BÖLGESEL KENETLENME GECİKTİRİLMEMELİ

Bağımsızlık ve self determinasyon kavramları modern ulusdevletler çağının önemli iki unsuru. Özellikle ikincisi. Yani ulusların kendikaderlerini belirleme hakkı. Bu açıdan bakıldığında, bölgemizdeki devletler bağımsızsayılmakta ve en büyük devletsiz ulus olan Kürtler de, bu haklara sahip olanlararasında yer almakta. Bir zamanlar bu bölgeyi parçalara ayıran, bu nizamı kurangüçlerin o gün neden bu ilkeyi işletmek istemediklerini sorgulamak gerekir? Aynı güçlerin, bölgede bulundukları ve yenidenşekillendirip, yeni sömürü sistemiği kurarak güncellemeler yaptıkları bugünlerde coğrafyadaki hiçbir ulusu insan sınıfına koymayan ırkçı batızihniyetinin sınırlarımızı belirleme çabalarına hız verdikleri görülmekte. O gün, uzun sürecek ve zemine ve zamana yayılacak sorunlarbarındıran sınırlar çizen bu güçler, aynı ilke ile yeni güncellemeler, yeniparçalamalar ve ihtilaflar peydahlama peşindeler. Bu açıdan bakıldığında, özellikle bölgemizdeki ve geneldeise küresel egemenler dışındaki ülkelerin/ulusların gerçek anlamda ne derecebağımsız oldukları, mevcut ulus devlet sistematiğinin belirlediği bağımsızlıktanımlamalarının ve çizilen sınırların ne derece doğal ve sahici olduklarınısorgulamamız gerekir. Bu sorgulamaları ve endişeleri, Kürtlerin talepleridillendirildiği, söz konusu olduğu zamanlarda ve bu taleplerin gerçekleşmesiyönünde ilerleme sağlandığı durumlarda değil; bölgeyi gerçek anlamdabağımsızlaştırmaya yönelik samimi bir çaba ve bu çaba doğrultusunda ete kemiğebürünen politikalar ortaya koyarak dile getirmeliyiz. Bölgemiz ülkeleri, batıdan/küresel güçlerden bağımsızbölgesel ve adil bir yapı kurarak, ulus devlet yerine, etnik eşitliğinin erk,hak ve icraat/pratik anlamda mümkün kılan, ilkelere dayanan bir yapı kurabilmişolsalardı, ulusların veya diğer etnisitelerin bağımsızlık(ayrılma) olanaklarıönemsizleşirdi. Bölgede buna en çok yaklaşan politikaları İran’ın izlediğinigörmekteyiz. İran, bağımsızlığın, birbirimizden ayrılmanın tam tersine,birleşme ve küresel güçleri bölgeden kovmakla mümkün olacağı tezi doğrultusundabir mücadele vermektedir. Buna karşın, Kürtleri tatmin edici ve kendisindenkopmasını engelleyecek politikalarda başarılı sayılamaz. Kürt idamlarınınoluşturduğu algının olumsuz yönetilmesini engellemekte de başarılıolamamaktadır. Her şeyin mükemmel olduğunu söylemenin mümkün olmamasınarağmen İran, Kürtlerin etnik anlamda ve yasalar karşısındaki eşitlik açısındanen fazla özgür oldukları ülkedir. İran pratikte ulus devlet uygulamalarınınhissedilmediği yapısından dolayı ve Kürtlerin dil, kültür gibi engellerininolmaması bakımından, diğer taleplerin zemin bulmasının en zor olacağı ülkedir.Ancak, buna rağmen batı, İran Kürtlerini de rahat bırakmayacak, karışıklıkçıkarma çabalarından vazgeçmeyecektir. Kaos ve savaşların devam ettiği ve bir adım sonrasının neolacağının belli olmadığı bu ortamda, Irak’taki bağımsızlık referandumundançok, o yönde atılacak erken adımların, defaktoların ciddi riskler barındırdığıve pişmanlık getirebileceği gibi ciddi endişeleri unutmamakta yarar görüyorum. Bu risklerin neler olduğu hakkında birçok öngörü mümkün. İçve dış savaş, bunların en önemlilerindendir. Batıya güvenmenin hata olacağı kesindir. Bölgede, Kürtlerin yaşadığı diğer ülkelerdeki dominoetkisinden endişe duyulmakta, bölgenin yeni sorunlara ve daha büyük kaoslarayol açacağı gerçeği dillendirilmekte. Diğer bir risk, Kürtlerin doğudan kopmaları ki bu Kürtkimliğinin sekülerleşmesi ve yağmurdan kaçarken doluya tutulması