‘’Ben abim için bütün yaşamımı hiçbirtepki vermeden bir kenara itmiştim. Düğün gecesi gelinliği giyen Zehra’ydı.Gelin olan mutlu olan sevdiğine kavuşan oydu. Ben gelinlik değil kefengiymiştim. Ruhumu da çok sevdiğim İbrahim’e göndermiştim. Seven sevdiğini alsındiye, beni bir deliye vermekten çekinmemişlerdi. Bana gelinlik giydirdiklerindebaşım döndü. Gözümün önü karardı boğazımdan acı bir şeyler yükseldi. Kusacakgibi oldum. Biliyor musun o an içimi garip bir ürperti ve öfke sardı. O anakadar hiç kimse sormamıştı sevdiğin biri var mı diye. Sen sordun diyesöyleyeceğim. O sıralarda vatani görevini yapan İbrahim’i ondan habersizsevmiştim. Hatta onunla ilgili bir sürü güzel düş kurmuştum askerden geldiğindeona söyleyecektim. Ben seni seviyorum diye. İç dünyamda İbrahim ile ilgilikurduğum tüm hayallerim sonsuza dek param parça olmuştu. O günden bu güne dekhiç ışık görmeyen tabutun içinde bir cenaze gibi yaşadım. Gündüzün içindekaranlığı yaşadım. Hayatıma güneş yansımadı. Ne zaman güneşe baksam güneşsuratını asıp bulutların arkasına saklandı. Beni yutmaya hazır karanlık,kocaman ağzıyla daima yanımdaydı. Yine de yalnızlığıma eşlik eden tek dostumdu.’’Ara ara hıçkırıklara boğulan Zilan Hanım’ın durumuna alışmıştım. Zilan Hanım’ınelleri sinirden titriyordu. Ve gözyaşlarını ben görmeyeyim diye bir çocukedasıyla eteğinin ucuyla silmeye çalışıyordu. Bir süre hiçbir şey sormadım. Öyleceetrafı gözlemledim. Abarttığımı sanmayın ama kayınbabasının tüm variyetinerağmen budala oğluna reva gördüğü hayat tamamen bir sefaletti.

  Zilan Hanım’ın tek göz odada yaşıyordu.Küçücük bir oda gibi olan evin girişi mutfak olarak kullanılıyordu. Evin birkaçyerinde çatlaklar oluşmuş, korkutucu tavan her an çökecek gibi duruyordu. Duvarlarınsıvası dökülmüştü. Odanın giriş kapısı düşecek gibi emanet duruyordu. Duvardiplerine serdiği yer minderlerinin üzerindeki rengârenk yamalar, minderlerinetrafına, duvara doğru dizdiği kılıfsız yastıklar yoksulluğu resmediyordu. Kapıdaniçeri girince hemen hissedilen rutubet kokusu insanın burnunu yakıyordu. Aslındaevin hali Zilan’ın yaşadıklarını anlatmaya yetiyordu.

  Nihayet Zilan Hanım kendini toparladı.Ayağa kalktı, derin bir nefes aldı. Dizlerinin titrediğini gizlemek için olsagerek düzensiz adımlar atarak odanın içinde dolaşmaya başladı. Yüzü tıpkı birölünün yüzü gibi soluk ve beyazdı. Tüm damarlarından kanı çekilmiş gibiydi. ZilanHanım bir süre odanın içinde gidip geldi. Gereksiz yere birkaç defa kapıyı açıpkapattı.

  Zilan Hanım kaldığı yerden devametti. ‘’Düşünsene’’, dedi: ‘’Abim, sevdiği kızı almak için beni kurban etmişti.Elinin tersiyle bir eşyaymışım gibi itmişti bir kenara. Zehra’nın kardeşibudala Selim’in eşi olmama göz yummuştu. Dedim ya ben onun için hayatımdan,sevdiğim İbrahim’den vazgeçmiştim. Bu budala adam boşu boşuna ölümüne benidöverken abim bu deli adamın yaptıklarına kayıtsız kalıyordu. Sesini çıkarsarahatı kaçacaktı.

  Bugüne kadar çektiğim acıları içimeattım. Artık neye, kime kızdığımı bile bilmiyorum. Annemle ablalarım benimlebir hastayla ilgilenir gibi ilgilendiler. Çoğu zaman onların şefkati bana acıve ıstırap veriyordu. Benim için tüm insanlar ölü gibiydi. Ve ben bu ölüinsanların arasında bir gölge gibi hissediyordum kendimi. Ölümü özlüyordum.Dört gözle bekliyordum. Boş ve anlamsız uğraşlarla kendimi uyuşturuyordum.Artık mecalim kalmamıştı. Dehşetten delirmek üzereydim. Canıma kastetmemek içinbazen kendimi zamansız dışarı atıyordum. Ancak bu ev dışında rahat nefesalabiliyordum. Dışarı çıktığımda gözüme takılan bir ağaç, özgürce uçan bir kuşveya masmavi gökyüzünün sonsuz genişliği bana bir nebzede olsa huzur veriyordu.’’

  Zilan Hanım kendi geçmişine biruçurumun kıyısındaki insana bakar gibi bakıyordu. Zulüm adına yapılan her negörse, ona kendisini hatırlatıyordu. Erkek çocuk doğurmayan ya da hiç çocuğuolmayan kadınların kumaya mecbur katlanmalarını, baştan çıkarılan ve sonra terkedilen çaresiz kadınları, zorla evlendirilen ve hayata hep dışarıdan bakmakzorunda kalan genç kızları ve… 


Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.