Öne Çıkanlar belediye Başkanlık VERDİ balıklıgöl AKSAK

‘SÜRESİZ NAFAKA’NIN TOPLUMDA OLUŞTURDUĞU SOSYOLOJİK TAHRİPLER

SÜRESİZ NAFAKA’NIN TOPLUMDA OLUŞTURDUĞU SOSYOLOJİK TAHRİPLER

Aile müessesinin kutsiyetini ve tarihsel değerinin varlığı herkesin kabulüdür. Günümüz modern dünyasının yeni hayat şartları her ne kadar kurumların rollerinde değişiklik gösterse de Sosyoloji bilimi açısından 5 temel kurum vardır:

1-Aile Kurumu

2-Eğitim Kurumu

3-Ekonomi Kurumu

4-Din Kurumu

5-Siyaset ya da Devlet Kurumudur.

Bu kurumlar sosyal yapının temel yapı taşlarıdır. Bunlar olmadan toplum da varlığını sürdüremez. Bir toplumun sosyolojisini bilmek 5 temel kurumunu bilmekten geçer. Her araştırmacı veya her sosyal bilim araştırmacısı 5 temel kurumun sosyolojik temel özelliklerini bilmesi gerekir.

Günümüz modern toplumsal yapılar, büyük bir hız ve değişim sürecini yaşamaktadırlar. Hızlı değişimleri olumlu değişimlere evirilebilmesi için yasal ve hukuksal önlem ve çözümler üretilmelidir. Yoksa hiçbir toplum gelişi güzel gelişme sağlayamaz ve sağlıklı bir toplum da olması beklenemez.

Günümüz Türkiye'sinde birçok kurumunda hızlı değişmeler yaşanmaktadır. Bu kurumların başını çeken AİLE KURUMU'dur. 

Tarih sürecinde her ne kadar ailenin işlevleri değişiklik gösterse de aile kurumu temel görev ve sorumluluklarını asli bir şekilde yine de yerine getirmektedir. Tarihten günümüze aile kurumunun çeşitliliği yani kemiyeti her zaman farklılık göstermiştir. Büyük veya geniş aileden çekirdek aileye doğru hızla ilerleyen bir kurum oluyor. Aile toplumun aynası niteliğindedir. Sosyolojik araştırmalar söz konusu olduğunda, bir sosyolog için toplumu analiz etmenin mükemmel bir inceleme sahasıdır.

Ailenin sosyolojik yapısı hızla değişmektedir. Bu değişim çözülme noktalarına gelmesi beraberinde toplumsal felaketleri de getirir. Çözülme beraberinde çöküntüyü ya da toplumsal şoku da getirir ki; bu da toplumun milliliğinden ve özünden uzaklaşmasıdır.

Aile, bireyleri arasındaki dayanışma ve kaynaşma, beraberinde insani değerleri de ortaya çıkarmaktadır: Birlik-beraberlik ruhu, dayanışma ve kaynaşma ruhu, eğitim ve öğretim gelişimi, beslenme ve kazanma becerisi, tehdit ve korkulara kalkan görevi, üzüntü ve kederde birlik ruhu, şefkat ve sevgide doruk noktası, merhamet ve aşk duygusunun geliştiği ortam vb. yüzlerce sayabileceğimiz insani değer öğreten bir yüce müessesedir.

Aile kurumunun modern dünyanın karşısında neden zayıflandığını ve de neden çökme noktasına geldiğini sosyolojik bir bakış açısıyla ve de sosyolojik bir tahlille ifade etmek lazım. Ailenin zayıflandığı birçok yönü vardır ama günümüzde aileyi birden çökerten ve beraberinde onlarca toplumsal sorunları getiren bir konu var ki bunun adı; BOŞANMADIR.

Günümüz Türkiye'sinde boşanmalar hızla artmaktadır. TİÜK raporuna göre 2018 yılında boşanmaların oranı 142 bindir. Bu rakam Türkiye şartlarında korkutucudur! Boşanmalar beraberinde bir dizi toplumsal ve bireysel sorunları getirmektedir. Aile bireylerini, akrabaları ve çocukları olumsuz etkilediği gibi adli kurumunu da ciddi anlamda etkilemektedir.