sonucunudoğurabilir. Batının en çok da, Kürtlerin kaşına gözüne hayran olmaktandeğil; Kürt sorununu yeni evrelere taşıyarak kendi bölgesel ve küresel ölçekliprojelerini devam ettirmenin peşinde olduğu su götürmez bir gerçek olduğubilinmelidir. Tüm bu olasılıklara rağmen, kararlılık gösterilenreferandumun, bir soruna yol açmayacak tarzda yapılmasını arzu eden bölgeülkelerinin, Irak Kürtlerinin çektikleri acıları, yaşadıkları süreçleri gözönünde bulundurarak, oradaki halkların, bölgeyi daha da istikrarsızlaştırmadanverecekleri kararları ve gerçek anlamda iradelerinin tecelli etmesi halinde,mevcut dünya düzeni ve uluslararası sisteme göre, bu iradeye karşı çıkmadurumunda olmayacakları görülmektedir. Yani mevcut dünya sistemine göre, Irak Kürtlerininreferandum yapma ve Irak’tan ayrılmakla sonucu çıkar da, Kürtler, bölgesel iyiniyet, barışçı politikalar teminatı verir ve BM gibi uluslararası kuruluşlar daonaylarsa, Kürt devleti mümkün olacak ve buna müdahale edenler, uluslararasıkuralları çiğnemiş sayılacaktır. Bunlar olduktan sonra, sürdürülebilirlik, yeni yapının bölgeile doku uyuşması sağlayıp sağlayamayacağı önemli olacak. Bir de, Kürdistan’ın ikinci bir İsrail olacağı endişelerivardır. Bu endişeyi, gerçekten İsrail’e karşı dik duranlar dışındakilerindillendirmesi gayri ahlakidir. Diğer bir husus, mevcut konjonktürde, her ülkenin İsrailolup olmayacağı veya kaçıncı İsrail olacağı da kendi kararlarıdır. Yani burada kastettiğim, bu endişenin var olduğu, mümkünolduğu ancak sahici olmadığıdır. Esas endişe Kürtlerin bağımsız olmasıdır,İsrail olması değil. Kürdistan İsrail olabilir. Bölge ülkeleri onu yalnız bırakırve küresel güçlerin kucağına iterse, elbette ki ikinci İsrail olur. Yanibölgenin diğer batıcı ülkeleri ve işbirlikçi körfez ülkeleri gibi. Onlarikinciliği Kürdistan’a verirlerse tabi. Irak Kürtleri, yaşadıkları süreçler, toplumsal yapıları veözgün/özerk süreçlerden geçmeleri, dil, yazı ve toplumsal kimlik bakımından veuluslararası kabul bakımından da, bir devletin şekli olarak, kurumsal anlamdasahip olması gereken yapıları (ordu, meclis, polis, eğitim, sağlık, medya,hükümet, bayrak, kimlik vb) bakımından olgunlaşma yaşamış ve zaten reel olarakbir devlet görünümü vermekteler. Bilindiği üzere, fiili bir durum yıllardırdevam etmektedir. Ancak bu fiili durumun yıllardır devam ettiği halde üç yılönce ABD IŞİD’i, bölgeyi işgal etmesi için gönderdiğinde, Musul kısa bir süredeişgal edilmiş, Erbil’e girmek üzere olan IŞİD, İran tarafındandurdurulabilmişti. Musul’un, bir mermi sıkılmadan ve hatta silahlarını oradabırakarak IŞİD’e terk edilmesi hala soru işaretleriyle birlikte,hafızalarımızdaki yerini ve tazeliğini korumaktadır. Bu bakımdan bölgede, özellikle Suriye ve Irakta devam edensavaş ve kaos ortamının, belirsizlik ve olumsuzluklar barındırdığı aşikar olduğunubelirtmek gerekir. Dolayısıyla bu referandumun, ayrılma ile sonuçlanması vebunun uygulanması, reel olanı resmileştirme ve ilan etmenin ötesine geçmeyeceğigibi iyimser bir sonuçla sonuçlanacağı da mümkün. Eğer ayrılma olacaksa, böyle olması umulur. Ama gönlümüz, bölge halklarının birbirinden ayrılma değil;hukuk temelinde kenetlenerek bölgemizden, küresel egemenleri çıkarmaya yönelikyapılar oluşturmalarıdır. Rabbim, başta, Kürtlerle ilgili açıklamalarını beğenmediğim,Hamas'ın mücadele ettiği Filistinli kardeşlerim olmak üzere, tüm mazlum veMüslüman coğrafyaların, Arapların, Türklerin, Afganların... ve ümmetinyetimleri olan Kürtlerin gerçek anlamda kurtuluşlarını görmemizi nasip etsin. Selam ve dua ile.