Eger zamanı öldüremezsem zaman beni öldürür. Aliya İzzetbegoviç

Zamana uyun sözü cahil ve zavallılarin söylemidir.

                                                                      Zaman size uymuyorsa zamanla savaşın.                                                                                                         Muhammed İkbal.            

Konuşma dilinde kullanmış olduğumuz her kavramın esasen bir bağ-lamı vardır. Ve biz farketmezsek bile zaman içerisinde hangi kelime ve kavramlarla konuşuyorsak o kelime ve kavramların bağ-lamında bir hayat yaşamaya başlıyoruz. “Kavga artık insanla kelime arasında” madem, o zaman bizi biz kılacak, bağımızın olduğu kendi kelimelerimizle bir hayat görüşü büyük önem arzediyor.

Hemen hepimizin çokça duymuş olduğu bir kavram; “zamanın ruhu”. “Bu zamanda böyle bakış mı olur, hangi çağda yaşıyorsun, bu çağda böyle düşünülür mü, sen hala orada mısın? Bu sorularla başlayan cümleleri kuranlar esasen bir küçümseyerek bakışın yanında bize bir şeyi telkin etmektedir; “Zaman sana uymuyorsa sen zaman uyacaksın, zamanın ruhuna uygun davranacaksın, bu çağda bu çağa uygun bir şekilde düşüneceksin.” Her yerde karşımıza çıkan, çokça altında ezilip büzüldüğümüz bu kavram bizi nereye götürüyor? En genel anlamıyla çağın ruhunu yansıtmak, belli bir döneme ait kitlesel eğilimler, alışkanlıklar, Hegel’e kadar dayanır zamanın ruhu kavramı; zeitgeist.Düşünsel, kültürel, siyasal, dinsel bütün yaşayış, anlayış ve algılar bu kavram çerçevesinde değerlendirilir. Çokça olumlu anlamda kullanılan kavramla karşı tarafın tavrı küçümsenerek ikna edilmeye çalışılır. “Zamanın Ruhuna Karşı” bizim yaklaşımımız nasıl olacak. Bu kavrama biz nasıl bakacağız?

Zamanın ruhu; Modernizm, kapitalizm, aydınlanma, kalkınma gibi hegemonik küresel sistemin her tür unsurunun pazarlanmasını kolaylaştıran bir kavram olarak, hayatımızı ekonomik, sosyal ve kültürel anlamda çepeçevre kuşatmıştır. Zamanın ruhu anlayışı; zamanla kurulan ilişkimizi zamanın sürüklediği yere gitmeye dönüştürecektir. Oysa bize düşen yaşamış olduğumuz çağın gereklerine göre hareket etmek değil çağı iyi okuyarak zamanın ruhuna karşı bir duruş ortaya koymak olacaktır. Madem şimdiyi yaşıyorum o halde haz ve hız çağının gereklerine uygun bir hayat yaşayayım diyemeyiz. Bir Müslüman olarak “sınırsız ihtiyaçların” peşinden koşan bir tüketim çılgını gibi yaşayamayız. Ekseninde salt dünyanın olduğu bir hayatı,tarz olarak göremeyiz. Seküler küresel anlayışın paradigmaları doğrultusunda bir düşünce biçimi ile düşünemeyiz. Hâsılı; Müslümanca bakışa, Müslümanca düşünmeye, Müslümanca yaşama zamanın ruhuna teslim olarak ulaşamayız. Küresel hegemonik sistem zamanın ruhu ile kendisine aykırı davranışı engelliyor, küresel sistemin dışında ekonomik adama uygun davranmayanı bertaraf ediyor, modernizme karşı çıkmayı delilikle eş tutarak, herkesin ekonomik siyasal düşünsel algılarını teslim alarak kendisine mahkûm ediyor. Bugün her birimiz, kapitalizmin bize biçmiş olduğu yaşamın dışında bir hayat modeli ortaya koyamıyorsak dahası bu hayat modelinin dışında bir hayatı düşünemiyorsak teslim olduğumuz zamanın ruhuna esaretimizdendir.

Zaman öldürebilir aynı zamanda oldurabilir de. İbnArabinin dediği gibi “insanı gerçek anlamda insan haline getiren zamandır.” İnsan zaman içinde, olduğu kadar zamanı hakkıyla yaşamış olur. Önemli olan insanın zaman içinde ne kadar olduğudur, ne kadar var olduğudur. Ancak bu anlayışla zamanın ruhunu aşan bir tavır ortaya koyabilir ve zamana yemin eden Kitabı Kerim’in neye ve niçin yemin ettiğini anlayabiliriz.

Sözü Ercan Yıldırım’ın yazımıza esin kaynağı olan “Zamanın Ruhuna Karşı” kitabından yapacağımız alıntı ile sonlandıralım. “ Günümüzde çağı yakalayamayan, arkaik kalmış, zamanın ruhunu kavrayamamış, kavrasa bile ona intibak etmeyi reddetmiş kişilere istihzayla bakılmakta, küçümsenmekte dahası acınmaktadır. Zamanın ruhu dünyayı mutlaklaştıranların gerekçelerini sağlamlaştırmaya yarar… Zamanın ruhunu egemenmedeniyetin kavramları, dili bakış açısı belirler. Bu gün zamanın ruhunu batıyı da aşan çok kapsamlı küresel medeniyet belirlemektedir… Küresel medeniyetin tezlerinin iktisadi kültürünün müslümanlar için uygun olmadığını görememek bir Müslüman için imkânsızdır… Müslümanlar düşünmeye, derin düşünmeye başladıklarında, kapitalizmden bir sistem devşirme uyanıklığınıfikir olarak kutsamayı bıraktıklarında, zamanın ruhunu çok iyi anlayabildikleri gibi, müslümana özgü olanın peşine düşeceklerdir.” vakilli@hotmail.com                 

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.

banner8

banner6