumunu ve de kadının kutsal seviyesini Kapitalizmin büyük lokması haline getirildiğinin farkında değildir. 
Artık Kapitalizmin Feminizim adı altında geliştirdiğif" kadına sınırsız özgürlük" ve her türlü değere karşı çıkma ANARŞİZİM hareketi; mütedeyyin/müslüman kadınlarada sirayet etmeye başlamıştır❗
Tarihte ANARŞİZMİN çıkış noktası ve yayılma fikir alanı SOSYALİZM'idi ama günümüz dünyasında kılıf değiştirerek artık KAPİTALİZMİN FEMİNİST KADIN HAREKETLERİgörünümüyle ANARŞİZİM dünyaya yayılmaktadır.
Bu küresel gelişme ve aile/kadının zorunlu değişimi müslümanları tedirgin etmesi gerekirken malesef müslüman/mütedeyyin Kadınlar, FEMİNİZİM ANARŞİSİNİN furyasına kapılarak kendi iman değerini de tehlikeye sokmaktadır. 
Bazı mütedeyyin Kadın Örgütleri"Avrupa Fonlarından" faydalanarak; Anarşist Feminizmin değirmenine su taşımaktadırlar.
Kadın ve Aile Kurumu üzerindeki Anarşist Feminist baskı ve gelişmeler Müslümanın iman/fikir dünyasına hiç de iyi bir alamet göstermiyor❗
Uluslararası Anarşist Feminizimin fikirsel-hareketleri, sosyolojik anlamda bize bir öngürü ile gösteriyor ki; artık müslüman/mütedeyyin Kadınların ruhunda!!!
SOSYOLOG-EĞİTİMCİ ABDULKADİR GÖK

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.