Boşanama davarında son 10 yılda 500 bin Nafaka ile ilgili dava açılmış!

Bu da adliyeyi ve de adaletin tesisini ciddi bir şekilde olumsuz etkilemektedir.

Peki; neden bu kadar boşanmalar oluşmakta ve neden bu kadar nafaka davaları hızla artmaktadır. Bir sosyolojik tahlil ve objektif gözlemle bu meselenin özüne girmek lazım.

Evlilik azaldı, boşanmalar arttı! Türkiye İstatistik Kurumunun (TİÜK) 2005 verilerine göre evlilik sayısı yılda 641 bin iken, 2018 yılında ise bu rakam 553 bine düşmüştür. Boşanmalarda 95 binden 143 bine çıkmıştır. Son üç yılın verilerine göre 598 binden 553 bine düşmüştür. Boşanmalar ise 126 binden 143 bine çıkmıştır. Boşanma ve evlilik arasındaki oransal değişim toplumda hızlı bir değişim ve dönüşümün habercisidir.

Toplumsal hızlı değişimler kontrollü ve bilinçli olmadığı zaman beraberinde "Toplumsal Çözülme" veya "Toplumsal Değerlerde Dejenerasyon"u da getirir...

Boşanmaların başlıca nedenlerinin arasında modern ve çağdaş hayatın getirdiği bireysellik anlayışıdır. Bununla birlikte son dönemlerde çıkarılan Türk Medeni Kanunu'ndaki yasalarda "Kadına pozitif ayrımcılık" adı altında feminist derneklerin ve medyanın kadını boşanmaya teşvik etmesiyle tanık oluyoruz.

Yargının ikinci ayağı olan boşanmalara bakan avukatlarda fahiş bir rant-gelir elde etmeleri kadını adeta boşanmaya teşvik eden bir kurum haline gelmiştir.

Boşanmalara teşvik eden diğer önemli etkenler: Mal paylaşımı, altın takıların kadına ait olması, çocuğun velayeti sorgusuzca kadına verilmesi,"Kadının Beyanı Esastır." ile maddi ve manevi tazminatların yüklü bir şekilde erkeğe yüklenmesi… vb.

Boşanma sebeplerinin en önemli etkenlerinden ve üzerinde "Sosyolojik araştırma"nın yapılması gereken “Tedbir nafakası” ve dava sonrasında "Süresiz yoksulluk nafakası" hükmüdür. TMK'nın "Süresiz Yoksulluk Nafakası" hükmünü uygulaması kadın için cezp edici ve kaçınılmaz bir fırsattır. Aynı zamanda "Süresiz Yoksulluk Nafakası İsteyebilir" hükmü kadın için en büyük güvence oluşturmaktadır. Süresiz nafakaya binaen kadın, boşanmayı çok rahatlıkla göze alabiliyor.

Boşanmanın sosyolojik alt nedenlerinin en önemli sebepleri "Kadının Süresiz Nafaka İstemesi" denilebilir.

Boşanma davalarına devlet çok müdahil olduğu için; uzun yılları aldığı ve bazen 5-8 yılı bulduğu için ve de süresiz nafaka her ay ödenmesi gereken zorunlu bir ödeme olduğu için; boşanmalar özellikle erkeğin hayatını maddi ve manevi anlamda mahvetmektedir.

Boşanmada çocuk varsa ki; çocuğun velayeti tek taraflı genelde kadına sorgusuzca verilmektedir. Bir erkeğin çocukla kişisel ilişkinin kurulması ayda sadece 2 güne indirgenmesi ve çoğu zaman boşanmalar kadın-erkek arasında bitmeyen bir savaş halini almasından dolayı; çocuk icra ile görülüyor. Bu durum beraberinde bir insanlık suçu işlenmekle birlikte çocuğun "psiko-sosyal" ve "sosyo_kültürel" gelişmesinin önünde büyük engel teşkil etmektedir.

