Geçen gün bir arkadaşımızın yakını olan bir hanım, kocasının kendisine şiddet uyguladığını, namaz kılmadığını ve içki içtiğini, kendisinin de buna engel olamadığını söyleyerek bunun karşısında ne yapmak gerektiğini, boşanmanın dinen uygun olup olmayacağını sordu. Kocasından buna benzer şekilde dert yanan hanımlar ne yazık ki az değildir. Yasalar ve devlet marifetiyle yapılan bütün çabalara rağmen kadına şiddet önlenemiyor, çağımızda en büyük musibetlerden biri olmayı sürdürüyor. Kadın cinayetlerinin ardı arkası kesilmiyor.

Yaratılış itibariyle erkek kadından daha güçlü kılınmıştır; ancak bu güç Allah’ın emaneti olarak aldığı eşini tehlikelerden korumak için verilmiştir. Sözlerinde durmayan, sadece erkeklik gururuyla oyalanan ve Rabbinin hiçbir emrine itaat etmeyen bir kısım erkekler, kadından itaat beklemektedirler. Cesaret ve gücünü tehdit ve tehlikelere karşı değil, zayıf, güçsüz ve korunmaya muhtaç eşine karşı kullanmaktan utanmıyorlar. Elbette Mahkeme-i Kübra’da bunun hesabı çetin olacaktır.

Ne yapması gerektiğini soran hanım kardeşimize sabretmesini ve yalnızca çocuklarını iyi yetiştirmeye odaklanmasını tavsiye ettim. Eğer çocukları olmamışsa, namaz kılmayan, içki içen ve eşine şiddet uygulamaktan da çekinmeyen zalim bir kocaya tahammül etmeyip ayrılmak daha uygun olabilir. Ama eğer çocuk varsa, çocuğunun selameti için anne şefkati her türlü musibete katlanabilir güçtedir. Çocukları olan bir karı-kocanın boşanması asla uygun değildir. Çocukların yetişme süreci ve selameti açısından daha büyük sorunlara yol açar. Hiçbir musibet, baskı ve zulüm, çocuğu elinden alınmış bir annenin yaşadığı azaptan daha şiddetli değildir. Eşinden boşanıp çocuğu elinden alındıktan sonra ruhsal hastalıklardan kurtulan kadın yoktur. Bu ve buna benzer birçok hikmete binaen hadis-i şerifte, boşanma “Allah’ın en sevmediği helal” olarak nitelendirilmiştir. (Ebu Davud, Talak, 3.)

Kişinin eşi hatta çocuklarından bazısı kendisine karşı düşmanca bir tutum içine girebilir. Kur’an-ı Kerim, böyle bir durumda bulunan müminlere, korunmakla birlikte affedici ve hoşgörülü olmayı tavsiye etmektedir:

“Ey iman edenler! Eşlerinizden ve çocuklarınızdan size düşman olanlar vardır; onlardan sakının. Fakat affeder, hoş görür ve kusurlarını örterseniz, hiç şüphe yok ki Allah da çok bağışlayıcı, çok merhamet edicidir.” (Teğabün, 14)

Kocasından zulüm gören mümin hanım, çocuklarının geleceğini düşünüp sabır gücünü sonuna kadar kullanmalıdır. Zalim olan koca, çocuklarıyla da ilgilenmez, onlara da zulmeder. Çocukların yetiştirilmesini, eğitim ve terbiyesini yalnızca anne yüklenmiş olur. Bu durum zor olsa da annenin çocukları kendi istediği tarzda yetiştirmesinde bir avantajdır. Çocuklar büyüyünce artık annelerine sahip çıkacakları için, zalim kocanın zulüm gücü kırılmış olur. Ayrıca anne gösterdiği sabır nedeniyle,“Allah sabredenlerle beraberdir” sırrına mazhar olur; her anı ibadete dönüşür, büyük sevap kazanır. Umulur ki bu süreç içinde Allah, kocasına da hidayeti nasip eder.

Bir koca ne kadar zalim olsa da ancak Firavun kadar zalim olabilir, ondan daha zalim olmaz. Firavun’un eşi Asiye Hanım, zalim Firavun’a bile katlanmıştır. Hz. Musa nehirde bulunup çıkarıldığında, yüzlerce bebeğin katili olan Firavun onu öldürmek istemiş ancak Asiye Hanım, buna engel olmuş, Hz. Musa’yı ölümden kurtarmıştı. Bu durum Kur’an’da şöyle ifade edilmiştir:

“Firavun’un karısı şöyle dedi: “(Bu çocuk) benim ve senin için göz aydınlığıdır Sakın onu öldürmeyin. Umulur ki bize faydası dokunur, ya da onu evlat ediniriz.” Oysaki onlar (olacak şeylerin) bilincinde değillerdi.” (Kasas, 9)

Asiye Hanım, gösterdiği sabır ve tahammül sonucu Hz. Musa’yı onun sarayında büyütmeyi başarmıştır. Feci bir şekilde (kafası taşla ezilerek) şehit edilinceye kadar da sabretmiş ve imanını korumuştur.

Kur’an-ı Kerim, bu mübarek hanımdan övgüyle söz ederek yaptığı duayı tüm müminlere öğretmektedir: “Allah, iman edenlere, Firavun’un karısını örnek gösterdi. Hani o, “Rabbim! Bana katında, cennette bir ev yap. Beni Firavun’dan ve onun amelinden koru ve beni zalimler topluluğundan kurtar!” demişti.” (Tahrim, 11)Peygamberimiz (ASV) “Kadınlardan İmrân kızı Meryem ve Firavun’un karısı Asiye kemale erişenlerden oldu.”hadisiyle eriştiği yüksek mertebesine işaret etmiştir. (Tirmizi, Et’ime, 31, Hadis no: 1834)

Her çocuk Musa (AS) kadar masumdur ve yetiştirilmeye hak sahibidirler. Bu itibarla zulüm gören kadınlar, Hz. Asiye’yi örnek almalı, sabırla kendi Musa’larını yetiştirmeye çalışmalıdırlar. Allah yar ve yardımcıları olsun!

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.
Avatar
Abdullah Ademoğlu 7 ay önce

Allah razı olsun. Güzel bir yazı ve güzel tespitler yapılmış. Maalesef toplumumuzun yarası olan bir konu. Allah böyle ailelere sabır versin.