İSLAMA GÖRE DEVLET BAŞKANININ GÖREVLERİ

  Malumdur ki, islami literatürde, imamet makamı ikiye ayrılır: 1-İmamet-i Kübra (büyük imamlık Devlet başkanı/halifelik makamı) 2- İmamet-i süğra (küçük imamlık, insanların önünde namaz kıldıran vs. kısaca)   Şimdi, İmamet-i Kübra'nın görevleri nelerdir? İmamet-i süğra denilen, makamda duran zatın vazifeleri nelerdir ona kısaca bakalım: İmamet-i Kübra, yani Devlet başkanlığı vazifesi kendisine tevdi edilen şahıs; özelde ümmetin, genelde ise İslâm devletine teb'a olan herkesin haklarını korumakla mükelleftir. Misal olarak, yeryüzünde fitne çıkarmaya çalışan kafirlerin üzerine cihad ordularını göndermek, yetimlerin her türlü ihtiyaçlarını gidermek ve onları buluğ çağına kadar büyütmek, maddi imkânları olmayan bekarları evlendirmek, dul ve kimsesiz ile yaşlıların ihtiyaçlarını gidermek; bulunduğu beldede, insanlara Cuma namazını kıldırmak ve benzeri vazifeleri vardır.   İmamet-i süğraya gelince, o da; devlet (halife) tarafından, insanlara İslâm'ın hükümlerini anlatmanın yanı sıra, bulunduğu toplumda, emr-i bil maruf ve neyh-i ânil münker konusunda ammeyî uyarmak, sosyal ve siyasal hayatta, örneklik teşkil edecek şekilde insanlara rehberlik etmekle vazifeli ve sorumludur vb... Gerekli olduğu zamanlarda, o da; ümmete öncülük edecek şekilde, cihada iştirak etmekle, her fert gibi mükelleftir. Peki, Hilafet müessesesinin İslâm beldelerinden kaldırıldıktan sonra; İmamet vazifesinin görülmesi nasıl olacak diye bir soru akıllara gelebilir. Tam da burada, "Dar" mefhumu gündeme girer ki, Müslümanların; "DAR" mefhumunun söz konusu olması halinde, mezkûr fıkha göre yaşamaları vacip hale gelmektedir. Dar mefhumu, çok uzun bir konu olduğu için yeri burası değildir! Şimdi İslâm âlimlerine göre; Hükumetin vazifeleri nelerdir, başlıklar halinde ona bakacağız: 1- Hükumetin: (Hilafet veya idare merci makamı) Adalete riayet edilmesi. 2- Güçlü otorite. 3- Genel güvenlik. 4- inanılan ve yaşanılan din. 5- Düzenli ve Sürekli olan iktisadi Nizam. 6- Geniş Emel (Emel-i Fesih). Söz konusu altı maddelik konuları, ayrı ayrı izah etmemizincimkânı yoktur. Çünkü, çok yer kaplayacaktır. Dileyen, aşağıda ismini verdiğimiz kaynak eserden, daha geniş malumat elde edebilirler. Ancak, İslâma göre; devlet başkanına (Halifeye) neden ihtiyaç vardır kısaca ona bakalım: yukarıda vermiş olduğumuz 6 maddelik başlık ve devamında vereceğimiz konular hakkında; daha geniş bilgiye ulaşmak isteyen, "Yusuf Kerimoğlu Hocanın, "Devlet ve Siyaset Üzerine Notlar" isimli eserinin 191 ila 197 sayfalarından ulaşabilirler) Bazı akaid kitaplarında; müslümanların ortak ihtiyaçları beyan edilirken, "Müslümanlar için bir imama (Halifeye) mutlak surette ihtiyaç vardır, denilir ve devamında: -Dini hükümlerin uygulaması, -Cezaların tatbiki, kafirlere karşı -Ülke sınırlarının korunması, -Cihad için ordu teşkil edilmesi, -Sadakaların (zekâtların) toplanması, -Zorbaların, soyguncuların ve eşkiyaların zabt-u rapt altına alınıp cezalandırılması, -Cum‘a namazlarının edâ edilmesi, insanlar arasında ortaya çıkan ihtilafların kaldırılması, -Hukukun üzerine kâim olduğu şahidliklerin kabulü, ve -Velileri bulunmayan (kimsesiz) çocukların ihtiyaçlarının karşılanması, eğitilmesi, evlendirilmesi ve ganimet mallarının taksimi gibi önemli meseleler İmam sayesinde icra edilir." Şimdi Allah için konuşmak gerekirse, İslâm nizamın da öngörülen söz konusu güzelliklerin kaç tanesini; bugün yaşadığımız modern dünyanın idare sistemlerinde bulabiliriz? Kanaatimce, ufak tefek istisnaları dışında; hiçbirini...   Laik ve demokratik toplumlarda egemen olan beşerî anayasa ve kanunlar vasıtasıyla; bırakın insanların maddi ve manevi ihtiyaçlarının karşılanması; sadece bekârların evlendirilip ve sokaklarda yaşam mücadelesi veren kimsesizlere sahip çıkılması bile yeterli olurdu? Evet, huzur evlerini, kadın sığınma evleri ve kimsesiz çocukların barındıkları koruma yurtlarının varlığını inkâr etmek mümkün değildir! Lâkin, o mekanların kaç tanesinde; insana, adalet ve merhamet dahilinde muamele edildiği biraz muamma gibi. Hani, arada bir yazılı ve görsel medyaya düşen haberlerde; orada bulunan yaşlı ve çocukların, bakıcılar tarafından dövüldüklerine aşina olmaktadır meseledir... Bu ve buna benzer birçok örnek, gösterilebilir! Hakikat şudur:   Bu anlatılanların, harfiyen yerine getirilmesinin; İlahi bir nizamın yürürlükte olmasıyla mümkündür ancak! Başka türlü olmasının imkân ve ihtimali yoktur!... Kalın sağlıcakla efendim. 04 Ağustos 2022.