Korona salgın hastalığından dolayı evlere kapanmak zorunda kaldık. Birbirimizden, en yakın akrabalarımızdan, hatta çocuklarımızdan uzak kaldık. Hepimiz cezaevindeki mahkumlar misali, tecridin biteceği, yakınlarımıza birbirimize hasretle kavuşacağımız günleri sayar olduk. Hayat neredeyse durma noktasına geldi. Bu durum bize, hijyen ve temizliğin önemini bir kez daha gösterdi.

 İnsanın yaşaması için "sağlıklı" bir şekilde beslenmeye, bunun  için de sağlıklı gıdalara ihtiyacı vardır. Daha açık bir deyişle insanın diğer canlılardan farklı olarak beslenmesinde temizliğe ihtiyaç vardır. Yiyecek içecekte sağlığa uygunluk çok önemlidir. Gıda maddelerinin insan sağlığını tehdit edebilecek her türlü etkenden uzaklaştırılması ve temizlenmesi dinimizin en önemli emirlerindendir. Yüce Allah “Size rızık olarak verdiklerimizin temiz olanlarından yiyiniz”(Taha-81)  şeklindeki beyanı ile insan beslenmesinin temizliğine vurgu yapmıştır. Kemal Özer Müslüman’ın Diyeti adlı eserinde şöyle diyor: ”İnsan sağlığının en belirleyici yeri mutfaktır. Mutfak öylesine önemlidir ki, aynı zamanda Müslüman kalmanın da şartlarından biridir.”(Müslüman’ın Diyeti- s:10)

 İslam inancında temizlik, imanın yarısı olarak kabul edilir. Bu durumda temizliğe önem vermeyen kişi, ne kadar uğraşırsa da imanının yarısı eksik kalır anlamı çıkmaktadır. "Temizlik imandan gelir" derken "iman" kelimesinin neden vurgulu söylenmesi gerektiğini düşünmemiz gerekir.

Salgın hastalığın Gıda maddeleri aracılığı ile yayılabildiği de önemli ve dikkate alınması gereken bir durumdur. Bulaşıcı hastalığı olan bir kişi bir gıda maddesine temas ettiğinde, bir başka sağlıklı kişinin de bu gıda maddesini tüketmesi ile aynı hastalığa maruz kalması kaçınılmaz olmaktadır. Sadece temas etmesi bile, yada bardak, kaşık, çatal gibi bir yiyecek ve içecek materyalini kullandıktan sonra detaylı olarak temizlenmediği takdirde hastalığın yayılması kaçınılmaz olur. Hijyen bu durumun olmaması için tedbir alınması anlamına da gelmektedir. Daha açık bir deyişle yüzeysel değil derinlemesine temizlemek anlamına gelir. Yüzeysel  temizlik  ile sadece" temizmiş gibi görüntü" vermekten başka bir amaç olamaz. Mesela, pazarda tezgahlarda duran ve  pırıl pırıl görünen turp,marul, havuç ve diğer sebzelerin gerçekte pırıl pırıl olmadığını biliyoruz. Zira tezgahın arkasında duran ve bu "prıl pırıl" görünen sebzelerin yıkandığı su dolu leğenlerdeki "suyun rengini" sanıyorum anlatmama gerek yoktur.

Birçok lokanta, pastane, fırın, ciğerci, kebapçı gibi iş yerlerine girildiğinde son derece temiz, albenili, cafcaflı olarak görünmesine rağmen salonların arka planındaki mutfakların, imalathanelerin içler acısı bir halde bulunması kabul edilebilecek bir durum değildir. Bu durum ister istemez aklıma şu fıkrayı getiriyor.

Adamın biri tanımadığı bir köye gider. Uzun bir süre köyün içinde dolaşan adamı kimse misafir etmek için buyur etmeyince, bir duvarın dibine oturup soluklanmaya çalışır. Oturduğu yerin karşısındaki evin penceresi açılır ve küçük bir kız çocuğu görülür.

Kız çocuğu yabancı adama seslenir:

-Amca ne yapıyorsun orda?

Adam bir süre çocuğa bakar ve cevap verir:

-Kızım dinleniyorum. Buraların yabancısıyım. Biraz yoruldum da.

Çocuk :

-Amca yorulduğuna göre karnın da açtır. Sana yiyecek bir şeyler getireyim mi?

Bunun üzerine gerçekten de iyiden iyiye acıktığını hisseden adam yemek teklifini kabul eder ve çocuğun getireceği yiyecekleri merakla beklemeye başlar. Biraz sonra çocuk elinde bir parça ekmek ve bir tas pekmezle gelir. Adama uzatır.  Adam acıkmış olmasının verdiği acelecilik ile de bir çırpıda pekmezi yer ve bitirir. Adamın iştahlı yemesini karşısında çocuk sorar:

-Amca doymadıysan sana biraz daha pekmez getirebilirim.

Adam buna da hayır demez. Çocuk eve girer ve bir tas dolusu pekmez daha getirir. Adam iştahla onu da yer. Çocuğun tekrar getireyim teklifi karşısında

-Kızım sizin pekmeziniz çok galiba. Der.

Çocuk:

-Hayır,  pekmezimiz çok değil de annem bu pekmezi dökecekti zaten. İçinde fare ölmüştü de…

Bu cevap karşısında iyiden iyiye şaşıran adam gayrı ihtiyari ayağa kalkar ve pekmez tasını çocuğa fırlatır. Tas az ötedeki taşa çarpar ve kırılır. Bunun üzerine adamdan biraz uzaklaşan çocuk:

-Amca pekmezi yedin bitirdin. Köpeğimizin su tasını neden kırdın?

...............................

Gıda maddelerinin imalatında Hijyen konusunda gösterilmesi gereken titizlik, tüketirken de tüketmek üzere satın alırken de gösterilmelidir. Ekmeği satın alan kişi, ekmeği yapan fırıncının temiz olmasını sıhhî şartlarda imal etmesini beklediği gibi kendisinin de bu durumda başkasının sağlığını gözetmesi gerekir. Hz. Muhammed (A.S) ın Kendin için istediğini başkaları için de iste” emirlerini unutmamak gerekir.

İnsanların temiz yiyecek üreterek helal kazanç içinde olabileceklerine veya bir başka deyişle “ekmeğini helal edebileceklerine” inanıyorum.

Bu korona belasını başımızdan def' etmesini yüce Allah'tan niyaz ediyorum...

Afiyette kalın

[email protected]

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.