CÖMERTLİK

Adamın biri oldukça cimri sayılan bir başkaadama misafir olur. Cimri ev sahibini bir telaş alır. Sıkılır durur.Misafiriyle bir yandan sohbet etmeye çalışırken bir yandan da “nerden çıktı buadam. Şimdi bir sürü masraf etmem gerekecek. Bu adama ben şimdi ne yedireyim”diye geçirip duruyormuş. Sıkıla sıkıla düşünürken birden aklına kendince parlakbir fikir gelmiş. “Sofraya yemek olarak bir tas pekmez koyarım. Pekmezinyanında bir de hafif kuru bir ekmek koyarsam adam ekmeğini pekmeze banacak,böylece zaten sulu olan pekmezden ekmeğine fazla yapışmaz bende hem ikramdabulunmuş olurum hem de pekmezim de fazla gitmemiş olur” diye düşünmüş. Yemekvakti gelince aklından geçenleri aynen uygulamış. Misafirine “buyur yemekyiyelim” deyince uzun süredir aç olan misafir bir iki ekmek banma denemesindenpek de bir sonuç alamayınca iki eliyle pekmez tasını tutarak içmeye başlamış.Adam pekmezi içerken ev sahibi telaşla atılmış: “Beyim, pekmezi içme, yüreğin yanar” Misafir pekmezin tamamını içtikten sonra ağzını silmişve ev sahibine dönerek şu cevabı vermiş: “Merak etme Allah yüreği yananı çok iyi biliyor…” CömertlikMüslümanlara yakışan bir vasıftır. Özellikle yemek ikramında bulunmak, yedirmekve içirmek oldukça önemli bir haslettir. Bu önemli hasletin ramazan ayı ilesınırlandırılması çok dar bir kalıp olur. İnsanları sofrasına davet ederekonlara çeşitli yemekler hazırlanması hem sosyal hem de psikolojik davranışlardaolumlu sonuçlar doğurduğu güçlü bir kanaattir. Zira samimiyet ve ihlâsınpekiştirilmesinde yedirip içirmek önemlidir. Yemek yapıp insanlara ikram etmek kişinin kendikazancından olmalıdır. Başkalarının kesesinden yapılmaya çalışılırsa ocömertlik olmadığı gibi çirkin bir davranış olur. Mesela bazı insanların,zekâtının bir kısmı ile yoksul insanlara ziyafetler hazırlayıp yedirdiğisöylenir. Bu durumda zekâtın bir kısmı ile hazırlanan bir yemek olduğundandavet sahibi de o yemekten yiyemez. Davet sahibi yemek yememesi davetlilerinhor görülmesi, aşağılanması şeklinde anlaşılır. Zira yoksul insanlarla beraberyemeye tenezzül etmediği gibi bir durum oluşur. Bu durum hiçbir şekilde hoşkarşılanacak bir durum değildir. O yoksul insanlar da mecburiyetten de olsakendilerine yemek yediren adamların cömertliğinden söz ederler. Kendilerineziyafet verdiklerini, eli açık adamlar olduklarını söylerler. Oysa gerçektedurum tam tersidir. Çünkü zekât o varlıklı insanlara ait bir mal değildir.Zaten yoksullara verilmesi gereken, yoksullara ait bir maldır. Onlar başkasınınmalından cömertlik yapmaya çalışmıştır. Asıl olan kendi kazancından veparasından insanlara yemekler hazırlayıp takdim etmektir. Davetlerde çok abartılı yiyeceklerinhazırlandığını görmekteyiz. Hatta bazı davetlerde on kişilik bir grup için yediveya sekiz kilo et kullanılarak yemek yapıldığı söylenir. İnsanlar “yapacağımyemek beğenilmeli, bu adama helal olsun ne kadar çok ve çeşitli yemekyapmıştı” dedirtmek için davet vermemelidir. İkram edilecek yiyeceklerin çokabartılı olması gerekmez. Mütevazı davranılması gerekir. İkram edilecek yiyecekbir lokma ekmek de olabilir. Önemli olan o lokma ekmeğin halis duygular ilepaylaşılıyor olmasıdır. Ne olursa olsun Allah rızası hedeflenerek yapılıyorolması gerekir. Zaten insanların birbirini davet etmesi ve yemek ikramlarınınazalmasının sebeplerinden biri de budur. Tevazu ile hazırlanmış bir yemek ileiktifa edilmesini bilmek gerekir. O yemek bir samimiyet içinde yenilmeli veAllah’a şükredilmelidir. Hem o nimetleri verdiği hem de dostlukların vearkadaşlıkların sebebi olduğu için. Cömertlikve yemek vermek en kıymetli işlerdendir. “Allah, cömerde cömert davranır”,“Cömerdin imanı kuvvetlidir” ve “En kıymetli amel, bir mümini; yemek yedirmekveya başka bir ihtiyacını görmek suretiyle sevindirmektir” mealinde hadislerinvar olması yemek ikramının önemini göstermektedir. Resulullah (sav) buyurdularki: "Cennette bir takım odalar vardır. Dışları içlerinden, içleri dedışlarından görülür." Bunu işiten bir bedevi ayağa kalkıp: "Bu odalarkimlere aittir?" diye sordu. Hz. Muhammed (sav) : "Sözü güzelyapan, yemek yediren, oruca devam eden, gece herkes uyurken namazkılan kimselere ait!" buyurdu.(Tirmizi-Birr-53) Cömertdavranan insanlar dünyada ün yapmıştır. Herkes onların cömertliğinden sözetmiştir. Mesela Hatem-i Tai. İslamiyet’ten önce yaşamış olmasına rağmencömertliği ve misafir severliği yüzünden övülmüş, dillere destan olmuştur.Hazret-i Ali, parası yokken bile, çok cömertlik yaptığı rivayet edilir.Allah’ın övgüsüne mazhar olmuştur. Cesurluğu mertliği ve cömertliği ilânihayesöylenecektir. İnsanlara ikramda bulunmaktan kişinin “yüreği”yanmamalıdır. Zira rızkı veren Allah’tır. O’ her şeyi işitendir her şeyigörendir ve her şeyi bilendir… Afiyette Kalın Samburek47@gmail.com