Boşanma davalarının sosyolojik alt yapısını iyi bir araştırma ve gözlemleme yöntemi ile “Süresiz Nafaka”nın toplumsal sorunlara neden olduğu ve aynı zamanda boşanmaları tetiklediği gerçeği ortaya çıkar.

Süresiz Nafaka Boşanmayı Bitirmiyor: Yabancılaşmış kadın­-erkek arasındaki bağı olumsuz anlamda daha çok etkiliyor. Kadın-erkeğin boşanmayla yabancı gibi durması gerekirken; ilişkiler daha da içinden çıkılmaz bir hal alıyor. Birçok faciaya neden olduğu gibi; ikinci eş ve çocukları da maddi ve manevi yönden olumsuz etkilemektedir.

Modern çağın hızlı gelişimine karşı sosyal hukuk devleti acilen artan boşanmalara karşı önleyici tedbirler ve yasaların çıkarılması gerekir. Toplumda var olan aile kurumunu, sosyal ve hukuk devleti kanun ve yasalarla güvence altına alması gerekir.

Günümüz Feminist Kadın Örgütleri, rant peşinde koşan avukatlar ve boşanma nedeni olan süresiz nafakanın süreli ve kriterli olmasına en çok karşı çıkan kesimdir.

Boşanmayı tetikleyici ve cezp edici hale getiren kanun ve yasaları sosyal hukuk devleti tarafından acilen bir dizi düzenleme getirmesi elzemdir!

Eğer önlem alınmazsa; önümüzdeki 5-10 yılda ailenin temel kurum olmaktan çıkıp İskandinav ülkelerinde olduğu gibi evlilik dışı doğan çocukların oranı %70 seviyesine ulaşır bir toplum olmaya geliriz ki; bu da aile ve toplum sosyolojisi açısından toplumsal bir felakettir!

Sosyolog-Eğitimci: Abdulkadir GÖK

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.
Avatar
Ahmet.. 9 ay önce

süresiznafaka bulaşıcı hastalık gibi arkasında hastalığıbırakır:
Süresiz Nafaka Boşanmayı Bitirmiyor: Yabancılaşmış kadın­-erkek arasındaki bağı olumsuz anlamda daha çok etkiliyor

Avatar
Hasan asalan 9 ay önce

İÜK raporuna göre 2018 yılında boşanmaların oranı 142 bindir. Çok rakam. yılda 142 bin boşanma haaa. Aile nereye gidiyor

Avatar
İhsan 9 ay önce

bu milleti ne hale getirdiler. Aile para kurumu ve sektörü haline geldi

Avatar
zubeyde 9 ay önce

Bu yazı gerçekleri yansıtmaktan çook uzak boşanmış bitinin intikam duygularıyla yazılmış bir yazıya benziyor ZİRA 30-40 YIL EVLİ KALMIŞ ERKEĞİNİN HERTÜRLÜ SIKINTISINA GÖĞÜS GERMİŞ BİR KADININ BU YAŞINDA ORTADA KALDIĞINI NASIL GEÇİNECEĞİNİ DE DÜŞÜNÜN ADAMIN TÜM KÖTÜ GÜNLERİNİ GEÇİRMİŞ MAL MÜLK ÇOCUK SAHİBİ YAPMIŞ SONRA ADAM KIZI YAŞINDA BİRİNİ BULMUŞ BIRAKMIŞ AYRICA AVUKATLAR İÇİN YAZDIKLARINIZDA ÇOK ÇİRKİN BEN ÖZELLİKLE BARIŞTIRMAYA ÇALIŞIYORUM AMA KIRILMIŞ BARDAK YAPIŞTIRILSADA SU TUTMUYOR

Avatar
Fuad 9 ay önce

Çok mükemmel ve de hakikatli bir yazı.
Yaşayan bilir!!!
Tebrikler

banner8

banner6